GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:122
Tarih:07.08.2026

TURAN TAŞKIN ÖZER (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

Tabii, iktidar, çocuk adaletine ilişkin politikasını dönemin siyasi manevralarına göre şekillendiriyordu, şekillendirmeye devam ediyor. Kanun yapma tekniği olsun, usul olsun, doktrin olsun; hepsi sadece politik söylemlerinde birer argüman olarak kalmış durumda; iş, kanun yapmaya geldiğinde bunların hepsi siyasi kariyer için bir çırpıda harcanıyor.

Bakın, daha bir yıl önce sizler "Büyük bir reform." diye övündüğünüz onuncu yargı paketinde hükümlü çocukların doğrudan çocuk eğitimevlerine gönderilmesiyle ilgili bir teklifle bu Genel Kurula gelmiştiniz. O gün çocuğun üstün yararı, rehabilitasyon, topluma kazandırma gibi gerekçeler sunuyordunuz, şimdi ise tam tersi bir teklifle karşımızdasınız, şimdi "Eğitimevi değil cezaevi." diyorsunuz. Cezaevlerine hapsedilen çocukların eğitimevine geçip geçmeyeceğine de idare ve gözlem kurulu karar verecek ama kurul bu kararını hangi objektif esaslara göre verecek, değerlendirmesini hangi kriterlere göre yapacak; bunların tamamı belirsiz. Yani, çocukların özgürlüğünü doğrudan etkileyen kriterler sayenizde yönetmeliklere havale ediliyor. Bakıyoruz, çocuk bile bu şekilde oyun oynamaz; ciddiyetten yoksun, hukuki formasyonundan uzak, tam bir kepazelik. Bir yıl içinde çocukların üstün yararı mı değişti? Tabii ki hayır. Çocuk psikolojisi mi değişti? Tabii ki hayır. Uluslararası çocuk hukuku mu değişti? Tabii ki hayır ama değişen şeyler oldu. Örneğin, önlenemeyen -hatta bir adım ileri giderek- önlenmeyen çeteler, her gün operasyonlar yapıp "Bitirdik." deseniz bile bitiremediğiniz o çeteler yaygınlaştı, şiddet büyüdü, çeteler büyürken koruyucu sosyal politikalar zayıfladı. Örneğin, Adalet Bakanı değişti, kendisinin birtakım imaj çalışmalarına, meşruluğa ihtiyacı vardı. Bu durum kendisi için âdeta bir nimet oldu. Çocukların hayatı siyasi kariyer için bir basamak oldu. Geldiğimiz noktada hukuk devleti iddiasıyla çocukların geleceğini deneme tahtasına çevirmiş durumdasınız. Bütün başarısızlıkların bedeli çocuklara daha ağır infaz rejimi uygulayarak ödetilmeye çalışılıyor. Oysa uluslararası çocuk adalet sisteminin temel ilkesi çok açıktır, çocuğun özgürlüğünden yoksun bırakılması ancak son çare olarak başvurulabilecek istisnai bir tedbirdir. Siz ise bu istisnai bir kural hâline getiriyorsunuz. Kapalı ceza infaz kurumları gelişim çağındaki çocuklar açısından yalnızca fiziki bir kapatılma alanı değildir, çocuklar cezaevine girdiklerinde daha önce hiç bilmedikleri suç türlerini öğreniyorlar, farklı suçlardan hükümlülerle aynı ortamda bulunuyorlar, aynı ortamı paylaşıyorlar. Yeterli psikososyal destek ve rehberlik alamıyorlar, psikolojik ve fiziki şiddete maruz kalıyorlar. Özellikle belirli etnik kimliğe sahip çocuklara "Zaten suça yatkın." bakışıyla ayrımcı tavırlar sergileniyor, hatta, avukatlarıyla görüş hakkı kısıtlanıyor. Tahliye edildikten sonra ise yine aynı yoksulluğa ve yine aynı sosyal çevreye dönmek zorunda kaldıkları için yeniden en başa dönüyorlar. Bakın, Sayın vekiller, bir kanun teklifinin hak temelli olmasında asıl belirleyici olan devletin çocuğa hangi gözle baktığıdır, ne gözle baktığıdır. Siz çocuğu korunması gereken bir hak öznesi olarak mı yoksa kontrol edilmesi ve cezalandırılması gereken bir güvenlik meselesi olarak mı görüyorsunuz. Bu nedenle, bugün muhalefet ettiğimiz şey aslında sadece bugün burada önümüze konan bu metnin değil çünkü elbette ki teknik sorunlar çözülür, komisyonlarda bunlar tartışılıyor, burada da tartışılıyor, teknik sorunlar çözülür ancak kanunların eksik kısımları doğru bir hukuki bakış açısıyla tamamlanabilir. Bizim asıl itiraz ettiğimiz, aslında sizlerin çocuk adalet sistemini inşa etmek istediği anlayış, biz buna itiraz ediyoruz. Eğer gerçekten çocukların suç işlemesini önlemek istiyorsak onları daha uzun süre kapalı ortamlarda tutmak yerine, infaz aşamasında da çocuk hakları hukukunun öngördüğü gibi bireyselleşmiş, koruyucu ve onarıcı bir yaklaşımı hayata geçirmemiz gerekir. Çocukları, önce demir kapıları gösteren bir sistemle korkutmak yerine onlara onarıcı adaletten söz etmemiz gerekir. Devlet, çocuklara ilk olarak okulun kapısını değil, cezaevinin kapısını gösteriyorsa orada çocuk adaletinden değil elbette ki güvenlik siyasetinden söz edilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

TURAN TAŞKIN ÖZER (Devamla) - Biz çocukların kaderinin idarenin keyfî takdirine bırakılmasını da kapalı cezaevi meselesinin çocuklar için bir başlangıç noktası hâline getirilmesini de Yeni Parti olarak kabul etmiyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)