| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 122 |
| Tarih: | 07.08.2026 |
SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) - Teşekkür ediyorum Başkanım.
Sözlerime başlamadan önce, 5 Ağustosta kaybettiniz çok değerli bir sanatçıyı, Bilgesu Erenus'u anmak istiyorum: Misafir, El Kapısı, Kelaynaklar ve daha nice eserleriyle edebiyatımıza ve tiyatromuza iz bırakan Bilgesu Erenus yalnızca bir yazar, bir şair ve müzisyen değildi, o sanatını hayatın tam ortasında kuran, sözünü susandan değil konuşandan, güçlüden değil emekçiden, savaştan değil barıştan yana kullanan bir kadındı. Seksen üç yıllık ömrü boyunca kalemini, işçi sınıfının, emeğin, eşitliğin ve insanca bir yaşam mücadelesinin yanında tuttu çünkü onun için sanat itiraz etmek, dayanışmak ve daha adil bir dünyanın mümkün olduğunu hatırlamaktı. Onun dizeleriyle "Gökten düşer mi hiç elma/ Kökü toprakta üç elma/ Biri emek, biri barış ve insanca dayanışma." Bilgesu Erenus'un bize bıraktığı miras da tam olarak budur, tam da belki de günümüzün konusu; emek, barış ve dayanışma. Yarın son yolculuğuna uğurlanacak olan Bilgesu Erenus'a rahmet, ailesine, yakınlarına, sanat dünyamıza ve tüm sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyorum.
Değerli milletvekilleri, evet, az önce Niğde Milletvekilimiz de bahsetti. İktidar dün 2026 yılı fındık alım fiyatlarını açıkladı; Giresun kalite fındık 255 lira, levant kalite 250 lira, sivri fındık 245 lira. Şimdi, buradan iktidara açıkça söylüyorum: Üreticinin aklıyla alay etmeyin! Geçen yıl Giresun kalite fındık 200 liraydı, bu yıl 255 lira; artış yüzde 27,5 buçuk, oysa 2023'te yaklaşık yüzde 58, 2024'te yüzde 57,5, 2025'te ise yüzde 50 artmıştı. Ne oldu da bu yıl artış bir anda yüzde 27'ye düştü? Mazot mu ucuzladı, gübre mi ucuzladı, zirai ilaç mı ucuzladı, işçilik mi yarı yarıya düştü? Hiçbiri düşmedi. Çiftçinin bütün maliyetleri yükselirken siz fındığın fiyatını baskıladınız. Bir de hasat öncesinde yüksek rekolte rakamları dolaşıma sokuldu; Bakanlık başka rakam söyledi, ihracatçılar başka rakam söyledi, daha fındık dalından inmeden üreticinin ürününün fiyatı aşağı çekilmeye çalışıldı.
Değerli milletvekilleri, Türkiye dünya fındığının merkezi, dünya pazarında fiyat belirleme gücüne sahip olması gereken ülke Türkiye ama biz ne yapıyoruz? Dünyanın fındığını üretiyoruz, fiyatını birkaç büyük alıcının belirlemesine seyirci kalıyoruz; Türkiye Büyük Millet Meclisi de seyirci kalıyor buna. Fındıkta ülke olarak sahip olduğumuz stratejik üstünlüğü kullanmak yerine üreticimizi tekelci şirketlerin karşısında yapayalnız bırakıyoruz. Buradan uyarıyoruz: Bu ülkenin fındığını da üreticisini de birkaç şirketin insafına terk etmeyin; Türkiye'nin stratejik ürününü tekellere peşkeş çekmeyin. Cumhuriyet Halk Partisi olarak söyledik; Ordu Milletvekilimiz Mustafa Adıgüzel bu kürsüde açıkladı, Genel Başkan Yardımcımız, Bursa Milletvekilimiz Orhan Sarıbal açıkladı, az önce Niğde Milletvekilimiz Ömer Fethi Gürer açıkladı; fındığın kilogramı en az 375 lira olmalı. Yüzde 6'nın üzerindeki eğilimli arazilerde üreticiye ayrıca, 25 lira destek verilmeli çünkü fındık üreticisi bizden sadaka istemiyor, bir yıllık emeğinin, alın terinin ve bahçede bıraktığı ömrünün karşılığını istiyor. Hasat çiftçinin bayramıdır, siz o bayramı her yıl üreticinin matem gününe çevirdiniz ve çevirmeye de devam ediyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, bugün CİMER'e yansıyan başvurular üzerinden de birkaç örnek vermek istiyorum. Türkiye'nin derinleşen ekonomik buhranının, toplumsal çöküşünün ve büyüyen çaresizliğinin kaydı bunlar çünkü bu ülkede yurttaşlar artık yalnızca geçim sıkıntısı yaşamıyor, o eşik çoktan uçtu gitti, çoktan aşıldı, artık yurttaşlar duyulmamanın, görülmemenin ve yirmi beş yılı aşkın yanlış ekonomi ve sosyal politikalar sonucunda yalnız bırakılmanın ağırlığı altında inim inim inliyorlar. İsteyene de konuşmam bittiğinde verebilirim tek tek örneklerini. Bu başvurular CİMER'e Ankara'dan son dört ay içinde yapılan başvurular. Ne yazıyor biliyor musunuz? Yurttaşlar yaşadığı çaresizlik nedeniyle ya Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde ya Kızılay'da ya hastane önünde ya AK PARTİ Genel Merkezi önünde ya da Cumhurbaşkanlığı önünde yaşamlarına son vereceklerini yazmışlar tek tek.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) - Toparlıyorum Başkanım
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) - Bir yurttaş ekonomik nedenlerle kendisini yakacağını söylüyor, bir emekli, aylığı yetmediği için eşiyle birlikte intihar edeceğini söylüyor, bir terörle mücadele gazisi yıllardır çözüm bulamadığı için yaşamına son vereceğini söylüyor, bir evlat annesinin ilacını yazdıramadığı için hastane önünde intihar edeceğini söylüyor. Bunlar bizim ulaşabildiğimiz birkaç örnek. Sadece dört ayda, sadece Ankara'dan bu örnekler verilmişse, düşünün ki Türkiye'de insanlar nasıl inim inim inliyor bu zorlu yaşam koşulları altında. Şimdi, tabii, hiçbir insan durup dururken ölümü konuşmaz, hiç kimse durup dururken "Kendimi yakacağım." demez, kimse artık "Yaşamak istemiyorum." demez. Bu insanları bu noktaya bu iktidar getirdi. Yirmi beş yıldır ülkeyi yönetiyorsunuz, yirmi beş yıldır sorunları görmezden geliyorsunuz ve yoksulluğu yönetmeye devam ediyorsunuz ve bu anlayışla da doğru bir ekonomik düzen de kuramıyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) - Asgari ücret daha insanların cebine girmeden kiraya, faturaya ve kredi borçlarına gidiyorsa, emekliler markette peynirin gramını hesaplıyorsa, gençler bir kafede oturup çay içip içmeyeceğini düşünüp onu lüks görüyorsa, üniversite öğrencileri barınamadığı için eğitim hayatını yarıda bırakıyorsa ve öğretmenler "Çocukların aç geldiğini biliyorum ama elimden bir şey gelmiyor." demeye başlamışsa bunun adı artık ekonomik kriz değildir, bu ağır bir sosyal yıkımdır. Fakat buna rağmen her zaman bir umut vardır, bir çıkış yolu vardır, bu ülkenin görünmeyenlerinin, duyulmayanların, yoksullaştırılanların ve çaresiz bırakılanların yanında dün olduğu gibi bugün de yarın da Cumhuriyet Halk Partisi vardır diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)