GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:124
Tarih:09.08.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, konuşmayı beklerken karşılaştığımız tartışmalar sonrasında bir iki hususu buradan hatırlatmamız gerekiyor: Öncelikle, hepimizin gönüllerinde farklı ve müstesna bir yeri olan Şeyh Edebali'nin Osman Bey'e olan nasihati: "Ey oğul! Beysin! Bundan sonra öfke bize, uysallık size." diyor. Sayın Bakan, siz iktidar sahibisiniz, şu an itibarıyla uysal olması gereken sizlersiniz; vatandaşı dinlemek zorunda olan, gazilerimizi dinlemek zorunda olan, şehit yakınlarını dinlemek zorunda olan ve onları dinlerken de sabır göstermesi gereken hiç şüphesiz ki sizsiniz. Elbette ki vatandaş yeri gelecek ses tonunu yükseltecek, öfkeli olacak ama bunu metanetle karşılamak hiç şüphesiz ki size düşüyor. Yine, iktidar grubu adına konuşan değerli milletvekili arkadaşımızın ifade ettiği "6 Temmuz 2023'ten bu yana iki yıldır çalışıyoruz." Eğer iki yıl boyunca çalıştınız ve koskoca Silahlı Kuvvetlerin başında Genelkurmay Başkanlığı yapmış, Millî Savunma Bakanlığı yapmış, sonrasında bir Komisyon Başkanı olarak bulunan Değerli Paşa'mız ve arkasındaki Türk Silahlı Kuvvetlerinin şerefli mensuplarının bulunduğu bu çalışma sonrasında siz bu 9 maddelik kanun teklifini buraya getirmişseniz vah hâlimize! Eğer iki yıllık çalışmanın ürünü buysa o zaman Güvenpark'takilere biz ne söyleyeceğiz, topluma ne söyleyeceğiz, milletimize ne söyleyeceğiz? Bunu da ayrıca bir değerlendirmek gerekiyor.

Evet, değerli milletvekilleri, şehitlik kutsal bir ülküdür; din, vatan, millet ve inanç uğruna canını feda edebilme mertebesidir. Gazilik ise savaşta veya vatan savunmasında yaralanıp sağ dönen kahraman asker ya da kişilere verilen onursal bir ünvandır. Bu tanımları yapmak acaba bu kadar zor mu?

Değerli milletvekilleri, günlerdir başkentin göbeğinde, Güvenpark'ta kahraman er gazilerimiz ve aziz şehitlerimizin aileleri adalet arıyor, hak arıyor; bizzat gittim, yanlarında durdum, feryatlarını da taleplerini de tek tek dinledim. Ben Hulusi Akar Paşa gibi elli yıl fiilî olarak, beş yıl da siyaseten onların yanında duran bir isim değilim ama onları elli dakika dinlediğimde, emin olun, bu kanun teklifini böyle getirmezdim. Elli yılı boşa geçirmişsiniz Sayın Paşam! Bunu özellikle ifade edeyim.

MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKANI HULUSİ AKAR (Kayseri) - İşine bak, işine! İşine bak sen!

İDRİS ŞAHİN (Devamla) - Keşke elli yıl çalışacağınıza elli dakika onları dinlemiş olsaydınız bugün buraya bambaşka bir kanun teklifiyle gelirdiniz.

Kartonların üzerinde geceleyen bu vatan evlatlarının istediği bir lütuf değil, bir ayrıcalık hiç değil; istedikleri şey çok net: Rütbeye göre değişmeyen, rütbe gözetmeyen eşit özlük hakları, eşit sosyal güvence ve kendilerine yaraşır insanca bir yaşam istiyorlar. Parkta da kendilerine söylediğim hakikati buradan bir kez daha vurgulamak istiyorum: Kurşun rütbe sormadı, devlet de hakkı teslim ederken rütbe sormamalı değerli milletvekilleri.

Şimdi, önümüze 9 maddelik bir kanun teklifi getirdiniz. Bakıyoruz, şehit anne ve babalarının aylıklarında iyileştirme var, bakıma muhtaç gazilerimizin ödemeleri artırılıyor, terörle mücadelede yararlanıp yıllardır malul sayılmayan kardeşlerimize bazı haklar tanınıyor; doğruya doğru, yerinde adımlardır. Milletin yararına olan her düzenlemeyi desteklemek bizim boynumuzun borcudur, destekleriz ancak yetmez ve yetmiyor çünkü yıllardır kanayan o en ağır yara, en büyük eşitsizlik olduğu gibi yerinde duruyor. Er ve erbaş gazilerimizin emsal statü meselesine ne hikmetse bu kanun teklifinde hiç dokunulmuyor. Aynı operasyona gidiyorsunuz, aynı mevzide omuz omuza çarpışıyorsunuz, aynı mayına basıp aynı hain kurşunla yaralanıyorsunuz; hastaneye kadar, olayın sıcaklığına kadar kaderiniz bir, acınız bir fakat sıra devletin masasına, hak edişlerine geldiğinde ne oluyor? Birinin önüne başka bir cetvel, diğerinin önüne başka bir cetvel koyuyorsunuz. Bir er gazimizin aylığı varsayımsal bir memur derecesine hapsediliyor; ölüm yardımından harcıraha, ikramiyeden kira yardımına kadar uçurum yaratılıyor. Soruyorum size: Hangi adalet anlayışıyla, hangi vicdanla bunu izah edeceksiniz? Vatan görevi uğruna uzvunu, sağlığını, gençliğini feda etmiş bir kahramana yıllar sonra "Sen hangi rütbeyle askere gitmiştin?" sorusu sorulabilir mi değerli milletvekilleri? Gazilerimiz aylardır bağırıyor, milletvekilleri dile getiriyor, dernekler feryat ediyor, Güvenpark'ta insanlar günlerdir kartonun üstünde yatıyor. Siz ise emsal maaş ve dikey statü meselesini "Sonra hallederiz." diyerek yine sümen altı ediyorsunuz. Dahası var değerli arkadaşlar, bu insanlar kanun teklifi görüşülürken Meclisin kapısına kadar geldiler. Eylemlerinin 24'üncü gününde tam altı gündür de açlık grevinde olan insanlardan bahsediyoruz. Peki, siz Komisyonda ne yaptınız? İki yıldır üzerinde çalıştığınızı övünerek anlattığınız bu teklifin gerçek sahiplerinden yalnızca bir temsilciyi içeri aldınız ve ona da lütfedip sadece üç dakika süre tanıdınız. İki yıllık çalışmanın gerçek muhatabına reva gördüğünüz süre tam üç dakika! Sonra, çıkıp "Biz gazilerimizin taleplerini dinledik." diyorsunuz. Dinlemek böyle olmaz Değerli Başkan. Alt komisyon kurulsun dedik, kabul etmediniz. Değişiklik önergeleri verdik, tamamını gözünüzü kırpmadan reddettiniz. Muhalefetin de gazinin de sesine tahammül edemeyen bir kanun yapma anlayışıyla bu mağduriyetleri çözemezsiniz. Gazilerimizin "Aynı üniformanın içinde, aynı şartlarda, aynı terörist kurşunuyla yaralandık." sözünün üstüne söyleyecek tek bir söz var mıdır? Bir başka ağır adaletsizlik de malul sayılmayan yaralılarımızla ilgilidir. Adam öldürme mücadelesinde yaralanmış; vücudunda mermi çekirdeğiyle, şarapnel parçasıyla yaşıyor; yıllardır "Senin maluliyet oranın mevzuata uymuyor." diye kapılardan döndürülmüş, mahkeme koridorlarında süründürülmüş. Şimdi, çıkmış "Hadi size aylık bağlayalım." diyorsunuz. Bağlayın, helalühoş olsun ama neden gazilik ünvanını onlara çok görüyorsunuz? Yarasını tanıyorsunuz, ödediği bedeli tanıyorsunuz, cebine aylık koyuyorsunuz ama şerefli "gazi" ünvanını çok görüyorsunuz. Bunun akılla, mantıkla, vicdanla izahı yoktur.

Değerli milletvekilleri, bakınız, teklifin 5'inci maddesinde de bir başka çelişki daha var: Terör saldırısında yaralanan askerî personel kapsama alınırken aynı hain patlamada yaralanan bir sivil, bir sağlık çalışanı ya da bir başka kamu görevlisi kapsam dışında bırakılıyor. Aynı bomba, aynı acı, aynı yıkım ama iki farklı hukuk; böyle bir hukuk devleti anlayışı olmaz, bu kabul edilemez. Şehit anne ve babalarımıza getirilen düzenleme de maalesef yarım yamalak bırakılmıştır. Asgari gelir güvencesi anne ve babanın toplam aylığı üzerinden hesaplandığı için iki ebeveyn ve hayattaysa kişi başına düşen tutar komik rakamlara, 14 bin liralara kadar geriliyor. Şehit annesinin hakkını şehit babasının hakkına bölemezsiniz değerli milletvekilleri, sosyal devlet böyle olunmaz. Annenin de babanın da hakkı ayrı ayrı, müstakil olarak güvence altına alınmalıdır. Komisyonda iktidar sahiplerinin sığındığı tek bir gerekçe var: Devletin mevcut imkânları. Peki, aziz milletim, size soruyorum: Bu Hükûmetin yapmış olduğu bütçede -daha mürekkebi kurumayan bütçe- 2 trilyon 742 milyar lirayı siz faize ayırmadınız mı? Sadece 2026'da ödenecek olan faiz miktarını söylüyorum. Şimdi, şehit ve gazi ailelerimizin, şehitlerimizin yakınlarının, gazilerimizin istedikleri ödemiş olduğunuz faiz karşısında Allah aşkına nedir ya? Buna nasıl siz "Bütçe imkânlarıyla karşılayamıyoruz." dersiniz? Bunu bizim külahımıza anlatın! Çünkü bu sizin önceliğiniz değil, önceliğiniz olsa çok rahatlıkla karşılayabilirsiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

İDRİS ŞAHİN (Devamla) - Mesele kaynak meselesi değildir; mesele, durduğunuz yer, mesele bir zihniyet ve öncelik meselesidir. Bu insanlar sizden sadaka istemiyor, lütuf istemiyor, ayrıcalık istemiyor; alın terlerinin, kanlarının, gasbedilen haklarının peşindeler.

Değerli milletvekilleri, er ve erbaş gazilerimizin emsal statü sorunu da derhâl çözülmelidir. Rütbeye bağlı özlük hakkı adaletsizliklerine son verilmelidir. Malul sayılmayan yaralılarımıza analarının ak sütü gibi helal olan gazi statüsü tanınmalıdır. Terör mağduru sivillerimiz ve kamu görevlilerimiz dışarıda bırakılmamalı, şehit anne ve babalarının gelir güvencesi müstakil olarak düzenlenmelidir ve artık bu mesele torba kanunların arasına sıkıştırılmış yamalı maddelerle yönetilemez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS ŞAHİN (Devamla) - "Şehitlik" ve "gazilik" kavramı statüsünü ve tüm haklarını baştan sona ele alan, müstakil, derli toplu şehit ve gazi kanunu çıkarılması gerekir. Bu vatan uğruna bedenini, sağlığını, evladını feda etmiş insanların hakkını yıllarca bekletmek bu devlete de bu Meclise de yakışmaz diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)