GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:123
Tarih:08.08.2026

ŞERAFETTİN KILIÇ (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Çocuk Koruma Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 10'uncu maddesi üzerine Grubumuz adına söz aldım. Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, teklifin 10'uncu maddesiyle Çocuk Koruma Kanunu'na "yönlendirme tedbirleri" adı altında yeni bir sistem getirilmektedir. İlk bakışta amaç olumlu görünebilir. Çocuğu yalnızca cezalandırmak yerine topluma kazandırmak, eğitimine ve gelişimine destek olmak elbette hepimizin ortak vazifesidir, ortak hedefidir ancak bu düzenlemenin adından ziyade asıl çocuğa fiilen ne yaptığına bakmak zorundayız. Bu madde ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklara yirmi saatten üç yüz saate kadar sosyal hizmetlerde, kütüphanelerde veya çevre faaliyetlerinde görev alma, belirli eserleri okuma, dijital cihazların üç aydan iki yıla kadar kamu kurumlarınca takip edilmesi ve bağımlılık programlarına katılma gibi yükümlülükler getiriyor. Burada çok temel bir çelişki var: Hukuk düzenimiz bir çocuğun ceza sorumluluğunun bulunmadığını kabul ediyor yani o çocuğun fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını yeterince kavrayamadığını veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişmediğini kabul ediyor fakat aynı çocuğun önüne üç yüz saate kadar zorunlu çalışma yükümlülüğü koyuyoruz. 8 yaşındaki bir çocuk ile 14 yaşındaki çocuğu aynı düzenleme içerisinde değerlendirmek hangi pedagojik anlayışla bağdaşmaktadır? Çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, eğitim durumu ve programa katılma kapasitesi bakımından hiçbir farklılaştırma yapılmamaktadır. Daha da önemlisi, Meclis araştırması komisyonunun önerileriyle teklif arasındaki farktır. Komisyon gençlik, kültür, sanat, mesleki yönlendirme, aile desteği, mentörlük, psikososyal güçlendirme ve gönüllü kamu hizmeti gibi destekleyici araçlara işaret etmektedir, teklif ise gönüllülüğü kaldırıp yirmi ila üç yüz saat saat arasında zorunlu görev ve çevre temizliği yükümlülüğü getirmektedir yani destek mekanizması yaptırım mekanizmasına dönüştürülmektedir.

Değerli milletvekilleri, bir başka ciddi sorun ise dijital takip düzenlemesidir. Çocuğun telefonu, tableti veya bilgisayarındaki hareketlerin iki yıla kadar kamu kurumlarınca takip edilmesinin önü açılmaktadır fakat hangi verilerin toplanacağı, kimlerin bu verilere erişeceği, verilerin ne kadar süre saklanacağı ve ne zaman silineceği açıkça düzenlenmemektedir. Hareket kavramının konum bilgisini mi, internet trafiğini mi, uygulama kullanımını mı, yazışmaları mı kapsadığı dahi belli değildir. Çocuğu dijital risklerden korumak istiyorsak elbette önlem almalıyız ancak koruma adı altında çocuğun bütün dijital hayatını iki yıl boyunca belirsiz bir kamu gözetimine açamayız. Bu Anayasa’nın, özel hayatın ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin güvenceler bakımından son derece ciddi bir meseledir. Dolayısıyla bu mesele yönetmeliklere bırakılamaz, konuyla ilgili yasal çerçeve mutlaka bu çatı altında belirlenmelidir. Üstelik bu tedbirler belirlenirken sosyal inceleme yapılması, çocuğun görüşünün alınması ve hangi tedbirin neden gerekli olduğunun kararda açıkça gösterilmesi zorunlu değildir. Oysa, çocuğun yaşı, gelişimi, aile koşulları, eğitim durumu, geçmişte yaşadığı mağduriyetler ve yetişkinlerin etkisi değerlendirilmeden sağlıklı bir yönlendirme yapılamaz. Bizler, çocuğa daha erken ulaşan, ailesini destekleyen, okuldan kopmasını engelleyen, psikolojik ve sosyal destek sağlayan güçlü bir koruma sistemi istiyoruz. Yönlendirme tedbirleri yaş gruplarına göre farklılaştırılmalıdır, sosyal inceleme ve çocuğun görüşü zorunlu hâle getirilmelidir. Çalışma niteliğindeki faaliyetler ceza mantığıyla değil, pedagojik ve gönüllülük esasına göre düzenlenmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın, lütfen

ŞERAFETTİN KILIÇ (Devamla) - Dijital takip ise ya tamamen çıkarılmalı ya da ancak açık kanuni güvenceler, süre sınırları ve bağımsız denetim altında son çare olarak uygulanmalıdır. Çünkü ceza sorumluluğu bulunmadığı kabul edilen bir çocuğa, cezanın adını "yönlendirme" koyarak yaptırım uygulayamayız. Devletin görevi çocuğu suç işledikten sonra cezalandırmak değil, o çocuğa suça sürüklenmeden önce ulaşmaktır. Çocuklarımızı koruyacaksak onları gözetim altına almakla değil, eğitimle, aile desteğiyle, sosyal hizmetle, rehberlikle ve güçlü bir kamu politikasıyla koruyalım.

Bu nedenle, 10'uncu maddenin mevcut hâliyle yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)