| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 124 |
| Tarih: | 09.08.2026 |
CHP GRUBU ADINA KADİM DURMAZ (Tokat) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri ve bizleri izleyen aziz milletimiz; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime Anayasa'mızın 61'inci maddesini hatırlatarak başlamak istiyorum: "Devlet, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malûl ve gazilerini korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlar." diyor. Bu hüküm yalnızca bir Anayasa maddesi değildir; bu, devletimizin şehidine, gazisine ve onların emanetlerine karşı taşıdığı tarihî ve vicdani sorumluluğun ifadesidir. Devletin görevi ispat beklemek değil hak sahibini bulmak, tanımak ve hakkını eksiksiz teslim etmektir. Bugün burada yalnızca maaşları, katsayıları, dereceleri veya ekonomik göstergeleri konuşmuyoruz; biz bugün adaleti, eşitliği ve vefayı ortak konuşmalıyız. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin lehine atılan her adımı destekliyoruz ancak olumlu düzenlemelerin yanında yıllardır devam eden temel adaletsizliklerin de artık bir çözüme kavuşturulmasının zamanının geldiğini bir kez daha hatırlatıyoruz. Yirmi beş yıllık AK PARTİ iktidarı döneminde bu anlamda 22 temel düzenleme yapılıyor ama bugün hâlâ konuşuyorsak buradaki sorun bu Parlamentonun, Gazi Meclisin ortak aklından uzak yapılan düzenlemelerin sonucudur. Şehit ve vazife malullerinin anne ve babalarına yönelik aylık güvencesinin genişletilmesini olumlu buluyoruz ancak anne ve baba hayattaysa bu desteğin bir tek toplam tutar üzerinden değil anneye de babaya da ayrı ayrı, insan onuruna yaraşır, güvence sağlayacak şekilde düzenlenmesi gerekir. Bakım ihtiyacı bulunan malul gazilerimize yönelik ilave ödemenin artırılmasını da olumlu buluyoruz ancak ağır malul bir gazimizin bakımını kim üstlenecek; rehabilitasyonu nasıl sağlanacak; bakım veren aile bireyine nasıl destek olunacak; sağlık, ulaşım, ilaç, tıbbi cihaz, günlük yaşam giderleri nasıl karşılanacak; belirsizlik var. Gerçek sosyal devlet yalnız maaşı artırmaz; gazisinin hayatını, ailesinin tamamını güvence altına almalıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gazilerimizin yıllardır söylediği temel gerçek artık bu Meclis tarafından duyulmalıdır. Mesele yalnızca maaş meselesi değildir, eşit statüdür; mesele emsal özlük hakkıdır, mesele adalettir. Aynı operasyona çıkan, aynı siperde duran, aynı kurşunun ve aynı mayının karşısında vatanını savunan insanlar arasında sonradan hak bakımından farklılıklar devlet eliyle oluşturulmamalıdır. Kurşun rütbe sormadı, mayın "Er misin, uzman mısın, astsubay mısın?" diye sormuyor, bomba "Hangi kurumda görev yapıyorsun?" diye de sormuyor. Öyleyse, Gazi Mecliste hakkı teslim ederken de rütbeye, kuruma, tarihe göre ayrım yapmamalıyız. Er gazinin uzman erbaşa, uzman erbaşın astsubaya, astsubayın subaya emsal statüsünün oluşturulmasının ve özlük haklarındaki farklılıkların giderilmesinin yeridir Gazi Meclis. Maaşı iyileştirmek gerekli, eyvallah ancak eşitsizliği kalıcı hâle getiren statü farklılıklarını ortadan kaldırmadan kalıcı adaleti sağlayamayız.
Düzenlemede 4'üncü ve 5'inci maddeler ise çok daha temel bir sorunu önümüze getiriyor. Terörle mücadelede yaralanmış, kurşun, mayın ve el yapımı patlayıcı saldırısına uğramış ancak mevcut mevzuat nedeniyle malul ve gazi sayılamamış kahramanlarımız var. Hakları ve aylıklarının iyileştirilmesini de olumlu buluyor, destekliyoruz ama asıl soruyu sormamız gerekiyor: Bir insan terörle mücadelede yaralanmışsa, bu vatan uğruna bedeninden bir parça vermişse neden ona açıkça "gazi" diyemiyoruz, sosyal hakları veriyoruz ama "gazilik" ünvanını esirgiyoruz; bu, hepimizin vicdanını acıtıyor.
İşte, çözmemiz gereken bir başka temel sorun da şudur: 5'inci maddede devletin ihmal ettiği bazı kahramanlara aylık bağlanmasını önemli buluyoruz ancak kanunun yürürlüğe girmesinden önceki olayları kapsamasını veya başvuru için bir yıllık süre öngörülmesini devlet anlayışıyla bağdaştıramıyoruz. On beş yıl önce yaralanmış gazimiz dosyasını bir yıl içerisinde tamamlayamazsa hakkını mı kaybedecek? Yirmi yıl önce terörle mücadelede yaralanmış bir vatandaşımızın sağlık kayıtları eksikse, bunu toparlayıp tamamlayamıyorsa sorumlusu kendisi mi olacak? Vatan uğruna verilen bedenin zaman aşımı olmaz, olmamalıdır. Aynı nitelikteki yaralanma kanunun yürürlüğe girmesinden bir gün önce gerçekleştiğinde başka, bir gün sonra gerçekleştiğinde başka değerlendirilecekse burada kalıcı bir adaletten söz edemeyiz. Gazilik hakkını tarihe, rütbeye, kuruma veya yaralanmanın şekline göre parçalamayalım. Üstelik, savaşın ve terörün yarası yalnızca gözle görülen bir yara da değildir; psikolojik sorunlar, patlamaya bağlı işitme kayıpları, travmatik beyin hasarları ve yıllar sonra ortaya çıkabilecek sağlık sorunları olabilir. Devlet kahramanına "Hangi kategoriye giriyorsun?" diye değil bu vatan için bedel ödediği için çözüm yolu bulup onore etmelidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'nin dört bir yanından gelen gazilerimiz Güvenpark'ta, haftalardır sorunlarının çözümünü ve haklarını bekledikleri Gazi Meclisin hemen yanı başındalar. Dünyanın bütün parlamentolarının kapısı sokağa, caddeye, insana, halka açılırken maalesef bizde gördüğümüz ve yaşadığımız şeyler. Kahraman gazilerimiz paradan önce eşitlik, onore edilmeyi bekliyorlar; ayrıcalık değil adalet istiyorlar, devlet tarafından aynı onurla muamele görmek istiyorlar. Bir gazi derneği temsilcimizin Komisyonda söylediği şu cümle "Biz insan yerine konulmak istiyoruz." cümlesi, inanıyorum, hepinizin vicdanını da rahatsız etmiş ve acıtmıştır. Bu ülkede vatan için bedeninden bir parça vermiş insan bu cümleyi kurmak zorunda kalıyorsa bunu hep birlikte düşünmek; ortak çözüm, uzlaşıyla da bulmak zorundayız. Devlet, gazisine böyle davranamaz. Bu, vicdani bir sınavda olduğumuzu gösteriyor. Düzenlemeyi eksik bırakmayalım, ayrım yapmayalım, geçici çözümlerden ziyade hakkı tam teslim edelim. Devletin görevi yalnızca kahramanlarına minnet duymak değildir; devletin görevi, o minneti hukuka, eşitliğe, sosyal güvenceye ve adil bir statüye dönüştürmektir. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak önergelerimizde; 18 Martta şehitlerimize, 19 Eylülde gazilerimize birer maaş tutarında ikramiye verilmesini öneriyoruz; Kıbrıs Barış Harekâtı gazilerimize Devlet Savaş Madalyası verilmesini öneriyoruz; gazilerimizin protez, ortez ihtiyaçlarının nitelikli bir şekilde karşılanmasını, sağlık ve rehabilitasyon hizmetlerinin yalnızca Ankara'da değil ülkemizin farklı pilot şehirlerinde de altyapının kurulup tedaviye erişimlerinin kolaylaştırılmasını istiyoruz. Malul sayılmayan gazilere "onur gazisi" ünvanı verilmelidir. Kamuda çalışan şehit yakınlarının memur statüsüne geçmelerinin önü açılmalı; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak da bunun sekiz yıldır mücadelesini veriyoruz, vermeye devam edeceğiz. Sayıları sadece 27 bine düşen kahraman Kıbrıs gazilerinin talebi var; onlar da bir evlatlarının kamuda istihdam edilmesini istiyorlar ve ilerleyen yaşlarında torunlarıyla ÖTV'siz bir araca binip hastaneye, ihtiyacının olduğu bir resmî kuruma, belediyeye su faturasını yatırmaya gitmek istiyorlar, TOKİ'den faizsiz konut edinmede eşit gazilik gereği hak beklentisindeler. Mevzuatımızda "şehit" ve "gazi" kavramlarını bütüncül şekilde ele alan kapsamlı ve kuşatıcı bir kanuni düzenleme dahi yokken iki yıldır titizlikle çalışıldığı ifade ediliyor. O hâlde soruyoruz: İki yıllık çalışmanın sonunda hâlâ "Şehit kimdir Gazi kimdir?" sorusuna ortak, bütüncül, kapsayıcı ve adil bir cevap veremiyorsak nasıl bir kalıcı çalışmadan, nasıl bir çözümden söz edeceğiz merak ediyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın.
KADİM DURMAZ (Devamla) - Gelin, artık bu meseleyi parça parça kanunlardan kanunlara, statüden de statüye taşımayalım. Türkiye'nin kapsamlı bir şehit yakınları ve gaziler kanununa ihtiyacı var. Aynı vatan için aynı bedeli ödeyenlere devlet de aynı adalet duygusuyla yaklaşmalıdır çünkü unutmayalım, şehadetin rütbesi olmaz, gaziliğin sınıfı olmaz, vatan için ödenen bedelin de derecesi olmaz. Gazi Meclisin görevi, bu kahramanların haklarını birbirinden ayırmak değil hak ettikleri onur ve adaleti birlikte teslim etmektir.
Bu duygu ve düşüncelerle, aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle, kahraman gazilerimizi şükranla, onların kıymetli anne ve babalarını, eşlerini, çocuklarını ve bütün emanetlerini saygıyla selamlıyorum. Bu düzenlemenin eksik kalan yönlerinin tamamlanması ve gerçek anlamda adaleti sağlayacak kapsamlı bir kanun olması için Cumhuriyet Halk Partisinin önergelerine Genel Kuruldaki milletvekillerinden destek bekliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)