| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 122 |
| Tarih: | 07.08.2026 |
CHP GRUBU ADINA ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Değerli arkadaşlar, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da yaşanan okul saldırılarının ardından kurulan Komisyonun üyesi olarak Komisyon çalışmalarına ilişkin bir miktar bilgi vermek istiyorum. Komisyonumuzun Başkanlığını değerli Tokat Milletvekili Sayın Yusuf Beyazıt gerçekleştirdi. Ben, kendisine, Komisyondaki bütün üyelere, milletvekili arkadaşlarımıza parti ayrımı gözetmeksizin teşekkür ediyorum çünkü Komisyon çalışmalarında siyasetüstü bakıldı meseleye ve hiçbir şekilde kafaların arkasından siyasi birtakım hesaplar yapılmayarak bir çalışma yürütüldü; olması gereken buydu ve bu gerçekleştirildi.
Değerli arkadaşlar, Kahramanmaraş'ta, biliyorsunuz, bir okul saldırısı oldu nisan ayında ve evlatlarımız şehit edildiler, bir öğretmenimiz şehit edildi ve bundan sonra Türkiye'de bu mesele tartışılmaya başlandı. Bizim bu konuda önerilerimiz çok nettir: Değerli milletvekilleri, bir defa, Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri bireysel silahlanma, silah meselesi. Bakın, malum, Kahramanmaraş'taki failin babası Emniyet Müdüründe 6-7 tabanca vardı. Bu süreçte bizim yaptığımız çalışmalarda tanık olduk ki bazı emniyet müdürlerinde, bazı emniyet amirlerinde o kadar çok tabanca, silah var ki akıl alır gibi değil. 60 tabancası olan emniyet müdürü varmış değerli arkadaşlar, sanki kovboy, sanki savaşa gidecek. Sadece emniyet müdürleri mi, emniyet amirleri mi, Emniyet teşkilatı mı? Hayır. Üst düzey bürokratlar sınırsız silah sahibi olabiliyorlar; milletvekilleri, bizler sınırsız silah sahibi olabiliyoruz. Arkadaşlar, ne yapacağız bu kadar silah, tabanca, ne olacak yani; savaş mı var, savaşa mı gidiyoruz? Bunun sınırlandırılması gerekiyor değerli arkadaşlar; 2 olur, 3 olur; sayıyla sınırlandırılması gerekiyor. Bir kişinin bu kadar silah sahibi olmasının önüne geçmek gerekiyor.
Bir başka sorun, okullarda rehberlik öğretmenlerinin eksik olduğu tespit edilmiştir. Bakın, Kahramanmaraş'taki fail 32 kez rehberlik öğretmeniyle görüşmüş, 32 kez. 32 görüşmenin sonunda her defasında öğretmen yazı yazmış, Millî Eğitim "Çocuğu kazanalım." demiş, öğretmen yazmış, Millî Eğitim "Çocuğu kazanalım." demiş. Bir yeni uygulamaya ihtiyaç var Millî Eğitim Bakanlığında. Nedir bu? Bu erken uyarı, ikaz sistemi olması gerekiyor Avrupa'daki gibi. Bir öğrenci, bir çocuk rehberlik öğretmeniyle 2 kez, 3 kez görüşüyorsa, öğretmen bunu fark ediyorsa Millî Eğitime bilgi verilmeli. 5 kez olduysa, 6 kez olduysa Aile, Sosyal Hizmetlere, daha da sayı arttıysa Emniyete bilgi verilmeli ve çocuk koruma altına alınmalı, en azından o çocuğun yapacağı herhangi bir olayın önüne geçmek gerekir. Böyle bir sisteme ihtiyaç var tıpkı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi.
50 bin öğretmen açığı var, rehber öğretmen açığı var, 50 bin de atama bekleyen öğretmen var. Türkiye'de bazı okullarda 700-800 öğrenciye bir rehber öğretmen düşüyor değerli arkadaşlar. Rehber öğretmenlerin aslında okullarda pek çok branş öğretmenden daha önemli olduğu, daha değerli olduğu bu süreçte görüldü, önümüzdeki süreçte görülmemesi için Millî Eğitim Bakanlığının rehber öğretmen atamalarını bir an önce gerçekleştirmesi gerekiyor.
Bir başka sorun: Medya. Televizyonları izliyoruz arkadaşlar, ben eski bir RTÜK üyesiyim. RTÜK Kanunu yetersiz değerli milletvekilleri. Yıllar önce çıkmış bir RTÜK Kanunu, 6112 sayılı Yasa var, o yasa artık güncellenmeli. Yasa çıktığında Türkiye'de televizyon sayısı 2 elle gösterilecek kadar. Bu kadar yaygın medya yok. Reklam pastası o dönem sadece televizyonlarda, şimdi sosyal medyası var, dijital medyası var, reklam pastası yok, kalmadı. İşte, televizyonlar reklamdan pay alabilmek için görüyorsunuz, saçma sapan diziler yapıyorlar. Her dizide 3-5 kişi ölüyor, öldürülüyor, öldüren dizinin sonuna doğru cezaevine giriyor, bir sonraki bölümde cezaevinden çıkıyor, şaşalı hayatlar, genç kızlar, yakışıklı erkekler, güzel kızlar dizilerde özendiriyor. Türkiye'de dizilerde silah kullanımı ekranlarda gösteriliyor arkadaşlar, dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir şey yok, bu olmamalı. Bunu denetleyecek olan kim? RTÜK, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ama RTÜK, kanunu da yetersiz kaldığı için işi gücü bırakıyor, bu işlere bakmıyor, başka işlere bakıyor. Bir defa bu kanun mutlaka değiştirilmeli ve çocukların korunmasına yönelik, medyanın insanları etkilemesine yönelik mutlaka tedbirler alınmalı. Allah aşkına hiç rahatsız olmuyor musunuz dizleri izlerken değerli arkadaşlar? İnanılır gibi değil ama dizilerde büyük ve ahlaki sorun var. Reklam almak için birbirlerini takip ediyor televizyonlar, o televizyonda o dizi varsa öbür televizyonda da öbür dizinin aynısı oluyor, aynısını çekiyorlar. Mardin'de, Diyarbakır'da kötü Kürtçe kullanılarak, sanki bölge insanı o şekildeymiş algısı yaratılarak, ağalık varmış, para pul varmış, başka ilişkiler varmış gibi bölgesel diziler çekiyorlar; bir de öyle bir furya var. O yüzden RTÜK Kanunu mutlaka değiştirilmeli.
Değerli arkadaşlar, öğretmenlerin ciddi bir sorunu var. Yine bir tespitim nedir biliyor musunuz? CİMER sorunu, CİMER. Öğretmen öğrenciye uyarı yaptığı zaman babası hemen CİMER'e yazıyor, hatta İstanbul'da yaptığımız toplantıda bir öğretmenimiz dedi ki: "En ufak bir olayda öğrenci bize diyor ki: 'Hocam, bir CİMER'liksin, altı üstü bir CİMER'e mesajla işin biter.'" CİMER'e atılan -atılmalı öğretmenin varsa yaptığı yanlışlar, evet, buraya ihbar yapılmalı- asılsız iftira, yalan ihbarlar mutlaka ayıklanmalı, bir müeyyide uygulanmalı.
Bir başka sorun, psikiyatrist, psikiyatri raporu meselesi. Maraş'taki örnekte var, çocuk psikoloğa gidiyor, psikiyatriste gitmesi lazım, aile götürmüyor psikiyatriste, emniyet müdürü babası. Neden biliyor musunuz? Çünkü psikiyatriste giderse, rapor tutulursa çocuk hakkında ya da ilaç girerse o çocuk mesela pilot olamaz, polis olamaz, asker olamaz. Dolayısıyla, aileler çocuklarını sorunlu olduğu zaman psikiyatriste götürmüyorlar çocuğu fişlenmesin diye. Bunun için de bir tedbir alınması gerekiyor. Nedir bu tedbir? Belki üç yıl, beş yıl, belki belli bir yaştan sonra eğer düzelmişse bu raporların silinmesi gerekiyor. Yani düşünün, Kahramanmaraş'ta -deprem bölgesi milletvekiliyiz- depremde çocuğu öldü insanların, annesi, babası öldü. Şimdi, annesi, babası ölmüş, 7 yaşında, 8 yaşında bir çocuk tedavi alacak arkadaşlar, tedavi olacak, tedavi aldığı anda rapor giriyor. Rapor girildiği zaman o çocuk gelecekte bazı meslek dallarına giremeyecek oluyor. O yüzden buna da yönelik bir tedbir alınması gerekiyor.
Okullarda güvenlik önlemleri alınmalı. Bu meselenin çözümünde sadece okulların güvenliği yetmez ama bu da olması gereken bir şey. Fiziki şartlar berbat durumda değerli arkadaşlar, okullarda yani öyle bir noktadaki fiziki şartlar, Kahramanmaraş'ta, saldırının olduğu okulda sınıfa giriyorsunuz cezaevi gibi camlar buzlanmış, fena. Her okulda mutlaka ve mutlaka ya sanata ya da spora yönelik bir faaliyet olması gerekiyor yani spor salonu ya da sanat merkezi gibi bir merkezin olması gerekiyor. Bunlar bizim yaptığımız çalışmalarda, benim en azından Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Cumhuriyet Halk Partisinin Milletvekili olarak tespit ettiğim bazı durumlar ve biz bunları raporumuzda aktardık, aktaracağız. Umarım ekim ayında çıkacak olan raporumuzun bu konuda Türkiye'ye, kamuoyuna güzel mesajlar vereceğini görürüz.
Değerli arkadaşlar, başka bir konuya değineceğim. Kahramanmaraş'ta yavrularımız şehit edildi, öğretmenimiz şehit edildi. Bu çocuklarımıza şehitlik hakkı verilmesi ailelerin talebi çünkü bu çocuklar kamusal alanda şehit edildi yani okulda şehit edildi yani ailelerin en güvenli yer diye gönderdiği okulda bu çocukların kafasına silah sıkıldı arkadaşlar, ufacık çocukların kafasından mermiler çıktı. Dolayısıyla bu çocuklara şehitlik hakkı verilmesi lazım, yaralılara gazilik hakkı verilmesi lazım. Bunun -yanlış anlamayın- şehitliğin ekonomik boyutuyla ilgisi yok, aileler de bunu istemiyorlar, para pul meselesi değil ama diyor ki: "Benim çocuğuma şehitlik verilsin ki ben yüreğimi birazcık bununla rahatlatayım, refahlatayım." Bunu bekliyor aileler. Bu kapsamda birkaç gün önce aileler Millî Eğitim Bakanlığının koordinasyonunda Ankara'ya getirildiler ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'la görüştürüldüler, kendisine taleplerini ilettiler. Orada da şöyle bir şey oldu arkadaşlar: Kahramanmaraş'ın 8 milletvekili var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin.
ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) - Teşekkür ederim.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'la görüştülüyor çocuklar, 7 milletvekili davet ediliyor, bir tek ben davet edilmiyorum.
ALİ KARAOBA (Uşak) - Yazıklar olsun!
ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) - Sanki siyasi bir mesele, sanki siyasi bir konu. Çok meraklısı değilim, o saraya gitmeye meraklı değilim ama siyasi bir konu değil bu, siyasetüstü bir konu. Burada 7 milletvekili çağırılıyor, orada şovlar yapılıyor ama arkasında durulmuyor. Bu çocuklara "şehitlik" sıfatı verilmesi gerekiyor. Aynı zamanda bu çocukların isimlerinin Kahramanmaraş'taki okullarda yaşatılmasını talep ediyoruz. Bu kapsamda Ekinözü ilçemizde Belediyemiz, Aile Yaşam Merkezini gerçekleştirdi, yaptı, bitirdi ve oraya Ayla Kara Öğretmenimizin ismini verdik. Orası önümüzdeki günlerde Şehit Öğretmen Ayla Kara Kadın Yaşam Merkezi olarak açılacak. Bir kez daha Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ederim Sayın Başkanım. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)