| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 121 |
| Tarih: | 06.08.2026 |
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; bir devlet çocuklarını koruyabildiği ölçüde güçlü, onları suça teslim ettiği ölçüde zayıftır çünkü çocuk sadece ailesinin değil aynı zamanda devletin de emanetidir. Her çocuk bu milletin geleceği, en kıymetli hazinesi ve millî servetidir. Bir çocuğun suçun içine sürüklenmesi, çocukluğunu, gençliğini ve geleceğini cezaevlerinde tüketmesi yalnızca bir aile dramı değil aynı zamanda devlet adına çok büyük bir ayıptır. İşte bu bilinçle ifade etmek isterim ki bu topraklarda doğan her çocuğun sorumluluğu doğduğu andan itibaren devletin de omuzlarındadır. Ancak üzülerek görüyoruz ki bugün bu sorumluluk layıkıyla yerine getirilememektedir. Bunu sadece siyasi bir değerlendirme olarak söylemiyorum, resmî veriler bunu açıkça ortaya koymaktadır. Bir yılda 200 binden fazla çocuk suça sürükleniyor, yaklaşık 300 bin çocuk suçun mağduru oluyor. TÜİK verilerine göre, okulda olması gereken her dört çocuktan 1'i çalışıyor. Madde kullanım yaşı 8'e kadar düşmüş durumda, bağımlı sayısının 2 milyona ulaştığı ifade ediliyor, çocuk yoksulluğunda ise Avrupa'da 1'inciyiz. Bu rakamların her biri, devletin çocukları koruma mekanizmalarında ciddi zafiyetler bulunduğunu da göstermektedir.
Diğer taraftan, çocukların rol model aldığı toplumsal atmosfer de giderek ağırlaşmaktadır. Kabinedeki bazı bakanların mafya dizilerindeki derin karakterlere benzetilmekten memnuniyet duyması, siyasi parti genel başkanlarının mafya güzellemeleri yapması, sosyal medya gruplarında suikast çağrılarının dolaşıma girmesi ve çocukların korunması amacıyla yapılmış yasal düzenlemelerin organize suç örgütleri tarafından istismar edilmesi çocuklarımızın suçla arasındaki mesafeyi her geçen gün daha da azaltmaktadır. Nasıl ki bir anne veya babanın çocuğunun yanında sigara içmesi ya da kötü söz söylemesi o çocuğun bu davranışları normalleştirilmesine yol açarsa yönetenlerin ve toplumun oluşturduğu bu iklim de çocukların suçla arasındaki psikolojik eşiği aynı şekilde düşürmektedir.
Değerli milletvekilleri, biz caydırıcı ve işlenen fiile uygun, vicdanları rahatlatan ceza tarafıyız ancak cezadan önce devletin yerine getirmesi gereken çok daha önemli görevleri olduğunu söylüyoruz. Risk haritalanmasını ülke genelinde hayata geçirelim, veri temelli izleme mekanizmalarını kuralım, aile ve mahalle temelli sosyal destek sistemlerini güçlendirelim, okul terklerini önleyelim, devamsızlığı yakından takip edelim, okul ile sosyal hizmet kurumları arasında etkin iş birliği sağlayalım, rehberlik ve araştırma merkezlerinin raporları raflarda kalmasın, uygulamaya dönüşsün, çocuklarımızı siber zorbalıktan, çevrim içi istismardan ve dijital radikalleşmeden koruyacak mekanizmaları oluşturalım, ailelerimizi ve öğretmenlerimizi dijital okuryazarlık konusunda güçlendirelim, "dijital suç" kavramını açık ve net şekilde tanımlayalım. Bunu haber verme özgürlüğünü, akademik çalışmaları veya sanatsal ifadeyi baskılamak için kullanabilecek muallak bir alana dönüştürmeyelim. Algoritmik sorumluluğu konuşalım, vatandaşlık bilincini güçlendirelim. Suç ile mekânsal çevre arasındaki ilişkiyi dikkate alarak plansız ve rantsal şehirleşmeye son verelim. Çocukların suçla ilk karşılaşmasında cezadan önce sosyal destek ve rehabilitasyon mekanizmalarını devreye sokalım. 6112 sayılı Kanun açıktır; hiçbir yayın şiddeti ve suçu teşvik edemez, özendiremez. RTÜK, önce kendi kanununu eksiksiz uygulasın, tüm bunlarla gerekli kurumlar arasında koordinasyonu ve veri entegrasyonunu sağlayalım ancak bunu yaparken kişisel verilerin güvenliğinden ve erişim denetiminden de asla taviz vermeyelim ama tüm bunlar gerektiğinde uygulanacak cezaların suçun ağırlığıyla orantısız olması anlamına gelmemektedir. Toplumsal adalet suçun karşılığını bulmasını gerektirir ancak bu karşılık gelişimini henüz tamamlamamış bir çocuğun kişiliğine değil, işlediği fiilin ağırlığına göre belirlenmelidir. Bu çerçevede, Türk Ceza Kanunu'nun 84'üncü maddesinde düzenlenen intihara yönlendirme, 86'ncı maddesinde düzenlenen kasten yaralama, 102'nci maddesinde düzenlenen cinsel saldırı ve 220'nci maddesinde düzenlenen suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarının da yaş küçüklüğüne bağlı ceza indiriminin uygulanamayacağı suçlar arasına dâhil edilmesini de gerekli görüyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Devamla) - Bunun mağdur haklarının daha etkin korunmasına, çocukların suç örgütleri tarafından istismar edilmesinin önlenmesine, ceza adalet sisteminde tutarlılığın sağlanmasına ve caydırıcılığın güçlendirilmesine önemli katkı sağlayacağı kanaatindeyiz diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)