| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 123 |
| Tarih: | 08.08.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 289 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerinde grubum adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu teklif hakkında bir muhalefet şerhimiz yok ve muhalefet şerhi vermedik çünkü teklifin amacına ve düzenlemelerine ilkesel bir itirazımız yok. Şehitlerimizin anne ve babaları, gazilerimiz, vazife ve harp malullerimiz ile bunların hak sahipleri lehine getirilen her iyileştirme geciktirilmeksizin hayata geçirilmeyi hak eder. Devlet adına üstün fedakârlık göstermiş insanlarımıza borcumuzu ödemek siyasi kimliklerimizin ötesinde hepimizin ortak görevidir. Ancak bir hakkın değeri yalnızca kâğıt üzerinde tanınmış olmasına değil kapsamının tutarlılığında, sürekliliğinde ve fiilen kullanılabilirliğinde ortaya çıkar. Bugün burada teklifin ne getirdiğini değil getirmediklerini, tanıdığı hakkı hangi gruplardan esirgediğini ve tanıdığı hakkı hangi usul engelleriyle fiilen kullanılamaz hâle getirme riski taşıdığını konuşmak istiyorum. Önce olumlu bir tespitle başlayayım: Teklif, son dönemde sıkça başvurulan ve birbiriyle ilgisiz meseleleri tek metinde toplayan torba kanun tekniğinden ayrılıyor. 9 maddenin tamamı şehitlik, gazilik ve vazife malulü ekseninde kurulmuş; bu, müzakere kalitesini yükselten doğru bir tercihtir ve bundan sonraki yasama faaliyetlerinde de sürdürülmesini temenni ediyoruz. Buna karşılık, teklifin sürekli bir kamu harcaması doğurmasına rağmen yalnızca Millî Savunma Komisyonuna havale edilmiş olmasını, mali ve aktüeryal boyutunun Plan ve Bütçe Komisyonunda da ele alınmamış olmasını eksik buluyoruz. Kaç kişinin hangi maddeden yararlanacağını bilmeden yürüttüğünüz bir yasama faaliyeti hak sahiplerine verdiğimiz sözün gerçekten karşılanıp karşılanamayacağını denetlememizi güçleştiriyor.
1'inci madde: Şehit anne ve babalarına tanınan asgari ücret güvencesini bütün statülere yayıyor, bunu destekliyoruz ancak her 2 ebeveyn hayattaysa kişi başına düşen tutar yarıya iniyor. Boşanmış veya aynı hanelerde yaşayan anne ve babalar için bu, her 2 hanenin de asgari geçim düzeyinin altına düşmesi demek. Güvencenin her bir ebeveyn için ayrı ayrı uygulanacağının madde metninde açıkça hükme bağlanmasını talep ediyoruz.
2'nci madde: Bakıma muhtaç gazi ve malullere yapılan ödemeyi yüzde 25 artırıyor; bu, teklifin en dayanıklı hükümlerinden biri fakat bakıma muhtaçlık tespitinin usulüne dokunmuyor, bu ödemenin evde bakım yardımından mahsup edilip edilmeyeceğini düzenlemiyor. Kanunla verdiğimiz bir iyileştirmenin hane gelir testi yoluyla, idari uygulamayla geri alınmasına izin vermemeliyiz.
3'üncü madde: Memuriyet statüsü bulunmayan er, erbaş, güvenlik korucusu ve sivil vazife malullerine bir taban aylık getiriyor; bu, teklifin en kapsamlı eşitlik adımı. Ne var ki öngörülen 35398 göstergelik taban yürürlüğe girmeden, bugün dahi net asgari ücretin 2 katının altında kalıyor arkadaşlar. Bir tabanın daha kabul edilmeden yetersiz kalmasının bu Meclisin verdiği sözün değerini zedelediğini ifade etmek isterim.
4'üncü madde: 2017'den bu yana hiç güncellenmemiş bir gösterge tablosunu yüzde 21 artırıyor. Dokuz yıllık enflasyon karşısında bu, kısmi bir telafiden ibarettir. Üstelik güncelleme herhangi bir otomatik mekanizmaya bağlanmıyor, aynı aşınmayı birkaç yıl sonra yeniden yaşamayacağımızın hiçbir güvencesi yok.
5'inci madde: Teklifin kalbi. Terörle mücadelede yaralandığı hâlde malul sayılmayan ve bugüne kadar hiçbir aylık alamayan vatandaşlarımıza ilk kez bir aylık bağlanıyor. Bunu içtenlikle takdir ediyoruz ama bu maddenin taşıdığı sorunların da en ağırı, öngörülen aylık net asgari ücretin altında ve TÜRK-İŞ'in açlık sınırının yüzde 27 gerisinde. Kapsam yalnızca asker, MİT mensubu, Emniyet personeli ve güvenlik korucusuyla sınırlı; aynı patlamada yaralanan bir sivil, bir öğretmen, bir sağlık çalışanı bu haktan yararlanamıyor. Üstelik, hak yalnızca yürürlük tarihinden önceki olaylar için tanınıyor, aynı ağırlıkta yaralanan 2 kişiden biri sırf takvim farkı yüzünden ömür boyu aylık alacak, diğeri hiçbir şey alamayacak. Bir yıllık hak düşürücü süre on yıl önce yaşanmış bir olayın tıbbi kaydını bulmayı zorunlu kılıyor ve travma sonrası stres bozukluğu, patlama kaynaklı beyin hasarı gibi görünmeyen yaralanmalar tanım dışında kalıyor. Kapsamın sivilleri ve tüm kamu görevlilerini içerecek şekilde genişletilmesini, "bir defaya mahsus" kaydının kaldırılmasını, başvuru süresinin uzatılmasını ve görünmeyen yaralanmaların kapsama alınmasını talep ediyoruz.
6'ncı madde er ve erbaşların yeniden muayene hakkını 55 yaşına kadar uzatıyor. Olumlu bir adım ancak ölçüt hâlâ yaş, sağlık durumundaki ağırlaşma değil. Muayene sonucu aleyhte çıkarsa mevcut aylığın korunup korunmayacağı da belirsiz. Bu belirsizlik hak sahiplerini haklarını kullanmaktan caydırıyor.
7'nci madde 15 Temmuzda yaralanan kamu görevlileri ve sivillere aylık bağlıyor. Kapsayıcı, 5'inci maddeden daha isabetli fakat aynı gösterge üzerinden aylık alan iki grup, terörle mücadelede yaralananlar ile 15 Temmuzda yaralananlar başvuru usulü ve süresi bakımından birbirinden tamamen farklı rejimlere tabi. Bu farkın hiçbir makul açıklaması Komisyonda maalesef ortaya konulmadı.
8'inci ve son madde yürürlük maddesi. Teklifin en mağdur grubunu ilgilendiren 5'inci madde, diğer maddelerden sonraya, 1 Eylül 2026'ya erteleniyor. Bugüne kadar hiçbir aylık alamamış insanlarımızı ilgilendiren bir hükmü neden erteliyoruz? Bu erteleme madde kapsamındaki bir yıllık başvuru süresiyle birleşince hak sahiplerinin fiilen kullanabileceği süreyi daraltıyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasa'mızın 61'inci maddesi devlete şehitlerimize, gazilerimize ve malullerimize yaraşır bir hayat seviyesine kavuşturulması ödevini yüklemektedir. 10'uncu maddenin son fıkrası da bu guruplar lehine alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılamayacağını belirtir ama bu hüküm, korunan gruplar arasındaki ayrımları denetim dışı bırakmıyor. Aynı patlayıcının etkisiyle yaralanan bir asker ile bir sivilin sırf hizmet sınıfları farklı diye birbirinden ayrı hukuki sonuçlara tabi tutulmasının objektif ve makul hiçbir dayanağı yok. Devlet adına ödenen bedelin karşılığı bedeli ödeyenin kadrosuna, ünvanına veya olayın takvim tarihine göre değişemez.
Bu kürsüden bir kez daha ifade ediyoruz: Bu teklife karşı değiliz, teklifin tamamlanmasını istiyoruz. 8 maddede işaret ettiğimiz eksikliklerin önergelerle giderilmesi hâlinde bu düzenleme taşıdığı olumlu potansiyeli eksiksiz bir biçimde yerine getirmiş olacaktır. Sosyal Güvenlik Kurumundan istediğimiz mali etki raporu, Adli Tıp Kurumu ve Sağlık Bakanlığından istediğimiz uygulanabilirlik görüşü bugüne kadar grubumuza sunulmadı. Bu belgeler olmadan verdiğiniz sözün gerçekten karşılanıp karşılanmayacağını denetleyemeyiz. Devlet adına üstün fedakârlık göstermiş, bu ülkenin ve milletimizin bekası için büyük bedeller ödemiş her bir vatandaşımıza verdiğimiz sözün eksiksiz tutulması, yalnızca bir grubun değil bu Meclis çatısı altında bulunan hepimizin ortak sorumluluğudur. Bizim sorumluluğumuz fedakârlık gösteren vatandaşlarımızın haklı beklentilerini karşılamak, verilen sözleri kâğıt üzerinde bırakmamak ve milletimizin vicdanında karşılık bulacak şekilde hayata geçirmektir.
Bu nedenle, grubumuz, bu sorumluluğun gereğini yerine getirmek üzere sunacağımız önergelerin dikkate alınmasını ve kabul edilmesini beklemektedir. Amacımız, herhangi bir düzenlemeyi olduğu gibi geçirmek değil eksikliklerini gidermek, hak kayıplarını önlemek ve teklifin kapsamını daha adil, daha kapsayıcı ve daha hakkaniyetli bir noktaya taşımaktır. İnanıyoruz ki bu Meclis fedakârlık gösteren vatandaşlarımızın beklentilerine kayıtsız kalmayacak; ortak akılla, vicdanla ve sorumluluk bilinciyle hareket edecektir. Biz, teklifin bu hâliyle değil yapılacak iyileştirmelerle birlikte vatandaşlarımızın hak ve beklentilerini tam anlamıyla karşılayacak bir hâliyle yasalaşmasını talep ediyoruz. Devlet adına fedakârlık yapan hiçbir vatandaşımızın verdiği emeğin, ödediği bedelin ve kendisine verilen sözün eksik bırakılmaması gerektiğine inanıyor ve bu duygu ve düşüncelerle sunacağımız önergelerin sizler tarafından mutlaka değerlendirilmesini talep ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ederim. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)