GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:123
Tarih:08.08.2026

ALİYE COŞAR (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; daha önceki itirazlarımızda olduğu gibi, çocuğun üstün yararının esas alınmadığı bir kanun teklifi maddesiyle karşı karşıyayız. Getirilen düzenleme, sosyal inceleme raporunu 15 yaşından küçük çocuklar için zorunlu tutarken 15-18 yaş grubu için rapor alınmamasını yalnızca bir gerekçe yazılmasına bağlamaktadır. 15 yaşını geçen bir çocuk çocuk olmaktan çıkmaz; taraf olduğumuz Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne ve Çocuk Koruma Kanunu'na göre 18 yaşını doldurmamış herkes çocuktur. Sosyal inceleme raporunu 15 yaşından küçükler için zorunlu tutan ama 15-18 yaş grubundaki çocuklar gerekçe gösterilerek rapordan vazgeçilmesine izin veren teklifle asıl soruna yeniden dönüyoruz çünkü 15-18 yaş grubu çocuklarda suç davranışının yoğun olduğu yaş grubudur. Dolayısıyla sosyal inceleme raporu bu yaş grubu için zorunlu olmalıdır. Oysa, 15 yaşını geçen çocuk hukuken de biyolojik olarak da çocuktur. 18 yaşından küçük bütün çocuklar aynı temel güvencelerden yararlanmalıdır. Bu, açıkça şu demektir: Çocuklar için yarattığınız infaz sistemi topluma kazandırmak değil cezalandırmak üzerine kurulmuştur.

Bütün çocuklar çocuğun üstün yararına dayanan yasal güvencelerden eşit biçimde yararlanmalıdır. Bir çocuğu suça sürükleyen koşulları araştırmadan yalnızca işlediği iddia edilen bir fiile bakmak çocuk adaleti değildir. Salt çocuğu cezalandırarak toplumsal sorumluluktan kaçmış olursunuz. Hiçbir çocuk içinde yaşadığı toplumdan, çevreden, ailevi koşullardan, yoksulluk ve eğitim hayatı gibi önemli koşullardan bağımsız değerlendirilemez. Sosyal inceleme raporu basit bir evrak, bürokratik işlem değildir, çocuğun aile yapısı, eğitim durumu, sosyal çevre, yaşadığı koşullar, ekonomik koşullar, gelişimsel özellikleri, maruz kaldığı ihmal ve travmaları ortaya koyan bilimsel bir çalışmadır.

Getirilen teklif maddesinde hâkime veya savcıya birkaç cümlelik gerekçeyle rapordan vazgeçme imkânı tanımak hukuki denetim değil, zorunluluktan, sorumluluktan kaçmaktır. Yargı üzerindeki iş yükü ve hızlı yargılama gerekçesiyle yapılan bu değişiklik adalet sağlamayacak, aksine adaletsizliğe yol açacaktır. Çocuğun hayatını doğrudan etkileyecek bilimsel değerlendirmeden vazgeçilemez. Zaman ve hız çocuğun üstün yararından daha değerli değildir. Sosyal inceleme raporu tam da bu nedenle vazgeçilmezimizdir. Çocuğun ne yaptığını değil, hangi koşullar içerisinde yaşadığını, neden eğitimden uzaklaştığını, çalıştırılıp çalıştırılmadığını, ailesinin yoksullukla nasıl mücadele ettiğini, ihmal veya istismara maruz kalıp kalmadığını ortaya koyar. Çocuğun üstün yararı soruşturmanın her aşamasında gözetilmesi gereken bağlayıcı bir hukuki ilkedir. Bu nedenle, sosyal inceleme raporu, adli sisteme giren her çocuk için soruşturmanın başlangıcında istisnasız biçimde hazırlanmalıdır. Sosyal inceleme raporlarının hazırlanması için de yapılması gerekli hayati işler bulunmaktadır. Mesleki ünvanı ve yetkinliği belirsiz personelle hazırlanan standart metinler çocuğun gerçek yaşam koşullarını ortaya çıkaramaz. Sosyal inceleme raporu çocuğun geleceği için, koruyucu ve destekleyici tedbirler için son derece önemlidir; suçun tekrarını önleyen en önemli faktördür. Çocuklar için uzman vaka yöneticisi görevlendirilmeli; çocuk savcılığı, okul, aile, sosyal hizmetler ve sağlık birimleri arasında etkin koordinasyon kurulmalıdır. Sosyal inceleme hususunda yaş grupları arasında bir ayrım yapılmamalıdır. Çocuğu cezalandırmayı önleyen değil onu suça sürükleyen, yoksulluğu, çocuk işçiliğini ve eğitimden kopuşu ortadan kaldıran bir sistem kurulmalıdır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)