| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 123 |
| Tarih: | 08.08.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA MEDENİ YILMAZ (İstanbul) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Gecikmiş bir yasa teklifi olsa da eksik gördüğümüz kısımları olsa da yine de böyle bir teklifin görüşülmesini olumlu buluyoruz. Evet, kanunu destekliyoruz ama eksiklerinin olduğunu da kayda geçirmek istiyoruz.
Öncelikle teklifin olumlu yanlarını kayda geçirmek isterim:
1'inci madde, şehit ana ve babalarına tanınan asgari ücret güvencesini tüm vazife malullerine yayıyor. Şehadetin hukuki karşılığının şehidin rütbesine göre değişmesi savunulabilir bir şey değildi, bu ayrımın kaldırılması doğrudur.
2'nci madde, bakıma muhtaç gazi ve malullere yapılan ödemeyi yüzde 25 artırıyor ve bunu net asgari ücrete endeksliyor; yöntem doğru.
5'inci madde, tüm sosyal güvenlik hukukunda bugüne kadar hukuken görünmez kalmış bir grubu ilk kez tanıyor. Terörle mücadelede yaralanmış, vücudunda hâlâ mermi çekirdeği veya şarapnel taşıyan ama maluliyet eşiğinin altında kaldığı için gazi sayılmayan ve bugüne kadar tek kuruş aylık alamamış insanlar yıllardır haklarını tek tek dava açarak aramak zorunda kaldı. Bu nedenle maddeyi önemsiyoruz.
6'ncı madde, er ve erbaşların yeniden muayene hakkını 55 yaşına taşıyor. Bu, yaralanmaya bağlı rahatsızlıkların yıllar sonra ağırlaşması gerçeği karşısında yerinde bir düzenlemedir.
Şimdi asıl meseleye geliyorum: 5'inci maddeyle getirilen hak; yalnızca askerî personele, Millî İstihbarat Teşkilatı mensuplarına, Emniyet teşkilatının emniyet hizmetleri sınıfına mensup personeline ve güvenlik korucularına tanınıyor. Şu tabloyu birlikte düşünelim: Bir Emniyet müdürlüğüne terör saldırısı düzenleniyor, aynı patlamada 2 kişi yaralanıyor; biri emniyet hizmetleri sınıfına mensup bir polis memuru, diğeri aynı anda aynı şarapnel parçasıyla yaralanan bir genel idari hizmetler sınıfı personeli. Bu teklife göre, birincisi aylık alacak ama ikincisi hiçbir hak elde edemeyecek; aradaki fark kadro ünvanı.
Daha da çarpıcı olan şu: Aynı teklifin 7'inci maddesi, 15 Temmuzda yaralananlar bakımından kamu görevlilerini ve sivilleri birlikte kapsıyor, hizmet sınıfı ayrımı da yapmıyor yani biz aynı metin içinde iki ayrı adalet ölçüsü kullanıyoruz. 15 Temmuzda yaralanan bir sivil kapsamda, bir terör saldırısında aynı ağırlıkta yaralanan bir sivil kapsam dışı; tam bir çifte standart. Sormak istiyorum: Aynı şarapnel parçasıyla yaralanan bir asker ile bir sivili ya da aynı teşkilatta görevli 2 personeli birbirinden farklı hukuki rejime tabi tutmanın objektif ve makul açıklaması nedir?
Ayrıca, 5'inci madde bir geçici madde olarak düzenlenmiş ve şöyle diyor: "Bu hükümler yalnızca maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olaylar hakkında bir defaya mahsus uygulanır. Bu tarihten sonraki olaylar için yeni başvuru yapılamaz."
Değerli arkadaşlar, bu maddeyi bu hâliyle kabul edersek şunu söylemiş oluyoruz: Aynı bölükte görev yapan, aynı çatışmanın içinde bulunan, aynı ağırlıkta yaralanan 2 askerden 1'i 31 Ağustosta yaşadığı için ömür boyu aylık alacak, diğeri 2 Eylülde yaşadığı için hiçbir hak elde edemeyecek; aralarındaki tek fark takvim yaprağı.
Tanınan hakkın kullanılabilmesi için 3 şart getirilmiş: Başvuru bir yıl içinde yapılacak, olay tarihinde mensubu olunan kuruma yapılacak ve en az bir adli tabip uzmanının yer aldığı sağlık kurulu raporu alınacak. Bu maddenin muhatabı kim? Büyük ölçüde on yıl, on beş yıl önce yararlanmış, bugüne kadar terhis olmuş, kurumdan ayrılmış, emekli olmuş insanlar. Şimdi soruyorum: Terhis olduktan sonra sivil hayata dönmüş bir er hangi kuruma başvuracak? Aradan geçen on beş yıldan sonra kurum arşivinde kaydı bulunamazsa ne olacak? Adli tıp uzmanı şartı tıbbi değerlendirmenin niteliğini yükselttiği için doğrudur ama uygulanabilir midir? Türkiye'de kaç adli tıp uzmanı görev yapıyor? Adli Tıp Kurumunun mevcut iş yükü nedir? Sağlık Bakanlığı bu iş için kaç hastane belirleyecek, bunlar hangi illerde olacak? Bu sorular cevaplanmadan bir yıllık süre koymak, hakkı tanıyıp kapısını kilitlemek anlamına gelir. Bir eksik daha var: Başvurunun reddi hâlinde ne olacağı düzenlenmemiş, itiraz yolu yok, idarenin karar verme süresi yok, kararın gerekçelendirilmesi yükümlülüğü yok, sağlık kurulu raporuna itiraz usulü yok. Bu maddeyi yaparken amacımız insanların mahkeme kapılarından kurtarmaktı, bu hâliyle onları doğrudan mahkemeye yönlendirmiş oluyoruz.
5'inci maddeyle malul sayılmayan yaralılara bağlanacak aylık 17.135 gösterge üzerinden hesaplanıyor, bunun karşılığı yaklaşık 26.996 liradır yani net asgari ücretin altındadır. TÜRK-İŞ'in Temmuz 2026'da 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 36.939 lira, bağladığımız aylık bunun yaklaşık yüzde 27 altında kalıyor. Anayasa’nın 61'inci maddesi bize yaraşır bir hayat seviyesi sağlama ödevi yüklüyor, bu tutarın o ölçütü karşıladığını söylemek güç.
3'üncü maddeye gelelim: Erbaş, er, güvenlik korucusu, öğrenci ve sivil vazife malulleri için taban aylık getiriliyor; 35.398 gösterge, bunun karşılığı yaklaşık 55.770 liradır. Peki, aynı dönemde net asgari ücretin 2 katı ne kadardır? 56.151 lira yani teklifin taban olarak koyduğu tutar daha yürürlüğe girmeden net asgari ücretin 2 katının altında.
4'üncü maddedeki tabloya ise özellikle dikkatinizi çekmek isterim. Bu tablo 23 Ocak 2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 684 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'yle getirilmiş ve o günden bugüne kadar sayısal olarak hiç güncellenmemiştir. Şimdi, tüm derecelerde yaklaşık yüzde 21,9 oranında artırılıyor. Dokuz yılda biriken enflasyon karşısında bu artışın ne ifade ettiğini hepimiz biliyoruz.
Teknik ama sonucu itibarıyla önemli bir hususa değinmek istiyorum: Teklifin 7'nci maddesinde 15 Temmuzda yaralanıp malul sayılmayanlara bağlanacak aylıklar hakkında 5454 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı açıkça yazılmış. 5'inci maddede ise böyle bir atıf yok. Oysa her iki grup da aynı gösterge rakamı yani 17135 üzerinden aylık alacak. Bu durumda aynı rakam üzerinden aylık bağlanan iki grup ek ödeme nedeniyle eline farklı hususlar geçen iki gruba dönüşebilir.
Sonuç olarak 8 başlıkta düzeltmeyi istiyoruz:
1'incisi, şehit ana ve babasına tanınan asgari ücret güvencesinin her ikisi için ayrı ayrı uygulanacağının açık yazılması.
2'ncisi, bakım ödemesinin ağır bakım hâlinde artırılması ve evde bakım yardımlarından mahsup edilmemesi.
3'üncüsü, taban aylığının net asgari ücretin 2 katının altına düşmemesi.
4'üncüsü, derece gösterge tablosunun asgari ücrete bağlanarak kendiliğinden güncellenmesi.
5'incisi, 5'inci maddenin kapsam, süre, yararlanma, tanımı ve usul yönünden tamamlanması.
6'ncısı, Yeniden muayenede yaş sınırı yerine sağlık durumundaki ağırlaşmanın esas alınması.
7'ncisi, 15 Temmuz yaralılarına bağlanacak aylıkların 15 Temmuz 2016'dan itibaren başlatılması.
8'incisi, 5'inci maddenin yürürlüğünün öne alınması.
Bu düzenlemeler yapılırsa bu Meclis hak sahiplerinin karşısına eksiksiz bir metinle gider.
Son olarak şunu söylemek ve bitirmek istiyorum: Devlet adına ödenen bedelin karşılığı bedeli ödeyen insanın kadrosuna, ünvanına, hizmet sınıfına veya olayın takvim tarihine göre değişemez. Bu ilkeyi bu metne yazabilirsek hepimiz üzerimize düşeni yapmış oluruz diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.