GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:124
Tarih:09.08.2026

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Sayın Komisyon Başkanımız burada yok maalesef ama ben sözlerime başlamadan önce sayın Komisyon üyelerinin ve Sayın Başkanın da dinlediğini farz ederek bir şey söylemek istiyorum: Sayın Komisyon Başkanının şahsım adına da partim adına da daha çok önemi kendisinin Genelkurmay Başkanlığı yapmış olması ve şanlı yüce Türk ordusunda ömrünü geçirmiş olması. Ondan dolayıdır ki ayrıca kendisi bu makamlara gelene kadar da -hepimizin bildiği üzere- özel eğitimler almış, seçilmiş, nadir insanlar arasındadır, bizim kendisinden beklentimiz bu yüzden biraz fazladır. Maalesef, kendisinin PKK'lı teröristleri affetme yasasına imza atmış olması ve biraz önce konuşurken şehit yakınları ve gazilerimizle ilgili olan konuşmalarının taraflı gibi görünmesi bizim canımızı çok acıtmıştır; çığlıklarımızın tek sebebi budur. Bunu hem Sayın Komisyon Başkanının hem de sayın Komisyon üyelerinin ve Genel Kurulun dikkatine bir kez daha sunmak istiyorum.

Bugün konuştuğumuz bu kanun teklifi çok kıymetli, aynı zamanda çok önemli. Neden? Yine, klişe olacak ama bugünlerde bunu tekrar etmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Eğer biz bu kürsüde rahat rahat konuşuyorsak, rahat siyaset yapabiliyorsak, sokaklarda gezebiliyorsak, çoluğumuzu çocuğumuzu rahat rahat okula yollayıp onlarla rahat bir hayat yaşayabiliyorsak bunu bu vatan ve bayrak uğruna gözlerini kırpmadan canını feda eden kahraman şehitlerimiz ve gazilerimiz sayesinde yapmaktayız. Bunun karşılığı da hiçbir ekonomik bedelle ölçülemez. Bir kez daha bu vesileyle başta, Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bize bu toprakları vatan yapanları rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Tabii ki bu kahramanlarımız için yapılan her düzenleme bizim için kıymetlidir ama maalesef dağ fare doğurmuştur çünkü şehit ailelerimizin ve gazilerin yıllarca bekleyen problemlerine yirmi beş yıldır ülkeyi yönetenler tarafından elle tutulur bir çözüm maalesef gelmemiştir. Ayrıca, Türkiye'de kırk yıldır terörle mücadele vardır, yine, yirmi beş yıldır aynı iktidar Türkiye'yi yönetmektedir ama sizin ifadenizle son iki yıldır sıkı bir şekilde şehit yakınları ve gazi hakları için çalışıp bu teklifi hazırladınız. Siz ne derseniz deyin kusura bakmayın ama İmralı canisi, bebek katilinin parafladığı kanun teklifinin Meclise sunulduğu gün bu kanun teklifinin Milli Savunma Komisyonunda görüşülmesini ve yine aynı yasanın Genel Kurul oylamasından bir gün önce Genel Kurula bu şehit yasasının inmesini ahlaki açıdan doğru bulmadığımızı da burada bir kez daha belirtmek istiyorum.

Gelelim kanunun 1'inci maddesine. Bu maddede tüm vazife malullerinden hayatını kaybedenlerin anne ve babalarına bağlanacak toplam aylık tutarının net asgari ücretten az olmaması öngörülmektedir. Kapsamdaki sınırlamaların kaldırılması olumlu olmakla birlikte, düzenleme yalnızca ana ve babaya bağlanan aylığın toplamına alt sınır getirmektedir. Her bir anne ve babanın ayrı ayrı hangi tutarda aylık alacağı açık değildir. Uygulamada bir aylığın eşit şekilde paylaştırılması söz konusudur. Toplam aylık yaklaşımı 2 hak sahibi arasında bölündüğünde tek tek kişilerin insanca yaşam düzeyine ulaşmasını garanti etmemektedir. Madde, şehit eşleri, çocukları ve diğer hak sahipleri arasındaki aylık farklılıkları ortadan kaldırmamaktadır. Rütbe, unvan, derece, kademe ve kurum kaynaklı eşitsizlikler devam etmektedir. Şehit yakınlarına bağlanan aylıkların yalnızca asgari ücret düzeyinde tutulması yeterli değildir. Tarafımızca hazırlanan kanun teklifinde aynı olayda hayatını kaybeden kişilerin hak sahiplerine yapılacak ödemelerin en yüksek emsal aylık üzerinden eşitlenmesi ve mevcut aylıklarının üç ay içinde yeniden hesaplanması öngörülmüştür. Maddede yer alan "ana ve babalara" ibaresi aylığın anne ve baba arasında bölüştürülmesi şeklinde uygulanmaktadır. Vazife malulünün anne ve babası ayrı ayrı hak sahibi olup her bir evladını vatan ve millet uğruna kaybetmenin aynı acısını yaşamaktadır. Bu nedenle her iki ebeveynin de sosyal güvenlik hakkından bağımsız ve eşit şekilde yararlanması sosyal devlet ilkesinin ve hakkaniyetin bir gereğidir. Bu kapsamda komisyonda sunmuş olduğumuz önergemizle aylığın anne ve baba arasında paylaştırılmasının önüne geçilmesi ve her iki hak sahibine net asgari ücret tutarından az olmamak üzere ayrı ayrı aylık bağlanacağının tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça hüküm altına alınması amaçlanmıştı ama maalesef bu önergemiz yine iktidar partisi milletvekillerinin oylarıyla reddedildi, bunu da Türk milletinin bilgisine sunuyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)