| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 123 |
| Tarih: | 08.08.2026 |
MURAT ÇAN (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teklifin 13'üncü maddesini müzakere ediyoruz. Bu madde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen adli süreçteki çocuklara denetimli serbestlik kapsamında ayrıca yönlendirme tedbirleri de uygulanmasına imkân sağlayacak bir madde. Ayrıca, bu madde içinde adli süreçteki çocuklar yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilirken zararın karşılanması koşuluna istisna getirilmesine dair bir hüküm var. Hekim kökenli birisiyim, hukukla bu zamana kadar doğrudan bir işim olmadı fakat kanun metnindeki sakatlığı çok net bir şekilde her birimiz görmekteyiz. Teklifin ilk hâlinde madde içinde yer alan (3)' üncü fıkrada şöyle bir ifade vardı: "Malın değerinin az olması" Sonra bu ifade Komisyonda değişti "mağdurun ya da kamunun zararının az olması" şeklinde düzenlendi. Malın değerinin az olması neyi ifade ediyor; neye göre, kime göre? Zamanın ruhuna göre malların değeri değişiyor. Hele ki bu konuda karar verecek kişiler, savcı ya da hâkim, Adalet ve Kalkınma Partisinin il başkanı, ilçe başkanı avukatlardan oluşmuşsa kişiye göre, zamana göre ve yere göre... Gerisini siz düşünün. Kanunun dili nesnel olmak zorundadır değerli arkadaşlar, göreceliği olamaz. Ahmet'e göre değersiz olan şey Mehmet'e göre değerli olabilir ya da bugünün değerlisi yarın değersiz bir meta hâline dönüşebilir.
Hâl böyle iken kanunun bu şekilde tesis edilmesinin yanlışlarını bir kez daha size iletmek istiyorum. Zarfı konuştuk, mazrufu hep birlikte açalım. Yeryüzünde yan yana gelmemesi gereken iki kavramın yani çocuk ve suç kavramlarının öznesi olduğu bir torba yasayı konuşuyoruz. Biz ise Yeni Parti olarak, çocuğu "adalet" kelimesiyle nitelendiriyoruz, "adalet" kelimesiyle değerlendiriyoruz. Aslında muhalefet şerhimizde bunu net bir şekilde tanımlıyoruz. Çocuk adaleti, genel ceza adalet sistemi içinde yalnızca yaş küçüklüğüne bağlı bazı indirimlerin uygulandığı tali bir alan değildir, çocukların gelişimsel özelliklerini, hak öznesi olma durumlarını, korunma ihtiyaçlarını ve toplumsal yaşama yeniden katılmalarını esas alan bir hukuk alanıdır diyoruz. Esas olan çocuğun üstün yararıdır. Sosyal devletin pozitif yükümlülükleri ölçülülük, yeniden topluma kazandırma iradesidir diyoruz. Önceliğimiz, çocuk kavramı ile suç kavramını yan yana getiren tüm koşul ve olguları bertaraf etmektir diyoruz. Yoksullukla mücadele, gelir eşitsizliği, eğitim hakkından mahrum bırakılma, çocuk emeğini sömürme düzeni, şiddet, ihmal, istismar, ruh sağlığını bozan her türlü etmen; önceliğimiz işte bu olumsuzluklardır, bu adaletsizliklerdir, bunu yok etmektir. Yani, özetle diyoruz ki: Çocuk adaleti, güvenlik politikalarının bir alt başlığı olarak değerlendirilemez.
Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; mesele açıktır, çocuğun suça sürüklenmesine engel olamayan bir devlet sadece adil düzenlemeler yaparak kendi sorumluluğunu sırtından atamaz, atmamalıdır. 2002'den bu yana iktidarınızda 30 milyon çocuk doğdu; kırsalda yaşayanı, tarlasındaki ürünü para etmeyeni köyünden kopup kente yerleşti; işsiz kalanı iş bulma umuduyla yine metropollere göç etti. "Büyükşehir büyük umutlar." diye çıkılan yollar ve sonrasında yaşanan büyük hayal kırıklıkları; çetelerin cirit attığı sokaklar, açlıkla, eşitsizlikle, umutsuzlukla büyüyen çocuklar. Sorunu yerinde ve zamanında çözmek yerine çocuk suça karışınca "Hangi cezayı verelim?" diye burada milleti çalıştırıyorsunuz. Çocuk suçlu doğmaz beyler, çocuklarımız AKP iktidarının bu çürük ve çarpık düzeninin kurbanı olmuştur maalesef. Geleceğimiz kararmış, hayatlar kararmıştır. Yoksulluğu bitirmeden, eğitimi düzeltmeden bu sorunu asla çözemeyiz. AKP iktidarı bunların hiçbirini başaramayacağını yirmi dört yılda kanıtlamıştır, hatta -bana göre- bütün bunlardan sorumlu olmaktan hiçbir rahatsızlık duymamıştır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)