| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 122 |
| Tarih: | 07.08.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA SEVİLAY ÇELENK (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben öncelikle partime teşekkür etmek isterim. Kadınların bedeni, doğurganlığı, kadın hakları ve kadın kazanımları çerçevesinde ele alınması gereken bir konuda bir kadın milletvekiline söz verdikleri için. Açıkçası dinlerken bunu düşünmemek elde değil, konuşmamda hiç böyle bir yer yoktu ama CHP önergesi, önergeyi sunan da erkek, diğer konuşmacılar da erkek ve konu kadınlar. "Kadınların bedeninden elinizi çekin." diyen çok güzel vurgulu bir konuşma dinledik CHP'den ama kadınların bedenlerinden el çekerken bazen belki de bu söylemi de çekmek gerekiyor. Açıkçası konuşmacıyı dinlerken anladım ki doğru bir yerden bakmaya davet ediyor ama okurken anlamamıştım çünkü o, yanlış terminoloji sürdürülüyor: Normal doğum, sezaryen gibi bir ikilik içinden ele alınıyor. Oysaki bu meselede bugün dünya kadın hareketi, kadın örgütleri ve bu meseleyi en sağlıklı bir biçimde ele almayı öneren yaklaşımlar öncelikle doğumu "normal" ya da işte, "cerrahi müdahale" gibi, "normal" "anormal" diye ayırmamak gerektiğini söylüyor ve bugün uluslararası kuruluşlara baktığımız zaman da Türkiye'ye baktığımız zaman da ben bunun ancak sınırlı bir yerinden bu konuyla ilişki kuruyorum. Kadının kazanımları çerçevesinde, kadınların bedensel özerklikleri çerçevesinde, bedensel hakları çerçevesinde bu konu nasıl ele alınmalı ve bu çerçevede de ben Avrupa Parlamentosu Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Hakları Forumu'nun bir üyesiyim, Meclisteki bir anlamda irtibat noktasıyım. Bu konudaki yaklaşımlarını da bu çerçevede katıldığım çeşitli toplantılarda görme şansı buldum. En başta itiraz edilen şey, bunu bir başarı, başarısızlık hikâyesi gibi de kodlayan bu dilden uzak durmak gerektiği. Bugün dünyada şunu vurguluyorlar: Türkiye'de de var bu (CİSÜ) Cins Sağlık ve Üreme Sağlığı Hakları Platformu. Burada vurguladıkları temel şey şu: Dünyada her gün milyonlarca doğum meydana geliyor, milyonlarca doğum yapılıyor, bunların bir kısmı da cerrahi müdahaleyi gerektiriyor. Bu konuda dolaşıma giren söylemler tümüyle yanlış demiyorlar. Gerçekten de gereksiz, bir tıbbi gerekçe olmaksızın yani bir kutuplaşma içinde ele almadan çok makul bir dil, etik bir dil nasıl olabilir; öncelikle bunun üzerinde durarak politikaları da bu çerçevede ele almayı öneriyorlar buralarda.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
SEVİLAY ÇELENK (Devamla) - Hem uluslararası platformlarda hem ulusal platformlarda öncelik kadınların kendi doğurganlıklarını, kendi haklarını, kendi bedenleriyle ilgili kararlarını almakta hem gerekli donanıma hem kapasiteye sahip olmalarını sağlamak hem onlara bu anlamda yolu açacak bütün sosyal ve siyasal politikaları teşvik etmek hem de sağlıktaki bu ticarileşmenin yarattığı sağlık çalışanları, hekimler, ebeler, hemşireler üzerindeki ağır baskıyı kaldırarak bütün bunlar içinde bu sorunu ele almak gerekliliğine işaret ediyorlar ve bu konuyu da aslında büyük bir dezenformasyonun kuşattığını söylüyorlar ki biz de bunu görebiliriz. Bugün istatistiklere baktığınızda çok farklı sonuçlar da görebilirsiniz, bu kadar yüksek olmayabileceğini görebilirsiniz oranların. Bu konuda esas olarak makul, etik ve adil bir yaklaşımı öneriyoruz.
Teşekkür ederim. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)