GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:121
Tarih:06.08.2026

YENİ PARTİ GRUBU ADINA ALİYE COŞAR (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu Meclis çatısı altında oy birliğiyle oluşturulan Suça Sürüklenen Çocukları Araştırma Komisyonunun raporu henüz tartışılmadan, Okul olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonunun çalışmaları devam ederken getirilen Çocuk Koruma Kanunu teklifi iktidarın soruna nasıl bir anlayışla yaklaştığını gösteriyor. Böyle bir önemli konuda araştırma komisyonlarının raporuyla birlikte hareket etmek gerekirken, bütüncül bir politika üretmek gerekirken komisyonların raporları değerlendirilmeden böyle bir kanun teklifi hazırlanması soruna çözüm odaklı değil, cezalandırma odaklı bir sistem yaratıyor. Çocuklar suç işledikten sonra daha ağır biçimde cezalandırarak değil, suçtan önlenerek korunur. Öncelikle çocuklarımızı suça iten nedenlere bakmalıyız. Sosyolojik nedenler, sosyoekonomik koşullar, yoksulluk ve eğitim durumu gibi etkenler çocukları organize suç çetelerinin hedefi hâline getiren çevresel faktörlerin başında gelmektedir. 2023 yılında çocuklara verilecek ceza yirmi yıl iken bu süre 2055 yılında yirmi dört yıla çıkarılmış, şimdi ise çocuklara verilecek ceza yirmi yedi yıl olarak karşımıza getirilmiştir. Cezalandırma yöntemiyle bu sorunun çözülmediği açıktır çünkü cezalar artıyor, suç oranı da artıyor. Dolayısıyla, tartışmamız gereken asıl mesele de budur. Çocuk adalet sisteminde ağır bir biçimde cezalandırmak değil, suça sürükleyen etmenler, yoksulluk, eğitimden kopuş, ihmal, istismar, bağımlılık, şiddet, çocuk işçiliği ve örgütlü suç ağlarıyla etkin mücadele etmektir. Teklif Anayasa'ya aykırılıklar içermektedir, bu yönüyle dahi aceleye getirildiği açıkça ortadadır. Çocukların doğrudan eğitim evlerine gönderilmesi ilkesinden vazgeçiliyor, Anayasa 42'nci maddeye aykırı, eğitim hakkının elinden alınarak direkt kapatma yoluna gidiliyor. Teklifin 10'uncu maddesinde çocuğun dijital cihazlarının takip yazılımlarıyla iki yıl izlenmesi Anayasa 20'ye göre özel hayatın gizliliğine de aykırı bir düzenlemedir. (Yeni Parti sıralarından alkışlar) Anayasa 41 çok açıktır, çocuğun yüksek yararını ve korunmasını hükme bağlamıştır. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'ye tarafız. Bu sözleşmenin bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Çocuk hakları sözleşmesinde ve Birleşmiş Milletler öncülüğünde çocuklar ve gençler için yapılan toplantılarda belirlenen kural ve ilkelerde çocuğun üstün yararı gözetilmektedir. Cezaların artırılması değil kapsayıcı, sosyal politikalar üreterek onarıcı ve yönlendirici uygulamaların hayata geçirilmesi tavsiye edilmektedir. Pekin Kuralları da çocuk adalet sisteminde orantılılığı ve çocuğun sosyal ihtiyaçlarının gözetilmesini öngörmektedir. Buna göre çocuğa verilecek tepki hem fiille hem de çocuğun ihtiyaçlarıyla orantılı olmalı, yargılama çocuğun yaşı ve gelişimi dikkate alınarak yürütülmelidir. Bu kanun teklifiyle cezaların artırılmasına dayalı yaklaşım bu ilkelerle de çelişmektedir. Diğer ilkeler ise çocuk suçluluğunun önlenmesinde kurumsal cezalandırma yerine kapsayıcı sosyal politikaların zorunluluğunu ön plana çıkarmaktadır. Bu ilkeler ışığında, çocuklarda suçun önlenmesi için daha fazla mahkeme ve cezaevi inşa etmek yerine aile, okul ve mahalle düzeyinde kapsayıcı sosyal politikalar uygulanmalıdır.

Teklife baktığımızda, siyasi iktidarın çocukların suça sürüklenmesini münferit bir sorun olarak gördüğünü de görüyoruz. Oysa karşımızda yoksulluk, eğitimden kopuş ve sosyal devlet ilkesinden uzaklaşılmasıyla bağlantılı yapısal bir kriz vardır. Türkiye, çocuk yoksulluğunda OECD ülkeleri arasında 2'ncidir. Çocuk yoksulluğu, çocuk işçiliği, MESEM uygulamalarında ölen çocuklar, çeteler, uyuşturucu sorunu, eğitimde fırsat eşitsizliği ve okul terkleri çözülmeden, bunlarla ilgili etkin politikalar üretilmeden çocukları kapatmak ve cezalandırmak suçu önlemeyecektir. Sosyal devlet ilkesinden uzaklaştıkça bu sorunlar daha da büyümektedir. Çocuk yoksulluğu ile çocuğun suça karışması arasındaki ilişki Suça Sürüklenen Çocukları Araştırma Komisyonunun çalışmalarında ortaya çıkmıştır. Eğitim hayatından kopuş ile suça yönelme oranı arasında bağlantı vardır. Yoksulluk içinde yaşayan, eğitimden, sosyal faaliyetlerden uzak kalan çocukların suça karışma oranları da artmaktadır. Uyuşturucu ve çetelerle mücadele edilmiyor, çocuklar ve gençler çetelerin ve uyuşturucunun tuzağına düşüyor, bireysel silahlanmayla etkin mücadele edilmiyor ancak sonuç odaklı olarak cezaların artırılması yoluna gidiliyor. Çocuk Koruma Kanunu'na göre çocukları suç öncesinde koruyacak önleyici ve destekleyici tedbirler alınmalıdır, dünyada bunun olumlu sonuçlarını vermiş birçok örneği vardır. Mahallelerde çocuk merkezleri kurulmalı, çocukları suça sürükleyen etmenler önleyici ve destekleyici politikalarla ortadan kaldırılmalıdır. Burada sosyal devlet devreye girmeli, çocuklara fırsat eşitliği yaratılmalıdır. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bütçesinin çoğunluğu sosyal yardımlara ayrıldığı için çocuklara fırsat eşitliği sağlayacak ve çocuk yoksulluğunu önleyecek politikalara daha az bütçe ayrılıyor. Sorunun çözümüne yönelik önleyici, destekleyici tedbirler için ayrılan bütçe her yıl giderek artması gerekirken maalesef her yıl giderek düşüyor. Önleme ve korumaya yönelik bir etkin çocuk adalet sistemi oluşturulmalı, adalet mekanizması ile sosyal hizmetler arasında daha güçlü bir bağ kurulmalıdır. Kurumlar arası koordinasyon sağlanmak zorundadır. Yaşanılan süreçte bakanlıklar arasında bile kopukluklar vardır, bakanlıkların verileri dahi birbiriyle örtüşmemektedir. Çocuk adalet sisteminde adli süreçte veya öncesinde çocuklarla iletişim kuracak ihtisaslaşmış uzman personel konusunda hâlâ sıkıntılar vardır. Çocuk Koruma Kanunu'na göre sosyal inceleme raporlarının bu kişiler tarafından hazırlanması gerekmektedir. Kanun teklifinde sosyal inceleme raporlarının 15 yaş altındaki çocuklar için zorunlu olması, 15 yaş üstü çocuklar için hâkimin ve savcının takdirine bağlı kalması düzenlenmektedir. Suç işlediği iddia edilen bütün çocuklar yaş grubu ayrımı yapılmaksızın sosyal inceleme raporuna tabi tutulmalıdır. Çocuk adaletinde sosyal inceleme istisna değil, kural olmalıdır.

Teklifin 6'ncı maddesiyle hükümlü çocukların eğitimevine gönderilmesi ilkesinden vazgeçilerek kapalı kurum esas hâline getirilmek isteniyor. Burada çocuk hükümlünün kapalı kurumda tutulması istisna uygulamadan çıkarılıyor. Çocuk infaz sistemi yetişkin gibi düşünülüyor, çocuğun üstün yararına göre hareket edilmelidir. Eğitimevlerinin şartlarının daha iyi hâle getirilmesini konuşmamız gerekiyorken bu düzenlemeyle öncelik kapalı ceza infaz yöntemi getiriyor. Çocuk eğitimevleri ve çocuk kapalı infaz kurumlarında hak ihlallerinin önüne geçilmelidir. Buralar için etkili bir denetim mekanizması kurulmalıdır.

Kollukta yaşanan yapısal sorunlar devam ediyor, çocuklara yetişkin gibi muamele ediliyor. Çocuk mahkemelerinin yetersizliği çocuklar açısından hak ihlallerine neden oluyor. Her ilde çocuk mahkemeleri oluşturulmalı ve çocuklarla bağ kuracak mekanizmalar doğru bir şekilde yapılandırılmalıdır, uzman personel ihtiyacı da giderilmelidir. Çocukların eğitimi, sosyal gelişimi ve topluma uyum süreçleri etkin biçimde takip edilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

ALİYE COŞAR (Devamla) - Cezalandırma yerine destekleme, rehabilitasyon ve topluma kazandırma yöntemlerine başvurulmalıdır. Tahliye edilen çocukların durumu takip ediliyor mu? Çocukların yeniden suça karışmaması ve suçtan uzak tutulması için onlarla kurulan bağ koparılmamalıdır. Barınma, çalışma ve eğitim durumlarıyla ilgili toplumsal ve sosyal hayata uyum süreçleri takip edilmelidir. Çocuk adalet sisteminde eğitimle topluma kazandırma esas alınmalıdır, birçok ülke bunu uygulamaktadır. Salt cezalandırmaya dayanmayan birçok kurumun içinde yer aldığı kapsayıcı uygulamalar bulunmaktadır. Mesele çocuk suç işledi diye cezayı artıralım demek değildir, çocuğun suçla karşı karşıya gelmesini önlemek, tekrar suç işlemesinin önüne geçmek ve onu topluma kazandırmak gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİYE COŞAR (Devamla) - Yapılan çalışmalar, eldeki veriler ve geçmişteki uygulamalar cezaların artırılması çocukların suça sürüklenmesi sorununu çözmediğini açıkça göstermektedir.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Sayın Başkanım, bir dakika daha verelim, çok güzel konuştu sayın hatip.

BAŞKAN - Hadi Katip Üye olduğu için açalım.

ALİYE COŞAR (Devamla) - Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)