GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:122
Tarih:07.08.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamu bankalarının kredi tahsisleri hakkındaki grup önerimiz üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kamu bankalarının kredi tahsis süreçlerinin araştırılmasına ilişkin verdiğimiz önerge üzerine konuşacağım ama biliyorum ki "ret" oyu vereceksiniz ve vebal altında kalacaksınız. Devletin en önemli sorumluluklarından biri, milletin emanet ettiği kaynakları adaletle, şeffaflıkla ve hesap verilebilirlik anlayışıyla yönetmektir. Kamu adına kullanılan her kuruşun hesabı millete verilmelidir. "Ben yaptım, oldu." anlayışıyla "Ben istediğim kuruma, kuruluşa, şirkete, şahsa istediğim kadar kredi ve teşvik veririm." anlayışıyla adaletli bir düzen inşa edilemediği gibi, mevcut düzen de yerle yeksan olur. Milletimizin devlete emanet ettiği bu kaynakların sahibi ne hükûmettir ne de herhangi bir siyasi iktidardır. Bu kaynakların gerçek sahibi 86 milyon vatandaşımızdır. Ziraat Bankasının kuruluş amacı çiftçiye kredi vermekti, Halkbank adının içinde "halk" yazan bir bankaydı ve esnafa, küçük işletmelere destek olsun diye kurulmuştu. Vakıfbank da öyle. Bu 3 banka milletin tasarrufuyla, milletin güvencesiyle ayakta duruyor. Peki, bugün geldiğimiz noktada bu bankalar gerçekten çiftçinin, esnafın, dar gelirlinin bankası mıdır, yoksa iktidarın bazı kişilere milletin kesesinden kıyak çektiği bir fonlama kurumuna mı dönüştürülmüştür?

Sayıştayın Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduğu 2024 yılı Denetim Raporu'na bakıyorum. Vakıfbankın 2024 sonu itibarıyla yakın izlemeye aldığı riskli kredi tutarı 177 milyar lira arkadaşlar. Takibe düşen kredi ise bir yılda yüzde 85 artmış, 36 milyar 667 milyon liraya fırlamış. Kredi kartı alacağından artış yüzde 307 yani 3 kat. Bir bankanın kredi kartı batığı bir senede 3 katına çıkıyorsa orada bir şeyler ciddi şekilde ters gidiyor demektir. Yalnız Vakıfbank değil, 3 kamu bankasının 2003'ten bugüne yüzlerce firmaya kullandırdığı ve tahsil edemediği kredi tutarı tam tamına 224 milyar lira. Bunun karşılığında tahsil edilen tutar ise sadece 38 milyar lira yani battığı iddia edilen paranın altıda 1'ine bile tekabül etmiyor. Vatandaş üç kuruş taksiti bir gün geciktirdiğinde icra memurları kapısına dayanıyorken tutarı 200 milyarın üzerinde olan bu kredilerin peşine niye düşülmüyor? Kimdir bu milletin bankalarına borcunu ödemeyenler? Gariban vatandaşın üç kuruşluk borcu için yüzlerce avukatla gırtlağına çöken bu bankalar, milyarlarca borcu geri ödemeyen kişi ve kuruluşlara ne yapıyor Allah aşkına?

Somut bir örnek vereyim: Ziraat Bankası, 412 milyon liralık kredi alacağına karşılık Next Level AVM'ye el koymuş, sonra bu gayrimenkulü iktidara yakınlığıyla bilinen bir gruba satmış; peşin ödeme 667 milyon lira, geri kalanı on iki ay vadeli ama Banka bu alacağı 2019'da zaten kur karşılığıyla 73 milyon dolar yazmışken satış ancak 48 milyon dolar ediyor. Aradaki fark TL bazında 1 milyar liraya yakın bir zarar. Bu zararı kim ödüyor? Elbette Bankanın sahibi olan millet ödüyor yani 82 milyon vatandaş.

Bir başka dosya, Sayıştayın Ziraat Bankasına ilişkin 2024 Raporu'nda yer alan bir yapılandırma var: 2018'de bir medya grubu satışında kullandırılan kredi altı yıl içinde faiziyle birlikte 161 milyon dolara büyümüş. O dönemin Banka Genel Müdürü bu krediyi savunurken "Adamın petrolü var, gazı var, sadece medya işi yapıyor." diye anlatmıştı kamuoyuna. Milletin parasıyla Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını da Ali'ye giydiriyorsunuz.

Pandemi döneminde hatırlarsanız "ilave istihdam desteği" diye bir kredi paketi çıkarmışsınız. Amaç, firmalar yeni işçi alsın, o işçiyi kredi vadesi boyunca işten çıkarmasın diye kamu bankalarından düşük maliyetli krediler verilmişti. Ziraat ve Vakıfbank üzerinden sadece 9 bin küsur firmaya 9,5 milyar lira kredi dağıtıldı. 3 bankanın toplamı ise 67 milyar lirayı buluyordu. Sayıştay inceleme raporu milletin parasının nasıl çarçur edildiğini gösteriyor. İlave istihdam şartına uyulup uyulmadığı takip edilmemiş, şartı yerine getirmeyen 3.900 müşteriden kesilmesi gereken 60 milyon liralık cezai faiz kesilmemiş. Yani hem işçi işten çıkarılmış hem de ceza tahsil edilmemiş, devletin parası gitmiş ama devletin şartı yerine getirilmemiş. Kimse de bunun hesabını sormamış. O dönemde yapılan bu işlerin ne olduğu Sayıştay raporlarında yazılıyor değerli arkadaşlar.

Bu konuda, eminim, yüzlerce, binlerce örnek vermek mümkün ama iktidarın bu konuda millete hesap vermeye niyeti yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Milletin malıyla kendinize yakın gördüklerinizi haksız şekilde zengin ediyorsunuz, millete hesap vermeye gelince bin türlü bahane ileri sürüyorsunuz. Kredi tahsisinde ölçü Bankacılık Kanunu'nun öngördüğü risk analizi mi, teminat yeterliliği mi, yoksa kredi almaya gelenin hangi kapıdan girdiği mi önemli? "Bu batık krediler kime ait?" diyoruz, "Ticari sır." diyorsunuz. Bununla ilgili kanun teklifi verdim. Gelin, bunu hiç olmazsa Meclise karşı ticari sır olarak kabul etmeyin dedim ama kabul ettiniz.

Değerli arkadaşlar, biz, burada bu grup önerisini verirken bir mahkeme kurmuyoruz, kimseyi suçlu ilan etmiyoruz, sadece Türkiye Büyük Millet Meclisinin anayasal denetim görevini yerine getirmesini istiyoruz. Kamu bankalarının kredi politikalarının objektif ölçülere göre yürütülüp yürütülmediği araştırılsın, takibe düşen kredilerin sebepleri ortaya çıkarılsın, kamu zararına yol açabilecek uygulamalar varsa bunlar tespit edilsin. Risk yönetimi ve iç denetim mekanizmalarının yeterliliği denetlensin ve denetim mekanizması çalışsın istiyoruz.

Lütfen, gelin, buna "evet" oyu verin, milyarlarca liranın nasıl çarçur edildiğini hep beraber görün, sonra da onlara gereğini yapın, o bürokratlara, o iş adamlarına ve böylece milletin hukukunu koruyun diyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Biliyorum, yine ret oyu vereceksiniz ama ille de ölüm var, öldükten sonra da hesap var "velbasübadelmevt"e eğer inanıyorsanız.

Teşekkür ederim. (.YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)