GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:123
Tarih:08.08.2026

CHP GRUBU ADINA KADİM DURMAZ (Tokat) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri, bizi televizyonları başında izleyen aziz milletimiz; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Devlet makamdan büyük, hukuk da kişiden üstündür ama bugün Türkiye'de asıl tartışmamız gereken mesele şudur: Kamu gücünü kullananlar kullandıkları yetkinin hesabını aziz millete ve hukuka ne ölçüde verebiliyor? İdare amirinden üst düzey kolluk yöneticisine, bakanından en üst bürokratına kadar herkesin elindeki yetki emanettir. O makamlar şahsi güç alanı değil, devletimizin hizmet makamlarıdır. Yetki hiyerarşisi hukukun yerine geçmez. Talimat hukukun üzerinde değildir, olamaz. Makam sahibi hesap vermekten muaf değildir. Kamu gücü de kişisel nüfuzun aracı hâline getirilemez. Türkiye bunun acı örneklerini defalarca yaşadı ama ders de almıyoruz. Bir yurttaşın hakkını ararken kapı kapı dolaştığı, güçlü olanın ise telefonla işini çözdüğü bir düzen hukuk devleti değildir. Bir kamu görevlisinin yaptığı işlemden dolayı vatandaşa hesap sorulurken aynı işlemi yapan üst düzey yöneticinin sorumluluğu makamının arkasında kayboluyorsa burada yalnızca bir idari sorun değil devlet adamlığı ve anlayış sorunu vardır. Kamu kaynakları açısından tablo daha da ağırdır. Devletin bütçesi iktidarın veya herhangi bir yöneticinin şahsi bütçesi değildir; o para emeklinin alın teri, çiftçinin emeği, işçinin vergisi, esnafın kazancı, çocuklarımızın da geleceğidir. Kamu ihalesinden kredi tahsisine, imar kararından kolluk uygulamasına kadar her alanda liyakat, objektiflik, şeffaflık ve hesap verebilirlik esas olmalıdır çünkü kamu gücünün denetimi zayıflarsa güç hukuku, makam adaleti, ilişki liyakati, çıkar kamu yararını ezmeye başlar.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim itirazımız herhangi bir kişiye değildir; bizim itirazımız, kişilerin üzerinde bir devlet düzeninin kurulmasınadır. Bugün burada özellikle şunu söylemek istiyorum: Bakan da hesap verecek, bürokrat da hesap verecek, kolluk yöneticisi de hesap verecek, idare amiri de hesap verecek, milletvekili de mutlaka hesap vermelidir...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELAMİ ALTINOK (Erzurum) - Tam onu diyecektim sen dedin Kadim abi.

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

KADİM DURMAZ (Devamla) - ...çünkü demokraside makam yükseldikçe sorumluluk azalmaz, tam tersine ülkesine aidiyet duygusu duyanın vicdani mesuliyeti artar. Devletin gücü vatandaşını ezmek için değil vatandaşın hakkını korumak içindir. Kamu görevlisinin gerçek gücü koltuğundan değil, devlete ve hukuka bağlılığından gelir. Geliniz, Türkiye kamu gücünü yeniden hukukla sınırlandıralım; yetkiyi denetleyelim, kaynağı denetleyelim, harcamayı denetleyelim, ihaleyi denetleyelim, kredi tahsislerini denetleyelim ve en önemlisi, kim olursa olsun, hangi makamda bulunursa bulunsun, devletimizin yetkisini, milletin parasını kullananın da milletin yetkisini kullananın da hesabını millete verme zorunluluğunu güçlendirelim çünkü unutmayalım ki, devlet güçlülerinin devleti değil, hukuk devletidir ve kamu gücü sahibinin değil, aziz milletindir. Korumakla görevli olanların yıkmaya karar verdikleri bir devleti kimse kurtaramaz diyorum.

Yine, Fatih'in çok kıymetli bir sözü var; "Aklı öldürürsen ahlak da ölür. Akıl ve ahlak öldüğünde millet bölünür. Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür. Adaleti öldürdüğün gün de devlet ölür." diyor Fatih Sultan Mehmet Han.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)