| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 122 |
| Tarih: | 07.08.2026 |
GÜLCAN KAÇMAZ SAYYİĞİT (Van) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sevgili Yaşar Kemal Van Denizi'nin eşsiz güzelliği karşısında duygularını şu sözlerle ifade ediyordu: "Dünyada hiçbir göl, hiçbir deniz, hiçbir su Van Gölü'nün maviliğinde olamaz. Masmavi, deli eden bir mavilik. Ne gökyüzünde vardır öyle bir mavi ne de başka bir yerde. Bir tek mavi uyar bu maviye Diyarbakır'daki Diyarbakır Ovası'ndaki çiçeklerin mavisi, bir de bir camı kırıp kesitine bakın işte, o mavi." İşte bu mavi solup gitmesin diye milyonlarca insanın ve canlının temiz ve sağlıklı çevre hakkı gasp edilmesin diye konuşuyoruz, uyarıyoruz, çağrıda bulunuyoruz. İklim krizi hem yerel hem de küresel ölçekte kendini her geçen gün daha fazla hissettiriyor. Buna antiekolojik ve yanlış politikalar da eklenince bir gölün, bir akarsuyun kurumaması, bir ormanın yok olmaması mümkün değil. Bu nedenle haykırıyoruz: Van Gölü nefesimizdir, Van Gölü ve çevresini koruma kanun teklifimiz kabul edilsin diyoruz buradan.
Sayın milletvekilleri, Van Gölü dünyanın en büyük sodalı gölü, Türkiye'de ise en büyük göl konumunda. Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan dahi güzelliği fark edilen eşsiz bir doğa harikası. Endemik bir balık türü olan inci kefali ve içerdiği sazlıklarda yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapıyor Van Gölü havzası, birçok yurttaşımız için de geçim kaynağı. Küresel iklim krizinin bir yansıması olarak Van Gölü de maalesef yok olmayla karşı karşıya. Elbette koskoca bir göl nasıl yok olur diye düşünebilirsiniz fakat insanlığın varoluşundan bugüne birçok felaketin yaşandığı, birçok doğal güzelliğin ortadan kalktığı bir gerçeklik var. Orta Asya'da Aral Gölü yok oldu gitti, hemen yanı başımızda İran'da Urmiye Gölü tamamen yok olmanın eşiğinde. Göle dökülen nehirlerin üzerine birden fazla baraj yapıldı, yollar inşa edildi. Bu sebeple, hiç kimse "Van Gölü yok olmaz." diyemez. Bazı dönemlerde Van Gölü'nde yatay çekilme 200 metreyi buluyor, su seviyesi ciddi oranda düşüyor. Uzmanlar önlem alınmazsa bunun yıllar içerisinde süreklileşen bir hâl alacağı uyarısında bulunuyorlar, dolayısıyla yanlış politikalarda ısrar edildiğinde ve iklim krizinin de derinleşmesiyle birlikte önümüzdeki süreçte Van Gölü'nün yok olmayacağının maalesef hiçbir garantisi yok çünkü her geçen gün Van Gölü'nü besleyen kollar hidroelektrik santralleri, jeotermik santraller ve barajlarla kesiliyor. Zilan Çayı, Koçköprü Barajı, Çatak ve Muradiye ilçelerindeki santralleriyle halkın ve tüm canlıların çevre hakkı yok sayılırken şirketlerin kasası dolmaya devam ediyor. Buna karşın siyasi iktidar son yıllarda Van Gölü Havzası Koruma Eylem Planı üzerinden bir propaganda yapmaya başladı, elbette bunu da geçici bir çözüm kapsamında önemsediğimizi buradan ifade edelim ama bunun sürekli Van halkına bir sus payı olarak kullanılmasını asla ve asla kabul etmediğimizi de buradan bir kez daha ifade edelim.
AKP iktidarı eğer gerçekten Van Gölü'yle ilgili bir şey yapmak istiyorsa öncelikle Kıyı Kanunu ve Çevre Kanunu hükümlerine rağmen göl havzasında bulunan kamu kurumlarına ait hizmet binaları ve sosyal tesislerin yarattığı kirliliğin önüne geçsin eğer AKP iktidarı Van Gölü için gerçekten bir şey yapmak istiyorsa, Van'da çevre hakkı gibi bir dertleri varsa öncelikle gölün doldurulması suretiyle yapımına izin verilen kaçak otelin inşaatını durdursun. Buradan tekrar tekrar ifade ediyoruz: Başka bir Van Gölü yok, Van Gölü de sadece Vanlıların değil, tüm Türkiye halklarının mirasıdır. Van Gölü'nü kirletmeyelim, Van Gölü'nü bir kanunla korumaya alalım, bu zor bir şey değil. Deli eden bu maviliği gelecek kuşaklara aktaralım, deli eden bu maviliği gelecek kuşaklar da görsün diyorum.
Genel Kurulu, herkesi; saygıyla ve sevgiyle buradan selamlıyorum. (DEM PARTİ ve Yeni Parti sıralarından alkışlar)
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.