GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:123
Tarih:08.08.2026

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben de 10'uncu madde üzerine söz aldım. Değerli arkadaşlarım, bir maddenin Anayasa’nın 4 maddesine birden aykırı olması özel bir çabadır, özel bir gayrettir. Kim hazırlanmışsa bunları kutlamak lazım. Neden? Bakın, Anayasa’nın 13'üncü maddesinde "Temel hak ve hürriyetler ancak özlerine dokunulmamak kaydıyla kanunla sınırlandırabilir." hükmü var. Hemen arkasından 18'inci madde var, nedir? Zorla çalıştırma yasağı, angarya hemen onun arkasından geliyoruz değerli arkadaşlarım; 20'nci madde, 20'nci maddede de özel hayatın gizliliği, 22'nci maddede ise haberleşme hürriyeti. Neden bunlara aykırılık var? Şimdi ayrıntılara girelim değerli arkadaşlarım. Bakın, çocuklarla ilişkin düzenleme yapılıyorken cezai sorumluluğu bulunmayan bir çocuk tarifi yapılıyor ve "yönlendirme tedbirleri" adı altında da birtakım cezanın dışında yönlendirme tedbirleriyle çocukları topluma nasıl kazandırabilirize ilişkin birtakım düzenlemeler var. Bunlar spor faaliyetleri olabilir, kültür faaliyetleri olabilir. Aslında yasanın lafzıyla okuduğunuz zaman gayet güzel geliyor ama ruhuna girdiğiniz zaman uygulama yeteneği olmayan, bir anlamda cezalandırmaya götürülebilecek bir düzenlemeyle karşı karşıyayız. Buna ilişkin işlemler yapılıyorken ne yazık ki kanun yapma yetkisinin subjektif olarak kullanıldığını da görüyoruz değerli arkadaşlarım. Cezai sorumluluğu olmayan bir kişiye ilişkin olarak "12 ve 15 yaş altındaki çocuklar" diyoruz. Nedir? Bunun cezai ehliyeti yok. Alt sınıra ilişkin de tereddütler var yasal düzenleme yapılıyorken. 15 yaş var, 12'nin altına gidebilecek düzenlemeler de var. Buna ilişkin düzenleme yapılıyorken bu kişilere üç yüz saate varan zorunlu çalışma süreleri koyuyoruz. Değerli arkadaşlarım, bu şu demektir: Bu, işte, Anayasa'da tarif edilen, biraz önce ifade ettiğimiz 18'inci maddedeki zorla çalıştırmaya, angaryaya ilişkin hükümlerdir. Siz 15 yaşın altındaki bir çocuğa hatta bu düzenlemede -lafzında problem olan- 12 yaşındaki bir kişiyi eğer bu sürelerin altında çalıştırırsanız, bu saatlere kadar çalıştırırsanız buna zorla çalıştırma derler, buna angarya derler, bu bir anayasal, yargısal denetime geçerse muhtemelen geri dönecektir. Bunu biraz sonra oylarınızla kabul edeceksiniz, buna ilişkin itirazlarımızı buradan ifade etmek istiyoruz.

Değerli arkadaşlarım, buna ilişkin düzenlemeler yapılıyorken bakın kanunilik ilkesinden bahsettik. Açık bir şekilde ne dedik? 13'üncü maddede ancak temel hak ve hürriyetlerin kanunla sınırlandırılabileceğine ilişkin anayasal hüküm var. Siz buna ilişkin düzenlemeleri, yaptırımları uyguluyorken kanunla uygulama yapmanız lazım, kanunla bu yaptırımları koymanız lazım. Ne yapıyorsunuz? Yönetmelikle yapıyorsunuz. Arkadaşlar, Anayasa Komisyonunda da birçok kere bulundum. Birçok defalar bu konuda uyarılar yaptık. Dedik ki buna ilişkin düzenlemelerde yönetmelikle işlem yapmayın dedik, yaptınız, geçti, kâhin değiliz kehanette bulunmuyoruz, anayasal yargıdan döndü. Yönetmelikle cezai yaptırım yapamazsınız değerli arkadaşlarım. Bakın, burada birçok kereler dedik, gene getirmişsiniz, gene bunun içerisine koymuşsunuz, yönetmelikle getirmişsiniz cezai yaptırım yapıyorsunuz. Biraz önce de ifade ettiğim gibi bu yanlıştan bir an önce dönmeniz gerekiyor.

Bir de çocuklara ilişkin, dijital şeylere ilişkin düzenlemeler de var. Dijital cihazların kullanılmasına ilişkin çocuğu takibe alıyoruz. Çocuğu takibi aldığımız zaman -biraz önce değerli milletvekilleri de ifade ettiler- bir belirsizlik var, nereye kadar götüreceğimize ilişkin belirsizlik var. Bireysellik ve çocuğun katılımına ilişkin, şeyle ilişkin problemler var. Bu nedenle bunu yapıyorken, bu dijitale ilişkin düzenlemeleri yapıyorken Anayasa'nın ilgili maddelerindeki bu belirsizliğin ortadan kalkması açısından özel hayatın gizliliği, bir de nedir, haberleşme hürriyetine ilişkin yasaları da ihlal ediyoruz, anayasal normları da ihlal ediyoruz. Buna ilişkin yönetmelikle bu düzenlemeyi yapıyoruz, süreleri belli değil, iki yılın sonunda nereye götüreceğiz onlar belli değil ve bu sürenin sonucunda çocukların özel hayatını, haberleşme hürriyetini, onların ilerde yaşayacağı travmaları ortadan kaldıracak bir düzenlemeyi ne yazık ki yasayla getiriyoruz.

Değerli arkadaşlarım, konuşmamın başında da ifade ettiğim gibi, bir tek maddede Anayasa’nın 4 maddesini ihlal etmek gerçekten kanun yapma tekniği açısından takdir edilecek bir şeydir; bunu nasıl başardınız gerçekten hayret ediyorum. O nedenle, 10'uncu maddeyle ilişkin verdiğimiz önergeler, Komisyonda ileri sürdüğümüz gerekçeler, Genel Kurulda diğer milletvekili arkadaşlarımızın ileri sürdüğü gerekçeler ne yazık ki bir taraftan geliyor, öbür taraftan çıkıyor. Muhtemel bir anayasal, yargısal denetimden geçecektir değerli arkadaşlarım. Görüyorum ki bu denetimin sonucunda muhtemelen bu yasa başka bir yasanın altında, başka bir torba kanun düzenlemesi altında Türkiye Büyük Millet Meclisine gelecektir. O geldiği zaman da "Yine haklı çıktık." demeyi de kendimize yakıştıramıyoruz; kaç kere haklı çıkacağız değerli arkadaşlarım? Yönetmelikle düzenleme yapıyorsunuz, özel hayatın gizliliğini ihlal ediyorsunuz, haberleşme hürriyetini ortadan kaldırıyorsunuz, kanunilik ilkesini ortadan kaldırıyorsunuz değerli arkadaşlarım; bunların hepsinin göz ardı edilmemesi gerekir.

Bir an önce düzenlemenin sağlam yapılması gerekir diyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)