| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 122 |
| Tarih: | 07.08.2026 |
EYLEM ERTUĞ ERTUĞRUL (Zonguldak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz teklifin 7'nci maddesi çocuk hükümlülerin infaz rejimine ilişkin son derece kritik bir değişiklik öngörmektedir ancak bu düzenleme çocuk adalet sisteminin temel ilkeleriyle, Anayasa'mızla ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle ciddi bir şekilde çelişmektedir.
Her şeyden önce şunu açıkça ifade etmek gerekir ki çocuklar yetişkin değildir; çocuklar hata yapabilir, suça sürüklenebilir, yanlış çevrelerin etkisine girebilir. İşte, tam da bu nedenle çağdaş hukuk sistemleri çocukları cezalandırmayı değil, onları yeniden topluma kazandırmayı amaçlar. Çocukluk yalnızca bir yaş bilgisi değildir, çocuk olmanın hukuki sonucu özel koruma, ayrı güvenceler ve çocuk adalet sistemidir. Çocuk mahkeme kapısından içeri girdiği anda çocuk olmaktan çıkmaz. Bir çocuğun özgürlüğünden yoksun bırakılması, uluslararası hukukta daima en son çare olarak bırakılmıştır.
Bakın, grupların önerileri konuşulurken uyuşturucu kullanımının çocuk yaşlara kadar indiğinden, uyuşturucu çetelerinin çocukları uyuşturucu dağıtımında kullandığından bahsedildi. Biz şimdi devlet olarak suçu doğuran yoksulluğu, ihmali, istismarı, şiddeti, uyuşturucu düzenini ve örgütlü suç ağlarını ortadan kaldıramadığımız sürece, bunları kaldıracak kamusal politikaları üretmediğimiz sürece çocukları koruyacak önlemler alamayız. Ne yapıyoruz? Bu önlemleri almak yerine, çocukları daha uzun süre, daha ağır şartlarda kapalı tutmayı öngörüyoruz; bu, kabul edilemez. Cezaevleri yetişkinler için bile psikolojik ve sosyolojik olarak korkunç yerler hâline gelmişken çocuklara daha fazla ceza vererek, daha fazla kapatarak ders vermek kabul edilemez. Hepimizin çocuğu var ve hiçbirimiz ne çocuğumuzun birisine saldırmasını ne de çocuklarımızın bir başka çocuk tarafından saldırıya uğramasını istemeyiz, bunu kabul etmeyiz ancak bu ülkede son yıllarda gerçekten çok acı olaylar yaşandı ve bu acıları görmemek, buradaki adalet taleplerine kulakları tıkamak da mümkün değildir. Ancak çocuk suçlarında çözüm sadece cezaların artırılmasında değildir, orada aranmamalıdır, aslında ülkedeki hiçbir suçta çözüm sadece cezaların artırılmasında değildir. Çözüm, mevcut kanunların doğru şekilde uygulanmasındadır. Çözüm, devletin devlet olarak, sosyal devlet olarak üzerine düşeni tam anlamıyla yapmasındadır. Çocukların ruhsal ve ahlaki gelişimini bozan şartları ortadan kaldırmadan, onları uyuşturucu baronlarından ve suç çetelerinden korumadan çocuk suçlarını önlemek asla mümkün olamaz.
Çocukların cezalarına doğrudan kapalı ceza infaz kurumlarında başlamasını kural hâline getiriyorsunuz, çocuğun eğitimevine geçişini ise idarenin iyi hâli değerlendirmesine bağlıyorsunuz yani çocuğu önce kapalı cezaevine koyuyorsunuz, ondan sonra da iyi davranırsan seni eğitimevine göndeririz diyorsunuz. Bu yaklaşım, çocuk adaletinin mantığına tamamen aykırıdır, bununla bağdaşmaz çünkü kapalı infaz kurumları yalnızca özgürlüklerin kısıtlandığı yerler değildir, bu kurumlar izolasyonun, akran şiddetinin, travmanın, umutsuzluğun ve sosyal kopuşun en yoğun şekilde yaşandığı ortamlardır. Henüz kişiliği gelişmekte olan bir çocuğu böyle bir ortama sokmanın psikolojik sonuçları yıllarca silinemeyecek yaralar bırakacaktır. Ayrıca cezaevi idare ve gözlem kurulları tamamen keyfiyetin merkezi hâline gelmişken, infaz hukukunun en sorunlu alanlarından biri olmuşken, bu kurulun hangi objektif kriterlere göre karar vereceği kanunla düzenlenmemişken bunu bu kurulun insafına bırakmak hiç doğru değildir. Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin kararları da devletin çocukları koruma yükümlülüğünü açıkça hatırlatmaktadır. Şimdi, aynı belirsizliği çocuklar açısından daha da fazla genişletiyoruz, bu kabul edilemez.
Değerli milletvekilleri, Anayasa’nın 41'inci maddesi devlete çocuğu koruma yükümlülüğü getirmektedir, 42'nci madde ise eğitim hakkını güvence altına almaktadır. Çocuk eğitimevlerinin varlık nedeni de tam olarak budur. Çocuğun eğitimden kopmaması, toplumla bağını tamamen kaybetmemesi ve rehabilitasyonunun sağlanması amacıyla vardır eğitimevleri. Biz, bugün bu anlayışı güçlendirmek yerine maalesef zayıflatıyoruz, çocuğu önce kapalı cezaevine gönderiyoruz, ondan sonra da eğitim ve rehabilitasyonunu ikinci plana itiyoruz. Bunlar yalnızca hukuken değil, vicdanen de doğru değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
EYLEM ERTUĞ ERTUĞRUL (Devamla) - Tamamlıyorum Başkanım.
Unutmayalım ki çocuklar devletin cezalandırılacak nesneleri değil, korunması gereken hak sahipleridir. Onlara daha ağır duvarlar değil, daha güçlü eğitim imkânları sunmalıyız; daha fazla kapalı kapı değil, yeniden hayata tutunabilecekleri fırsatlar vermeliyiz. Çünkü bir çocuğu topluma kazandırmak sadece kendi geleceğini değil, toplumun geleceğini de korumaktır. Bu nedenle, çocukların üstün yararını, hukuk devletini ve insan onurunu zedeleyen bu maddeye karşı olduğumuzu bir kez daha ifade ediyor, Genel Kurulu bu düzenlemeyi yeniden değerlendirmeye davet ediyorum.
Teşekkür ederim. (Yeni Parti ve CHP sıralarından alkışlar)