| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 124 |
| Tarih: | 09.08.2026 |
YÜKSEL ARSLAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Bu maddeyle 15 Temmuz darbe teşebbüsü devamı niteliğindeki eylemler sırasında yararlanan ancak malul sayılmayan veya derece tespiti yapılmayan kamu görevlileri ve sivillere aylık bağlanması amaçlanmaktadır. Geçmişte malul sayılmayan, sayılmadığı için haklarından yararlanamayan vatandaşlarımıza aylık bağlanması ve bazı aylıklarda iyileştirme yapılmasını ilke olarak olumlu buluyoruz ancak bu düzenleme yıllardır süren hak farklılıkları ve adaletsizliği ortadan kaldırmaya yetmiyor. Yetmediği gibi sadece belli bir mağduriyeti gidermeye yönelik bu düzenleme neden şimdi böylesine dar bir takvimde gündeme getiriliyor? PKK ve KCK mensupları açısından af niteliğinde sonuçlar doğuracak çerçeve yasa öncesi getirilen bu düzenleme "Af yasası olmasa gaziler kimsenin aklına gelmeyecek." gibi bir durum ortaya çıkardı; bir suspus payı gibi vicdanı rahatlatma çabası görüntüsü vermektedir. Madem şehitlerimizin emanetine, gazilerimizin hakkına sahip çıkmak için bir düzenleme yapıyoruz, neden bütün gazilerimizi ve şehit yakınlarımıza aynı adalet terazisinde tartmıyoruz? Şehadet haberi bir eve düştüğünde annenin, babanın veya eşinin gözyaşı diğerlerinden daha mı az akıyor? Şehidin şehitten, gazinin gaziden üstün tutulduğu bir sosyal hak düzeni kabul edilemez. Bir tarafta aylık bağlıyorsunuz, diğer tarafta yıllardır hakkını arayan vazife malullerini ve gazi sayılmayan 23 bin vatan evladını görmezden geliyorsunuz. Bir tarafta yeni haklar tanımlanıyor, tanınıyor, diğer taraftan, seslerini duyurabilmek için 500 metre ötede Güvenpark'ta eylem yapan açlık grevindeki gazilerimizi ve şehit yakınlarımızın feryadını duymuyorsunuz. Onlar bu vatan ödedikleri bedelin karşılığında hak ettikleri adaleti istiyorlar. Bir de 500 şarapnel parçasıyla yaşayan ve kalıcı sağlık sorunlarıyla hayatına devam etmek zorunda kalan 23 bin vatan evladı sizden sadece gazilik onuru bekliyor, başka bir şey beklemiyor.
Teklifin en temel sorunu statü ve aylık farklarının ortadan kaldırılmasıdır. Aynı olayda hayatını kaybeden veya yaralanan kişilere rütbe, ünvan, eğitim düzeyi, derece, kademe ve kurum temelinden farklı aylıklar bağlanmaya devam etmektedir. Bunun bir örneğini de vazife malullerinde görüyoruz. 2013 yılında yayımlanan genelgeyle 5434 sayılı Kanun'a tabi er vazife malullerine önemli sosyal ve mali haklar tanınmıştı ancak aynı görevi yapan ve aynı riski alan 5434 sayılı Kanun'un 45'inci maddesiyle 5510 sayılı Kanun'un 47'nci maddesi kapsamında vazife malulü sayılan rütbeli personelimiz bu hakların dışında bırakılmıştır. Aynı görevde omuz omuza mücadele eden iki vatan evladını görev bittikten sonra hangi vicdanla birbirinden ayırıyoruz? Bu nedenle, er vazife malullerine tanınan sosyal ve mali haklar rütbeli vazife malullerine de tanınmalıdır. 4/A, 4/B, 4/C kapsamında yeniden çalışan vazife malullerin aylıkları kesilmemelidir, cezalandırılmamalıdır, vazife malullerimizin aylıklarında en az yüzde 25 iyileştirme yapılmalıdır, 5000 prim günüyle de emekli hakları sağlanmalıdır. Tek, açık ve adil bir statü sistemi kurun, aylıklarının en yüksek emsal üzerinden eşitleyin. Görev, rütbe, eğitim, derece, kurum, olay tarihi ve yararlanma biçimi üzerinden oluşturulan ayrımları kaldırın. Görev nedeniyle meydana gelen fiziksel ve psikolojik zararları hak sahibi lehine değerlendirin. Eğitimden sağlığa, istihdamdan ulaşıma, barınmadan bakıma kadar bütün sosyal hakları kalıcı şekilde güvence altına alın. Bütün şehit yakınlarımızı, gazilerimizi ve vazife malullerimizi kapsayan kapsamlı bir düzenlemeyi bu Meclisin önüne getirin. Artık şu utanca da son verelim: Bu ülke için canını ortaya koymuş bir gazi hakkını alabilmek için açlık grevine girmek zorunda kalmasın. Emperyalist güçler tarafından yazılan kirli senaryolara figüranlık yapılırken bayrak, ezan, vatan, millet nöbeti tutan, tarih boyunca bu vatan uğruna can veren, mücadele eden saf masum Anadolu çocukları her zaman olduğu gibi bugün de öz yurdunda garip bırakılıyor. Bize düşen, onların arasında ayrım yapmak değil, emanetlerine sahip çıkmak, haklarını teslim etmek ve başlarını öne eğdirmemektir. Tarihte olduğu gibi, hep Anadolu'nun saf evlatları ölür, yönetmeye geldiğinde itilip kakılır, yok sayılır. Yine, bugün de öz yurdunda Türk garip, Türk kimsesiz.
Bu düşüncelerle, vatan uğruna canını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, canını ortaya koyan tüm gazilerimizi saygıyla, minnetle selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)