GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:123
Tarih:08.08.2026

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) -

Sayın milletvekilleri, bu kanun teklifinin gerekçesini ve eksiklerini anlatmak için size hazin bir asker hikâyesi anlatacağım, bizzat her aşamasında şahit olduğum bir asker hikâyesi, Salih'in hikâyesi. Ordu'da bulunduğum bir gün telefonum çaldı, telefonun ucundaki Salih'ti. "Vekilim, ben Salih, sözleşmeli erim, sorunlarımız çok fazla, bunları lütfen dile getirin." dedi. Tamam Salih, dedim. Salih öyle şeyler anlattı ki; yedi yıl boyunca aynı kışlada kaldıklarını, evlerine gidemediklerini, bu nedenle yok olan aileleri, babasız büyüyen hatta babasını gördüğünde tanımayan çocukları anlattı. Salih daha sonra beni Dernek Başkanları Abidin Kocabuğa'yla tanıştırdı, dernek yetkililerini Başkanla beraber Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu'yla tanıştırdım, kendilerini dinledi. Daha sonra Salih'i de Sayın Genel Başkanımızla telefonla görüştürdüm. Kısa bir süre sonra Salih Hakkâri'de 2 arkadaşını şehit verdiği bir çatışmada ağır yaralandı ve beş gün sonra da kendisi GATA'da 14 Temmuz 2019'da şehit oldu. Şehit olduğu gün Salih'in memleketi Ordu Aybastı ilçesinde Perşembe yaylalarında bir şenlik vardı. İlin valisi Seddar Yavuz "Şenliği ertelemeyelim, şenliğin havasını bozmayalım." diye şehit haberini saklamaya çalıştı. O gün orada bulunan AK PARTİ'li vekiller dâhil bütün hepimiz ve pehlivanlar bu işe karşı çıktık ve şenlikler ertelendi ve şehit olduğu gün o baba ocağına her zaman gördüğünüz bu bayraklar asıldı. Bu Salih'in baba ocağı arkadaşlar.

Şimdi, Salih'in babası bu evini yaptırmak için Ordu Valisine gitti. Ordu Valisi kendisi oturur durumda, Salih'in babası ayakta, onu bu şekilde sorgu sual etti, ağırdan aldı, yer yer biraz azarladı çünkü Salih'in babası Cumhuriyet Halk Partisi üyesiydi ve daha sonra Kenan baba "Efendim, ben sizi anladım, ben sizden ev filan istemiyorum." dedi, çekti kapıyı gitti ve bu bana iletildi. Ben de ertesi gün bu konuyu basında dile getirdim. Şimdi, hakkını teslim edelim, basında bunu görür görmez o zamanın İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu hemen Kenan babayı arayarak duruma müdahale etti ve Salih'in babasının evi yapıldı arkadaşlar.

Şimdi, tabii, Salih gitti ama dertleri bitmedi. Dün babası beni tekrar aradı, kanuni hakkı olan 2 çocuğunu istihdam etmeyle ilgili başvuruda bulunduğunu ancak kızına bunun karşılandığını, diğer oğlu Sami kardeşi şehit olduğu zaman yine bir sözleşmeli er olduğu için, o gün istihdamda olduğu için kabul edilemeyeceği söylendi. Hâlbuki Sami şu anda o yedi yıllık görev süresini bitirdi ve şu anda artık asker değil ve boşta.

Şimdi, ortada 2 tane kanun var arkadaşlar; biri sözleşmeli erlerin yedi yıl görevden sonra istihdam edilmesiyle ilgili bir kanun var, bir tane de şehit olan askerlerin ailelerinden 2 kişiye istihdam sağlanmasıyla ilgili kanun var. Aslında Salih'in ailesi bu ikisini de karşılıyor fakat nedense 2 kanundan da yararlanamıyor arkadaşlar. Bu memlekette birçok kanun ve mevzuata arkadan dolanıp birtakım kişiler birtakım işler çevirip paralarına para katarken bu vatan evladının ailesi kendisi için olan iki kanunun ikisinden de faydalanamıyor, arada kalıyor arkadaşlar.

Şimdi, Salih gitti; tabii, dertleri yine bitmedi. Yedi yıl sonra kamu kurumlarında görevlendirmeyle ilgili tam on yıl yönetmelik beklendi çünkü 6496 sayılı Kanun 2013'te yürürlüğe girmişti. Bununla ilgili ben, o zamanın Bakanı Sayın Hulusi Akar da olmak üzere herkesle görüştüm, bütün Genel Kurullarda, komisyonlarda bunu dile getirdim -Mehmet Ali Çelebi Vekilimiz de bu konuyu iyi biliyor- fakat on yıl o yönetmelik çıkmadı; ta 2023 Nisan ayında nihayet yönetmelik çıktı. Fakat o günden bugüne, tam üç yılda işe alınan kişi sadece 285 arkadaşlar; hâlbuki bu şekilde bekleyen 7.200 askerimiz var.

2 Temmuz 2026'da bir başka kanunla bu kamuya almalarla ilgili bir düzenleme getirildi. Bu düzenlemeyle de 9 ayrı branşta açılan alanlarda kadronun yüzde 10'unun bu emekli askerlerimize verilmesiyle ilgili düzenleme getirildi ancak buradaki kadro alımlarında örneğin, 1 kadro için 4 katı çağrı yapılıyor ve bunların 3'ü mülakatta eleniyor; bu şekilde yine zulüm çektirilmeye devam ediliyor. Bu şekilde bu 7.200 kişiyi bitirme şansınız yok. O yüzden bu uygulamayı hepsine istihdam sağlayacak şekilde sağlamanız gerekiyor, düzenlemeniz gerekiyor.

Şimdi, mesela, ne yapabilirsiniz? Okullarda okul güvenliği sıkıntımız var; okul aile birlikleriyle, yönetimle buna geçici çözümler üretmeye çalışıyorsunuz. Hâlbuki burada bu konularda eğitilmiş, terör konusunda eğitilmiş, genel asayiş konusunda, uyuşturucu konusunda eğitilmiş bu askerlerimizi yedi yıllık görevden sonra bu alanda istihdam edebilirsiniz. Ayrıca da uzman çavuşlar, uzman erbaşları burada görevlendirebilirsiniz.

Evet, Salih gitti; yine dertleri bitmedi arkadaşlar. Kamuda görevlendirme hakları dışında şu anda yine eve çıkma, refakat izni, kira yardımı, yol harcırahı, ek gösterge yok. Mesela, 11/2'de başlıyorlar, yedi yıl bitiyor hâlâ 11/2'deler; bunlarda çünkü göstergeyle ilgili bir kural yok. Mazeret ataması yok, eş durumu hakkı yok, geçici görev yolluğu yok, asgari geçim indirimi yok. Bu şekilde pansuman tedbirlerle, bu şekilde geçici düzenlemelerle bu işi temelden çözemezsiniz arkadaşlar.

Şimdi, getirdiğiniz kanun teklifine gelince; "Teklifi iki yıllık bir çalışma neticesinde getirdik." diyorsunuz ama muhalefet partilerinin bile haberi yok; dahası da asıl muhatap olan şehit ailelerimizi, gazilerimizi ve doğrudan er ve erbaş düzeyindeki kahramanlarımızı temsil eden şehit ve gazi derneklerinin bile bu işten doğru dürüst haberi yok. Komisyon salonuna bu kapılar kapatıldı, sadece bir tane temsilci alındı ancak o da yeterli sürede konuşup dertlerini anlatamadı.

Gaziler ve şehit yakınları tam yirmi yedi gündür Güven Park'ta eylem yapıyorlar. Biz parayla pulla ilgili herhangi bir şey söylemiyoruz. "Biz insan yerine konulmak istiyoruz. Memleket için ölüme gönderirken hiçbir problem yok, iş sosyal haklarımızı vermeye kalktığında çöp gibi kenara fırlatıyorsunuz." diyorlar. Aslında daha ağır diyorlar da burada onu söyleyemiyorum. Er gaziler aldıkları maaşlarla geçinmekte zorlandıklarını, ağır yaralanmaları nedeniyle çalışma imkânlarının da sınırlı olduğunu ifade ediyorlar. Sosyal devlet bunu gazisine söyletmez; "Bizler bu vatanın sıvasız evlerinden çıkan gariban çocuklarız." diyorlar. Sosyal devlet, sorumlu bir devlettir, bir gazisine bunu söyletmez. Tam da çerçeve yasa görüşmelerinden önce yangından mal kaçırırcasına bu teklifin alelacele Meclise bu şekilde eksikleriyle gelmesi de manidar ve dikkat çekicidir.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, birçok eksik var; gazilerimizin yetersiz maaş, özellikle er gazilerin emsal maaş problemi, istihdam, sağlık, ÖTV, eğitim gibi ciddi sorunları var. Vefat eden muharip gazilerin muhtaç, engelli ve dul olan çocuklarına şeref aylığı bırakamaması var. Terörle mücadele sırasında yaralanıp gazi sayılmayan kahramanlarımızın büyük mağduriyetleri var. Evli olan şehitlerimizin anne ve babaları ile muharip gazilerimize de TOKİ faizsiz konut kredisi verilememesi var. Protez ve ortez temininde yaşanan sorunların sürmesi var. Yalnızca Ankara'da rapor alınabiliyor ve sadece bir tane üretim merkezi var. Kira desteğinin ayrım yapılmadan tüm şehit ailelerine verilmemesi var. Şehit yakınlarının çoğunun kendilerine ait bir evi bulunmamaktadır, bir ciddi barınma sorunu vardır, başkasının yardımı olmaksızın barınma sorununu nasıl çözeceğine ilişkin endişeyle yaşamamaları gerekiyor, bunlar devam ediyor. Şehitlerimizin çocukları arasında ayırım yapmaksızın şehidimizin milletimize emaneti olan çocuklarının tamamına istihdam hakkı sağlanmalıdır biraz önce örneğini verdiğim üzere.

Ayrıca, Genel Kurula getirilen bu teklif, şehit yakınları ve gazilerimizin yıllardır biriken derin ekonomik, sosyal sorunlarına adil ve kalıcı bir çözüm getirmekten uzaktır.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.(CHP sıralarından alkışlar)