| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 123 |
| Tarih: | 08.08.2026 |
KAYIHAN PALA (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Şimdi, bu kanunla ilgili genel birkaç şey söylemek isterim. Hepimizin bildiği gibi, evrensel hukuk normlarına göre çocukların cezalandırılması erişkinlerden tamamen farklı, koruyucu ve rehabilite edici bir yapıya dayanır. Evrensel hukukta çocuk suçlu olarak değil, korunma ihtiyacı olan bir birey olarak kabul edilir ve hukuk normlarına göre erişkinler açısından bir cezalandırma süreci caydırıcılık, toplumu koruma içerir ama çocuklarda bu yine evrensel hukuk normlarına göre eğitme, topluma kazandırma ve suçun yinelenmesini önlemeye dayanır. Bu nedenle, çocukların erişkinler gibi yargılanmaları kabul edilemez.
Şimdi, bilimsel araştırmaların sonuçlarına göre, özellikle nörolojik gelişim açısından bakıldığında çocukların cezai ehliyetleri için gereken tam algı düzeyine erişmeleri 20'li yaşların ortalarına kadar süren bir evrimsel gerçektir. İnsan beyninde karar verme, planlama ve organizasyon, mantıklı düşünme, sosyal davranış, risk analizi ve dürtü kontrolünden sorumlu olan bölge bizim "prefrontal korteks" dediğimiz beynim bir bölgesidir; beynin bu bölümü gelişimini en son tamamlayan yerdir. Yapılan bilimsel çalışmalara baktığımızda bu gelişimin 24 yaşına kadar sürdüğü, hatta geçen yılın son ayında Cambridge tarafından yayınlanan bir araştırmaya göre de 32 yaşına kadar sürebildiği kanıtlanmıştır. Dolayısıyla, henüz çocukluk döneminde eğer bunu 18 yaşın altı olarak gündeme getirecek olursak prefrontal korteksin henüz olgunlaşmadığı, o çocuğun karar verme, sonuçlarını öngörme açısından çok da iyi bir durumda olmadığı çok açıktır. Bu durum, çocukların riskleri ve eylemlerinin, kısa ve uzun vadeli sonuçlarının yetişkinler gibi muhakeme edilmesini biyolojik olarak engeller. Dünya Sağlık Örgütü adli süreçlerde bulunan çocukların büyük bir bölümünün geçmişte istismar, ihmal, yoksulluk ve şiddete maruz kaldığını raporlanmaktadır. Şimdi, bu durumda olan çocuklar cezalandırıcı bir sistemin içine girip bu sistem onların travmalarını tetiklediklerinde, üstelik beynin bundan sonraki sağlıklı gelişimi de kalıcı olarak engellemektedir. Bu nedenle, Dünya Sağlık Örgütü çocukların bu süreçte temel çözüm olarak tıbbi ve sosyal rehabilitasyon içerisinde bulunmalarının önemine vurgu yapmaktadır. Üstelik, Danimarka örneğine de bakacak olursanız, başka ülke örneklerine de bakacak olursanız bilimsel araştırmalardan elde edilen sonuçlar cezai sorumluluk yaş sınırını düşünerek daha ağır sonuçlar getiren politika reformlarının suç davranışları üzerinde amaçlanan caydırıcı etkiyi yaratmadığını göstermektedir. Tüm bunlar ortadayken şimdi görüşülmekte olan kanun teklifinin çocukluk çağında da bazı cezai müeyyideleri aynen erişkinler gibi uygulamaya çalışılması doğru bir yaklaşım değildir. Konuştuğumuz madde üzerinde çocuğu koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulanma sürecinin "tazyik hapsi" adı verilen bir sürece, bir eksene taşınması doğru bir yaklaşım değildir. Anne-baba ve bakım sorumlusuna on güne kadar tazyik hapsi verilmesi çocuğun bakım sürecini daha olumsuz etkileyebilir. Basit soru şudur: Bu süreçte o çocuğa kim bakacak? Bu yasal düzenleme burada bir boşluk yaratmış durumdadır. Ayrıca, fiil suç oluştursa bile tazyik hapsi uygulanması yaptırımların çakışması sorununu ortaya çıkarabilir ki bu da ayrıca üzerinde tartışılması gereken bir durumdur.
Değerli milletvekilleri, çocuğun koruyucu ve destekleyici önlemlerinde öncelik böylesine cezai yaptırımlar ya da böylesine tazyik hapsi biçiminde değil, aileye sosyal, ekonomik ve psikolojik destek verilmesi olmalıdır. Çocuklar henüz gelişimlerini tamamlamamışken sanki muhakeme yetenekleri erişkinler kadar gelişmiş gibi onları cezalandırmanın hiçbir şekilde sonuca bir katkısının olmadığı birçok kez çalışmalarla gösterilmiştir. Dolayısıyla, hem buradaki tazyik hapsi düzenlemesinin geri çekilmesini hem de çocukların çocuk olarak ele alınmasını bir kez daha vurgulamak isterim.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Yeni Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)