GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:121
Tarih:06.08.2026

CEM AVŞAR (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin 4'üncü maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu elimde görmüş olduğunuz -Mecliste kurulan, dört ay boyunca çalışan- suça sürüklenen çocukların nedenlerinin araştırılmasına ilişkin Komisyon raporu; tam 790 sayfa. Süreç boyunca toplantılar, saha çalışmaları gerçekleşmiş; bakanlık temsilcileri, yargı mensupları, akademisyenler, meslek gurupları, yerel yönetimler dinlenmiş; sorunların tespiti yapılarak ilgili kurumların ödevleri ortaya konulmuştur. Verimli ve önemli bir çalışma ancak bütün bunlar ne zaman yapılıyor, ne zaman akla geliyor? Yirmi beş yılın sonunda, sorunlar ayyuka çıkınca, yeni nesil suç örgütleri mantar gibi türeyince, sokak ortasında çocuklar birbirinin canına kıyınca. Peki, toplam bilanço nedir? İçişleri Bakanlığının Komisyonda verdiği bilgiler, 2020-2025 arasında aylık ortalama suça sürüklenen çocuk olay sayısının kişilere karşı işlenen suçlarda yüzde 58,9 arttığını, organize suçlarda ise yüzde 236,9 arttığını, suça sürüklenen çocukların en çok karıştığı ilk 5 suç türünün başında kasten yaralama, hırsızlık, uyuşturucu, tehdit, cinsel suçlar olduğunu bize ifade ediyor. Uyuşturucu suçlarına ilişkin çocuk dosyalarında yüzde 21 oranında artış yaşanmış ve yalnızca mahkeme aşamasındaki çocuk dosya sayısı ise 14.224.

Hâl böyleyken görüşmekte olduğumuz kanun teklifine baktığımızda kafamızı iki soru kurcalamakta. Birincisi, hazırlanmış ve Genel Kurula sunulmuş bu Komisyon raporundan faydalanıldı mı, şayet faydalanılmadıysa bu rapor neden hazırlandı? İkincisi, bu raporlar Meclis arşivlerinde böyle kalın kalın dolup taşmaya devam ediyor, hâlbuki bu raporlar kurumlara bir dizi ödev ve sorumluluk getiren çalışmalardır. Önemli olan, bu raporların ilgili kurumlardan paylarına düşeni alıp almadığıdır, ilgili kurumların ödevini hakkıyla yapıp yapmadığının takip edilmesidir.

Değerli milletvekilleri, kanun metnine baktığımızda birçok konuşmacı da defaatle belirtti, genel gerekçede etnik koordinasyon, çok disiplinli müdahale ve izleme, veri paylaşımı, vaka bazlı yönlendirme, koruyucu ve destekleyici hizmetler, çocuğun üstün yararları gibi yerinde, doğru, olması gereken tedbirlerden bahsetse de bu örtü altında kanun maddelerinde yine çözümü güvenlikçi tedbirler ve müeyyideleri arttırmakta bulunma sorunudur, olayın kök sebeplerine ve çözümüne ilişkin kayda değer bir düzenleme olmayışıdır. Sunulan kanun teklifi, çocuk adalet sisteminin temel taşı olan koruyucu, önleyici ve onarıcı yaklaşımı terk ederek çocuklara yönelik ağır cezalandırıcı ve güvenlikçi bir tarzı, müdahaleyi merkezine almaktadır. Örneğin, bu metinde ceza kavramı 73 kez tekrarlanırken çocuk yoksulluğu hiç geçmemektedir. Hâlbuki, bu olayların en önemli sebeplerinden bir tanesi, kök sebeplerinden bir tanesi yoksulluktur. Yani, iktidar sebeplerle değil her zaman olduğu gibi yine sonuçlarla ilgilenmektedir, iktidar bataklığı kurutmak yerine sinek avlamanın peşinde koşmaktadır. Teklife baktığımızda, istisnasız tüm maddelerde bu sorunlar ortaya çıkıyor. Üzerinde konuştuğumuz madde 4'üncü maddede aynı durum söz konusu, maddenin özeti şu, diyor ki: "Faile bu madde uyarınca verilecek cezanın yarısından iki katına kadar artırılır." Şeklinde ebeveynlere verilecek ceza artırımı ve ebeveyn sorumluluğunun altını çizmekte. Bu maddenin ilk üç fıkrasında ceza artırımları caydırıcılık yönünden savunulsa da çocuğun işlediği bağımsız ve kasıtlı bir suçun faturası bakım yükümlülüğünü ihlal ettikleri gerekçesiyle anne ve babaya kesilmektedir. Ailenin ihmaliyle çocuğun kasten adam öldürmesi arasındaki illiyet bağı ceza hukuku anlamında doğrudan ve kusura dayalı bir bağ değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

CEM AVŞAR (Devamla) - Kanunun bütününde olduğu gibi, suçun işlenmesinde sosyal etkenler göz ardı edilerek aileye objektif sorumluluk yüklenmektedir. Çocuğun suça sürüklenmesiyle ebeveynin yükümlülük ihlali arasında otomatik veya varsayımsal bir ilişki kurulması büyük hatalara yol açacaktır.

Değerli arkadaşlar, sistemin başarısı, bu mesele bugün akut bir durumda olsa da çözüm güvenlikçi politikalarla kaç çocuğun mahkûm edildiği veya verilen cezaların uzunluğuyla ölçülemez. Asıl başarı, kaç çocuk suç temasından önlendiği, kaç çocuğun resmî ceza sisteminin dışında tutulduğu, kaç çocuğun okuluna geri döndüğü, yeniden suça sürüklenme oranının ne ölçüde azaldığıdır. En fazla ceza veren değil, en fazla çocuğu suçtan, damgalanmadan, adli sistemden uzak tutabilen bir sistem olmalıdır. Bu kanun metnini bu bağlamda yetersiz, gerekli ama sorunu çözemeyeceğini bir kez daha dile getiriyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)