| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 123 |
| Tarih: | 08.08.2026 |
METİN ERGUN (Muğla) - Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Muhterem milletvekilleri, kanun yapmak yalnızca yeni hükümler ihdas etmek değildir; sorunları doğru teşhis etmek, kurumlar arasında uyumu sağlamak ve uygulanabilir çözümler üretmektir. Ne yazık ki görüşülmekte olan teklif bu anlayıştan oldukça uzaktır çünkü tali komisyon süreci işletilmemiş, etki analizi yapılmamış ve muhalefetin yapıcı önerileri dikkate bile alınmamıştır. Oysa böylesine önemli meselelerde katılımcı ve öngörülebilir bir yasama süreci izlenmesi elzemdir, gereklidir.
Görüşülmekte olan teklif, çocukları suça sürükleyen yoksulluk, eğitimden kopuş, kontrolsüz göç ve plansız kentleşme gibi temel nedenlere çözüm üretmekten uzaktır. Terör örgütlerinin, organize suç örgütlerinin ve sokak çetelerinin çocukları istismar eden yapılarına karşı caydırıcı düzenlemeler içermemektedir. Unutulmamalıdır ki çocuk suçluluğu yalnızca adli değil, aynı zamanda sosyal, ekonomik, eğitim ve güvenlik meselesidir, bu nedenle çözüm de bütüncül olmak zorundadır.
Ayrıca, maddeyle çocuk hakkında kamu davası açılması hâlinde durumun Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığına bildirilmesi öngörülmektedir. Kurumlar arasında bilgi paylaşımını esas almak doğrudur ancak çocukların korunması yalnızca bildirim yapmakla sağlanamaz. Asıl mesele, bildirimin ardından hangi kurumun hangi sorumluluğu üstleneceğinin açıkça belirlenmesidir. Peki, bildirim yapıldıktan sonra ne olacaktır, çocuğu kim takip edecektir, kim rehabilite edecektir, kim yeniden suça sürüklenmesini önleyecektir, teklifte bu sorulara net cevaplar yoktur.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Yönetmeliğe havale edildi.
METİN ERGUN (Devamla) - Hâlbuki çocuğun yeniden topluma kazandırılması yalnızca adli makamların, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının veya Millî Eğitim Bakanlığının sorumluluğuna bırakılamaz çünkü suça sürüklenen çocukların birçoğu travma yaşamaktadır, ruh sağlığı sorunlarıyla mücadele etmektedir, bağımlılıkla karşı karşıyadır; şiddet eğilimi, agresiflik, alınganlık ve sosyal uyumsuzluk gibi davranış problemleri göstermektedir. Bu sebeple, çocukları yalnızca cezalandıran değil, onları yeniden hayata kazandıran bir sistem kurmak zorundayız. Bu çocukların yeniden suç işlemelerinin önlenmesi ancak erken dönemde psikolojik ve psikiyatrik destek almalarıyla mümkündür. Buna rağmen Sağlık Bakanlığı bu mekanizmanın dışında bırakılmıştır. İYİ Parti olarak biz bunu önemli bir eksiklik olarak görüyoruz. Aynı şekilde, spor, sanat ve sosyal faaliyetler çocukların rehabilitasyonunda vazgeçilmez araçlardır biliyorsunuz. Sportif faaliyetler disiplin duygusunun gelişmesine, sağlıklı sosyal çevrelerin oluşmasına ve toplumsal uyumun güçlenmesine önemli katkılar sağlamaktadır. Bu nedenle, Gençlik ve Spor Bakanlığının da sürecin aktif bir paydaşı olması gerekir diye düşünüyoruz ancak teklif bu ihtiyacı da karşılamamaktadır.
Muhterem milletvekilleri, iyi niyetli gibi gözüken bu düzenlemenin uygulamada etkisiz kalacağından endişe duymaktayız ve İYİ Parti olarak şu çağrıyı yapıyoruz: İlgili kurumların görev, yetki ve sorumlulukları açık biçimde düzenlenmelidir. Çocuk koruma sistemi yalnızca mahkeme salonlarında değil ailede kurulmalıdır, okulda kurulmalıdır, sağlık hizmetlerinde kurulmalıdır, sosyal destek mekanizmalarında kurulmalıdır. Unutulmasın ki kaybettiğimiz her çocuk yalnızca bir ailenin değil bu ülkenin geleceğinden eksilen bir umuttur.
Bu duygu ve düşüncelerle konuşmama son verirken Genel Kurulu, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)