GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:123
Tarih:08.08.2026

KAMURAN TANHAN (Mardin) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

10'uncu madde üzerine partimiz adına söz aldım.

10'uncu madde neyi getiriyor, neyi öngörüyor, amacı ne? Yönlendirme tedbirlerden bahsediyor. Amaç, sosyal hizmeti güçlendirmek; SSÇ'lerin sosyal hizmetlerinin güçlendirilmesini, dijital risklerden korunmasını ve kütüphane ve çevre temizliği gibi alanlarda çalıştırılmasını öngörüyor. Şimdi, bu, aslında SSÇ'lere mahkeme dışı bir ceza yöntemidir. Bunu yirmi ila otuz saat arasında idari bir kararla yapabileceksiniz. Ne mi olacak? Çocuk parklarda çevre temizliği yapacak, toplumda suçlu çocuk muamelesi görme ihtimali ön plana çıkacak yani önleme değil bir cezalandırma yöntemi ve cezalandırma anlayışı söz konusu. Yine, işçi çocuk yasağına buradan da yasal bir zemin hazırlanıyor. Aslında çocuklar burada işçileştirilecek ve bu yasal zemin bu kanunla gelecek, bu 10'uncu maddeyle gelecek. Kitap okumak, kütüphaneye gitmek gibi normal şartlarda olumlu birer alışkanlık olması gereken eylemlerin ceza olarak zorla yaptırılması çocukta bir nefret ve direnç uyandırabilir; bu da görmezden geliniyor iktidar tarafından. Zorunlu bir mekanizmaya dâhil edilen çocuk travma yaşayabilir, devlete karşı güvensizliği tetiklenebilir.

Şimdi, bu olumsuzlukları değerlendirmeden bu kanun teklifinin 10'uncu maddesini getirmek elbette SSÇ'leri cezalandırma boyutunun farklı bir boyutu. Bu kanun teklifinin tamamı aslında sıkıntılı, çok acayip bir durum aslında. SSÇ'lerle ilgili yasa değişiklikleri AKP tarafından yapıldı daha önce ve bunun için çok çalıştılar. Çocukları yetişkinlerden ayıran değişikliklere AKP'li sivil toplum örgütleri de destek vermişti o dönemde. Şimdi ise SSÇ'leri yetişkinler gibi cezalandırmak için yasa teklifi yapıyorlar. Dün hayata geçirmek için mücadele ettiklerini bugün ortadan kaldırmak için mücadele ediyorlar. "Suça sürüklenen çocuk" kavramı ve yasal değişiklikler uzun bir mücadele sonunda ortaya çıkmış ve yasalaşmıştı. Şimdi çocuklar yetişkinler gibi cezalandırılmak isteniyor. Bu istek, bu yasal değişiklik büyük ve telafisi imkânsız sorunları ortaya çıkaracaktır. Bu anlayış çocukları âdeta yeni bir suç örgütüne katılmaya teşvik edecektir.

Bu yasayla yapılmak istenen aklımıza şu fıkrayı getiriyor: Adamın birisi yıllarca köprü yapılması için toplantılar yapıyor, konuşmalar yapıyor, imza topluyor, sonunda köprü yapılıyor. Aradan birkaç yıl geçtikten sonra adam bu kez köprünün kaldırılması için toplantılar, imzalar yapıyor, bir mücadele içerisine giriyor. Gazeteci birisi gidip sormuş: "Yıllarca bu köprünün yapılması için siz mücadele ettiniz. Neden şimdi yıkılmasını istiyorsunuz?" Adam hiç bozuntuya vermeden şu cevabı veriyor: "Evet, ben yaptırdım." "Peki neden şimdi kaldırılmasını istiyorsunuz?" Adam şöyle demiş: "Çünkü ben dünün insanı değilim, bugün farklı düşünüyorum." Gazeteci yine sormuş: "Peki dün yaptığınız şeyin bugün yanlış olduğunu ne zaman anladınız?" Adam gülümsemiş ve demiş ki: "Köprü yapılınca anımsadım." "Peki köprü yapıldıktan bunca yıl sonra neden bugün talep ediyorsunuz? O zaman itirazı neden baştan yapmadınız?" demiş. Adam en son şunu söylemiş: "O zamanki aklım ile bugünkü aklım farklı dolayısıyla ben o günküyle aynı kişi değildim."

Son söz olarak... Bu yaptığınız, dün SSÇ'leri farklı bir yargılama mekanizmasında koruma amacıyla getirdiğiniz yasaları bugün ters yüz edip SSÇ'leri yetişkinler gibi cezalandırma isteğiniz "tutarsızlık" demiyorum ama buna "değişen şartlara göre değişmeyen kararlılıkla fikir değiştirme sanatı" diyebiliriz. Bakınız, TMK kapsamında yaklaşık 10 bin Kürt çocuğu yetişkinler gibi yargılandı bu ülkede ve yıllarca yapıldı, hâlen bir sürü SSÇ bu mahkemelerde, yetişkinlerin yargılandığı mahkemelerde aldıkları ceza nedeniyle cezaevinde. Yetişkinler gibi ceza aldılar, yetişkinler gibi yargılandılar, yetişkinlerle aynı koğuşlarda cezalarını çekiyorlar ve hâlen çekmektedirler fakat diğer taraftan, 23 Nisan haftasında devletin SSÇ'lere, çocuklara yaklaşımı şu... Hakkını teslim edelim, karşı olduğumuz bir durum değil ama "Dünyada çocuklarına bayram hediye etmiş tek devlet biziz." diye övünüyoruz ama bir taraftan da Kürt çocuklarını Terörle Mücadele Kanunu kapsamında terörist ilan edip yargılıyoruz ve yetişkinlerin bulunduğu cezaevlerine atıyoruz, Yıllarca bunu yaptık. Burada bir çelişki var işte. Eğer insanın kimliğine bakarsanız, mağdurun kimliğine bakarsanız veya failin kimliğine bakıp karar verirseniz, burada adaletten bahsedemeyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

KAMURAN TANHAN (Devamla) - Bir düşman hukukundan hatta bir sömürge hukukundan bahsedebiliriz.

Yıllar önce, 2009 yıllarında Hakkâri'nin Şemdinli ilçesinde bir SSÇ, bir çocuk taş attı diye bir kolluk gücü tarafından kolu kırılmıştı, hepiniz hatırlıyorsunuz, günlerce basına yansıdı, günlerce. Ne oldu? O günkü hassasiyetiniz neden gelişmedi? Çünkü mağdurun kimliğine baktınız, Kürt çocuğuydu, Şemdinli'deydi, olası bir kriminal durum vardı sizin nazarınızda ama bugün farklı bir mağduriyet üzerinden SSÇ'leri yetişkinlerle aynı kategoriye koyup yargılamak bir adalet değil; adaletsizliği tetikleyecektir, adaletsizliği bu ülkeye getirecektir.

Soluk bir vesikalık fotoğraftan, evlerimizin duvarlarından bize bakan o güzel insanların ruhu şad olsun; Uğur Kaymaz, Cemile Çağırga ve diğer çocukların. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)