| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 121 |
| Tarih: | 06.08.2026 |
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çocuklarla ilgili önemli bir kanun teklifini yine görüşüyoruz. 2024-2025 yıllarında 1 milyon 222 bin 610 çocuk suça karışmış, bu vahim bir rakam. Peki, bunlarla ilgili nedeni ve niçini yeterince sorguladık mı? Örneğin kırsaldaki tarım kesiminde yaşayan insanları kentte sanayi işçisi olarak getirip kırsalı boşaltmanızın ve kentte de onları gecekondulardaki bir yaşama mahkûm edip yokluğun, yoksulluğun içinde yaşamasının yarattığı bir iklimin bunda etkisi var mı, yok mu? Keza, bunun gibi kent yaşamında, gidip Amerika'da çocuğunu doğuran ile tarlada doğduktan sonra göbek bağını taşla kesenin çocuğunun arasındaki ayrımın ortaya çıkardığı tabloyu yeterince değerlendirdik mi? Bu ülkede sistemi oluşturanların, "Bozuk düzen!" dediğimiz zaman savunanların vicdanen bugün gelinen tabloda sorumluluğu yok mu? Onun için, sonucu konuşurken bunun yarattığı sistemin de tartışılması gerekir. Özelleştirme diye kamuya ait fabrikaların kapatılıp orada dolaylı yoldan daha çok kişinin çalışmasını sağlayıp işsizliği düşüren bu yapıları yaşatmak yerine, onların çoğunun kapısına kilit vurmanın bugün geldiğimiz iklimde rolü yok mu? Eğitim sisteminde müzik, beden, tiyatro, sinema, münazara, el işi, tarım gibi dersleri ortadan kaldırıp ezberci bir zihniyetle çocukların yetişmesine yol açan anlayışın bir sorumluluğu yok mu? Sonucu ortaya çıktığında 10 yaşındaki çocukların madde bağımlısı olmasına göz yuman anlayışın sorumluluğu yok mu? Bütünüyle onların bugün işlediği suçlar üzerinden getirilecek cezalarla yarını kuracağımızı düşünüyorsak yanılıyoruz. Öncelikle iklimi doğru kılalım. Bu ülkede sorumluluk hepimize düşüyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bütçe görüşmelerinde milletvekili olduğumdan beri her yıl konuştuğum konulardan biri televizyonlarda silah, televizyonlarda cinayet dizilerini ortadan kaldıralım da biraz da ülkemizi tanıtan, toplumsal sorunlara çözüm üreten, gençlerimizi daha iyi yönlere kanalize edecek programlar olsun dedik. Kadın programında boşananlar, birbirine aldatanlar, onu bunu olumsuz kılanlar; diğer programlarda ise ne yazık ki aynı konuda günlerce süren tartışmalar. Bunun yerine farklı bir iklimi yaratacak televizyon programları neden olmadı? "Kurtlar Vadisi"ymiş, "Çukur"muş, şuymuş buymuş; hepsi silah, gasp, kaçırma, vurma. Buradan beslenen çocuğun bilinçaltına ne yerleşir? Bugün kenar mahalledeki çocuk diyor ki: "Aldığım maaşla veya sağlayacağım gelirle ileriki dönemde ev sahibi filan olma şansım yok." Onları elde edenlerin verdiği olanaklarla birden bire ummadıkları yaşamın içine sürükleniyorlar. Öyle olunca o çocukların ekonomik anlamda yaşanan sorunlarla ailelerinin içine düştüğü durumun, günümüzde geldiği durumun yansıması bunlar değil mi?
Bakana soru önergesi verdim, orada dedim ki: Çocukların suça sürüklenme yönünde artışın nedenleriyle ilgili bir çalışma yapılmakta mıdır? Çocukların suça yönelmelerinde etken olan olgular nelerdir? Suça sürüklenen çocukların kaçının ailesiyle görüşme sağlanmıştır? Ailelerin gelir durumu nedir? Ailelerin ekonomik durumları çocuklar üzerinde yarattığı etki suça yönelişte bir etken midir? Kaç çocuğa işlediği suç sonrasında topluma geri kazanım kapsamında psikolojik destek verilmiştir? Suça karışan çocukların sonraki süreçte suç işlemeyi sürdürme oranları nedir? Çocukların suça sürüklenmemesi için sürdürülen çalışmalarda beklenen fayda artış oranı dikkate alındığı neden sağlanamamaktadır? Ve bu arada suça karışan çocukları sordum, hemen hemen her yıl da benzer sorular ve Meclis araştırma önergeleri verdim. Sayın Bakan yürütülen projeleri anlatıyor, o projelere harcanan paralarla bu sonuç alınmadığına göre demek ki yapılan projelerde de bir sorun var. Yani her gün çocukların işlediği suçla ilgili televizyonda, gazetede bir haber okuyacağımıza bu projelerden keşke sonuç alınsaydı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) - Cumhuriyet döneminin okul eğitim anlayışında var olan izcilikten başlayarak çocuklara farklı beceri, yetenek ve birlikte yaşama anlayışını iyileştirecek olgunluğa sürükleyen düzenlemeleri sürdürseydik bugün Türkiye başka bir yere evrilirdi. Ucuz işçilik, yoksulluğu sömürmek, oy için sosyal yardım anlayışıyla üreten değil, iş bulan değil, yaşamı yıkılan değil; insanların varlığını artırmak bu ülkeye büyük sorun yarattı. 50 milyonun altında, yoksulluk sınırı altında geliri olan önemli bir kesimin 4,5 milyonu devlet sosyal yardımına muhtaç arkadaşlar. Öyle olunca da bugün çocuk için vereceğimiz cezai hükümlerin doğru bir yanı olmuyor. 18 yaşındaki çocuğu 15 yaşına, cezasını indirecek noktaya taşımak yerine o çocuğun suç işlemesini önleyecek iklimi yaratmak lazım diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)