| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 124 |
| Tarih: | 09.08.2026 |
SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Dün akşam da bu konu tartışılmıştı, grubumuz adına Grup Başkan Vekilimiz Rahmi Aşkın Türeli de partimizin görüşlerini zaten söylemişti. "Bu kürsü özgür değilse Meclis iradesi de özgür değil." demektir bizim açımızdan. Kürsü dokunulmazlığı, sonuçta milletvekilinin şahsına tanınmış bir ayrıcalık değil, aslında milletin söz hakkının güvencesidir. Kürsünün susturulması da onu seçen halkın susturulmasıdır diyorum. Bu görüşlerle dün yaşananları Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir kez daha kınadığımızı belirtmek istiyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; en son Çeşme Alaçatı'da görülen 19 yaşındaki Veli Eren Atay'dan 16 Temmuz 2023 tarihinden bu yana haber alınamıyor. Üç yılı aşkın süredir bir aile evladından gelecek tek bir haberin peşinde. Ben de sürekli bu Meclis kürsüsünde de, yerimden de, çeşitli platformlarda da bu konuyu dile getirdim. Dün iyi bir gelişme oldu bir nebze de olsa. Veli Eren'in daha önce bulunan cep telefonu yeniden bilirkişi incelemesine gönderilecek. Üç yıldır cevap bekleyen bir dosyada atılan her yeni bir adım bizim için de aile için de gerçekten çok kıymetli. Telefon üzerinde yapılacak incelemenin bugüne kadar karanlıkta kalan noktaların aydınlatılmasına katkı sağlamasını umut ediyoruz. Ailenin bekleyişini de Veli Eren'i de asla unutmayacağız, unutturmayacağız da, dosyanın sonuna kadar takipçisiyiz, Meclisi de bu sorumluluğa davet ediyoruz.
Değerli milletvekilleri, Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi Adalet Komisyonunda yaklaşık on sekiz saat süren görüşmelerin ardından kabul edildi, yarın da Genel Kurulda görüşülmesini bekliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu sorunun yalnızca güvenlik politikalarıyla çözülemeyeceğini çok uzun yıllardır söyleyen, demokratikleşmeyi, hukuk devletini ve toplumsal barışı çözümün merkezine koyan bir siyasi geleneğin temsilcileriyiz. Bugün de aynı tarihsel sorumlulukla hareket ediyoruz çünkü cumhuriyeti kuran iradenin cumhuriyetin 2'nci yüzyılında bir başka sorumluluğu daha vardır. Kalıcı toplumsal barışın da kurucu iradesi olmak Cumhuriyetin 2'nci yüzyılını da demokrasiyle taçlandırmaktır. Partimizin tavrı başından beri nettir. Adalet komisyonunda görev yapan arkadaşlarımız da çekincelerimizi, görüşlerimizi zaten orada dile getirmiştir. Bizim için mesele, dün de bugün de yarın da Türkiye'nin ortak geleceği meselesidir. Herhangi bir konuyu bu yasada pazarlık konusu etmeyi de oy, seçim hesabıyla hareket edilmesini de doğru bulmuyoruz. Kalıcı barış pazarlıkla değil hukukla, demokrasiyle ve ortak ilkelerle sağlanır. Evet, terörün kalıcı biçimde sona ermesini istiyoruz, silahların Türkiye gündeminden bütünüyle çıkmasını istiyoruz, gerçekçi bir çözüm mimarisi için de 4 temel şartı dile getiriyoruz: Doğrulanabilir silahsızlanma, demokratik reformlar, bölgesel güvenlik düzenlemesi ve dış müdahaleleri sınırlayacak egemenlik stratejisi. Sorunlarımızın konuşulacağı, tartışılacağı ve çözüleceği adresin de Türkiye Büyük Millet Meclisi olmasını yıllardır savunduk, hâlâ da aynı noktadayız ama şunu da açıklıkla söylemek istiyoruz: Gerçek barış yalnızca silahların susmasıyla değil hukukun ve demokrasinin konuşmaya başlamasıyla mümkündür. Türkiye terörsüz olmalıdır, evet ama Türkiye aynı zamanda hukuksuzluğun normalleştiği, demokrasinin gerilediği, yurttaşın kendisini güvencesiz hissettiği otoriter bir ülke de asla olmamalıdır. Cumhuriyetini ikinci yüzyılındaki hedefimiz üniter devlet yapısını koruyan, demokratik hukuk devletini güçlendiren, herkesin kendini eşit, özgür ve güvende hissettiği bir Türkiye olmalıdır. Yarın Genel Kurulda da teklifin maddelerinde bu anlayışla hareket edeceğiz ve böyle değerlendireceğiz. Türkiye'nin barışına katkı sağlayan her adımın yanında olmaya devam edeceğiz; hukuk devletini, adaleti ve toplumsal vicdanı eksik bırakan her noktada da gerekirse sözümüzü söyleyeceğiz.
Değerli milletvekilleri, tam da bu toplumsal barışı konuşurken dün akşam başladığımız şehit ailelerimiz ve gazilerimizin haklarına ilişkin düzenlemelerde de ölçümüz aslında aynısı: Adalet... Adalet... Adalet... Çünkü "devlet" dediğimiz şey sadece sınır çizen, vergi toplayan, kanun yapan bir mekanizma değil; devlet, kendisine güvenen insanı yarı yolda bırakmama iradesi, hele o insan bu ülke için canını vermişse, bedeninden bir parça bırakmışsa, evladını toprağa vermişse artık ortada bir sosyal yardım meselesi yoktur, ortada devletin namusu kadar ağır bir sorumluluk vardır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) - Toparlıyorum Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) - Bu nedenle, şehitlerimiz, gazilerimiz ve onların bize emaneti olan aileleri bizim için günlük siyasetin konusu değil kırmızı çizgimizdir. Bu anlayışla, teklifin getirdiği olumlu düzenlemeleri görmezden gelmiyoruz; evet, bunları destekliyoruz fakat iki yıl çalıştığınızı söylüyorsunuz; peki, iki yılın sonunda neden hâlâ gazilerimiz Güvenpark'ta hak nöbeti tutuyor, neden hâlâ "Biz para değil, eşitlik istiyoruz." demek zorunda kalıyorlar? Neden aynı mevzide duran, aynı mayına basan, aynı kurşunla yaralanan 2 insan Ankara'ya geldiğinde omzundaki rütbeye göre farklı haklarla karşılaşıyor. İşte, bizim itirazımız da tam bu noktada. Komisyonda anne ve babaya ayrı ayrı gelir güvencesi önerildi, kabul edilmedi; emsal aylık, istihdam, kira ve konut desteği, ikramiye ve başka iyileştirmeler de gündeme getirildi, bunların bir kısmı karşılık buldu, bir kısmı karşılık bulmadı. Sonra bu düzenlemeyi bütün sorunları çözüyormuş gibi bize sunarsanız aslında aklımızla da alay etmiş olursunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın, buyurun.
SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) - Değerli milletvekilleri, teklifin 3'üncü maddesi bazı aylıkları ve gösterge rakamlarını arttırıyor. Bu önemlidir, kıymetlidir ama er ve gazilerimizin yıllardır dile getirdiği esas meseleyi yani emsal statü ve eşit özlük hakkı talebini ortadan kaldırmıyor. Geliri artırmak başka bir şeydir, adaleti sağlamak başka bir şey. Bir insanın vatan için ödediği bedelin değeri omzundaki rütbeyle ölçülemez, Er Şehit ve Gaziler Platformu da her yerde bunu söylüyor.
5'inci maddeye de bakarsak, son olarak, yıllar önce terörle mücadele sırasında yaralanmış ancak çeşitli sebeplerle malul sayılmamış insanlar için bir hak yolu var ama burada da yine bir kapı açılmış ama yarım bırakılan bir kapı, bunda süre şartı koymuşsunuz.
Bu düşüncelerle, bugünlerde çok sık bir kavram kullanıyoruz: Toplumsal bütünleşme, o zaman bu kavramın da hakkını bu Meclis vermek zorunda. Bir tarafta terör meselesinin geleceğine ilişkin kapsamlı bir hukuk tartışması yürürken...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) - Son, tamamlıyorum Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) - ... ...diğer tarafta şehit ailelerimizin ve gazilerimizin karşısında hâlâ geçici maddeler, bir yıllık başvuru süreleri, statü tartışmaları ve eşitsizlikler çıkarıyorsak burada ciddi bir adalet sorunumuz vardır diyorum. Bir gazi bedeninde taşıdığı yaranın yanında bir de devletin kendisine karşı ayrımın yarısını taşımamalıdır çünkü cumhuriyet vefayı hukuka dönüştürmenin adıdır. Cumhuriyet kendisi için ödenen bedeli unutmaz, o bedelin hakkını teslim eder diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)