GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:122
Tarih:07.08.2026

İSMET GÜNEŞHAN (Çanakkale) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin 4'üncü maddesi aile hukukundan doğan bakım ve gözetim yükümlülüğünün ihlali hâlinde cezaların artırılmasını, hamile eşini veya birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe olduğunu bildiği kadını çaresiz durumda terk eden kişilere daha ağır yaptırımlar uygulanmasını ve çocuklarının ahlakını, güvenliğini ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye atan anne ve babalara verilen cezaların yükseltilmesini öngörmektedir. Bunlar içerisinde özellikle bir düzenleme var ki ceza hukukunun temel ilkeleri bakımından son derece sakıncalıdır. Teklife göre anne ve baba bakım yükümlülüğünü yerine getirmemişse ve o çocuklar yıllar sonra kasten öldürme ya da neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu işlemişse ebeveynin cezası yarısının 2 katına kadar artırılabileceğidir.

Değerli milletvekilleri, öncelikle açıkça şunu ifade etmek istiyorum: Burada hiç kimsenin çocukların korunmasına dair bir itirazı yoktur, hiç kimsenin aile içi ihmalin yaptırımsız kalmasını savunduğu da söylenemez. Her çocuk güvenli, sağlıklı, şiddetten uzak ve onurlu bir ortamda büyümeyi hak etmektedir. Devletin de Anayasa'dan doğan yükümlülüğü aileyi, çocuğu ve toplumun geleceğini korumaktır ancak hukuk devletinde iyi niyet kötü kanun yapmanın gerekçesi olamaz. Sorulması gereken ilk soru şudur: Mevcut düzenleme neden yetersizdir? Hangi uygulama sorunu tespit edilmiştir? Hangi bilimsel çalışma, hangi istatistik, hangi etki analizi bu ağırlaştırmayı zorunlu kılmıştır? Teklifte bunların hiçbirine cevap yoktur değerli arkadaşlar. Ne yazık ki son yıllarda her zaman olduğu gibi aynı anlayışla karşı karşıyayız. Toplumda bir sorun olduğu zaman çözüm yerine ya yeni bir suç ihdas ediliyor ya da cezalar artırılıyor, oysa ceza hukukunun temeli gerçeği ortaya çıkarmaktır. Ceza hukukunun temel gerçeği çok açık ve nettir aynı zamanda: Suçu önleyen şey cezanın ağırlığı değil hukukun etkin uygulanmasıdır. Suçu önleyen şey yakalanma ve cezalandırma ihtimalinin yüksek olmasıdır. Suçu önleyen şey adalet sistemine duyulan güvendir. Sadece ceza arttırarak ne suç önlenebilir ne de toplum güvenliği sağlanabilir.

Değerli arkadaşlar, bu teklif ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesini tartışmaya açmaktadır. Ceza hukukunda herkes yalnızca kendi kusurlu fiilinden sorumludur, burada ise anne ve baba yalnızca kendi ihmali nedeniyle değil yıllar sonra çocuğunun işleyeceği bağımsız bir suç nedeniyle daha da ağır cezalandırılmaktadır. Bir başka sorun ise illiyet bağıdır. Bir çocuğun yıllar sonra suç işlemesini yalnızca aile içerisinde bakım eksikliğine bağlamak hangi bilimsel veriye dayanmaktadır? Kriminoloji bilimi onlarca yıldır aynı gerçeği söylüyor: Suç davranışı tek sebeple açıklanamaz; yoksulluk, eğitim olanakları, madde bağımlılığı, şiddet ortamı, akran çevresi, psikolojik rahatsızlıklar, sosyal çevre, tüm bunlar suç davranışını etkileyen faktörlerin önemli bir kısmıdır. Bu arada, karmaşık bir süreci yalnızca anne ve babanın ihmaliyle açıklamak ceza hukukunun nedensellik anlayışıyla da bağdaşmaz. Üstelik bu yaklaşım başka bir soruyu da beraberinde getirmektedir değerli arkadaşlar: Eğer çocuğun geleceğinden yalnızca aileyi sorumlu tutacaksak devlet kendi sorumluluğunu nereye koyacaktır? Yoksullukla mücadele etmek devletin görevi değil midir? Nitelikli eğitim sağlamak devletin görevi değil midir? Çocuk koruma sistemini güçlendirmek devletin görevi değil midir? Bağımlılıkla mücadele eden merkezleri yaygınlaştırmak devletin görevi değil midir? Psikososyal destek hizmetlerini erişilebilir hâle getirmek devletin görevi değil midir değerli arkadaşlar? Devlet kendi yükümlülüğünü yerine getirmeden yalnızca cezaları artırıyorsa sorumluluğu paylaşmıyor, sorumluluğu devrediyor demektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

İSMET GÜNEŞHAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, teklif bir başka açıdan da sorunludur. "Yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle" deniliyor; peki, bunun sınırı nedir? Hangi ihmal, hangi davranış, kaç yıl sonra işlenen suç, hangi delilde kurulacak illiyet bağı? Kanun bunların hiçbirini söylemiyor. Belirsiz ceza normu olmaz değerli arkadaşlar, belirsizlik hukuk güvenilirliğini ortadan kaldırır. Hukuk güvenirliğinin olmadığı yerde ise adalet değil keyfîlik doğar.

Biz çocuklarımızın korunmasını istiyoruz, biz aile içi ihmalin yaptırımsız kalmasını istemiyoruz ama aynı zamanda, hukuk devletini de sonuna kadar savunuyoruz değerli arkadaşlar çünkü güçlü devlet, cezası ağır olan devlet değildir; güçlü devlet, adil, öngörülebilir ve hukuk kurallarına bağlı devlet demektir.

Çocuklarımızı gerçekten korumak istiyorsak gelin, önce aileyi güçlendirelim, yoksulluğu azaltalım, eğitimde fırsat eşitliğini sağlayalım, koruyucu ve önleyici hukuk politikalarını yaygınlaştıralım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMET GÜNEŞHAN (Devamla) - Psikolojik destek mekanizmalarını güçlendirelim.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)