GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:122
Tarih:07.08.2026

ALİYE TİMİSİ ERSEVER (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün yalnızca bir kanun teklifi görüşmüyoruz, milyonlarca çocuk ve ailenin hayatını doğrudan ve derinden etkileyecek bir düzenlemeyi görüşüyoruz. Bu teklif enine boyuna düşünülmeden, yasama süreçleri sağlıklı bir şekilde işletilmeden, uzman görüşleri alınmadan, doğuracağı sonuçlar düşünülmeden buraya getirildi. Çocukları suça sürükleyen yoksullukla, eşitsizlikle, çaresizlikle mücadele etmek yerine cezaları ağırlaştırarak sorunu çözeceğini sanan bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu teklif hükûmetin çocuklara nasıl baktığının, ülkeyi nasıl yönettiğinin özetidir. Hepimizin yüreğini yakan acılar yaşandı, Ahmet Minguzzi'yi, Belinay Nur'u, Kerem Erdem'i, Kayra'yı, Zeynep'i hiç unutmadık. Evlatlarını kaybeden ailelerin acısını yüreğimizde hissediyor, adalet arayışlarını da sonuna kadar destekliyoruz. Elbette ağır suç işleyenler yaptıklarının hesabını vermelidir ancak gerçek adalet sadece ceza sürelerini uzatmak değildir, gerçek adalet çocukların aynı karanlığa sürüklenmesini engelleyecek politikaları hayata geçirmektir. İktidar böyle bir sorun da bile en kolay yolu seçiyor. Önleyici sosyal politikalar üretmek yerine cezaları artırıyor. Etki analizi yok, bilimsel çalışma yok, kapasite planlaması hiç yok. Kaç sosyal hizmet uzmanına ihtiyaç var, kaç çocuk psikiyatrisi gerekiyor? Kapalı kurumlar bu yükü kaldırabilecek mi? Bunların hiçbirinin cevabı yok. "Ben yaptım, oldu." anlayışıyla çocukların geleceği üzerinde deney yapamazsınız. Teklifin gerekçesinde yoksulluk var, eğitimden kopuş var, aile içi şiddet var, bağımlılık var, sosyal hizmet yetersizliği var yani teşhis doğru. Peki, reçete ne? Daha fazla ceza, daha fazla kapalı kurum, daha fazla gözetim. Teklifte çocukları suça iten nedenleri ortadan kaldıracak tek bir güçlü sosyal politika göremiyoruz. Teklifle ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklara dahi üç yüz saate kadar zorunlu görev yüklenebiliyor. "Çevre temizliği" adı altında fiilen angaryaya dönüşebilecek uygulamalar getiriliyor. Üstelik bu çocukların kullandığı telefonların, tabletlerin, bilgisayarların üç aydan iki yıla kadar takip yazılımlarıyla izlenmesinin önü açılıyor. Ceza ehliyeti bulunmayan bir çocuğun dijital hayatını yıllarca gözetim altında tutmak Anayasa’nın özel hayatın gizliliğini, haberleşme özgürlüğünü ve ölçülülük ilkesini güvence altına alan hükümleriyle mi bağdaşacak, nasıl bağdaşacaktır?

Bir başka vahim sorun da temel güvencelerin yönetmeliğe bırakılmasıdır. Çocuğun hangi programa yönlendirileceği, nasıl denetleneceği, hangi haklara sahip olacağı kanunla belirlenmelidir. Temel hak ve özgürlükler, ilgili düzenlemeler yönetmelikle değil, açık ve net kanun hükümleriyle yapılır.

Değerli milletvekilleri, 2025 yılında suça sürüklenen çocuklarla ilgili yaklaşık 254 bin dosya mahkemelere gelmiş, 267 bine yakın çocuk adli sisteme girmiş, on yıl öncesine göre tablo katlanarak ağırlaşmıştır. Bu çocuklar neden suçun içine sürükleniyor? Yanıt yok. Bu devletin yoksul olarak hayata gözlerini açan, okula boş beslenme çantasıyla giden çocuklara bir kap yemek verebilecek gücü mü yok? Hükûmetin tek görevi yangın çıktıktan sonra söndürmek değildir. Hükûmetin tek görevi o yangının çıkmasını engelleyecek eğitim sistemini kurmak, sosyal devleti yaygınlaştırmak, aileleri desteklemek, çocukları bağımlılıktan ve suç örgütlerinden korumaktır. Çünkü güçlü devlet çocuklarını hapseden değil, çocuklarını suçtan koruyan devlettir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

ALİYE TİMİSİ ERSEVER (Devamla) - Bu nedenle Anayasa'ya, çocuk haklarına ve hukuk devleti ilkesine aykırı hükümler içeren bu teklife karşı olduğumuzu bir kez daha ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (Yeni Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)