| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 121 |
| Tarih: | 06.08.2026 |
CHP GRUBU ADINA HASAN ÖZTÜRKMEN (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çocuk Koruma Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un birinci bölümü üzerinde söz almış bulunuyorum.
Sunulan kanun teklifi, çocuk adalet sisteminin temel taşı olan koruyucu, önleyici ve onarıcı yaklaşımı terk ederek çocuklara yönelik cezalandırıcı anlayışı merkeze almaktadır. İktidar, bu teklifle çocukları suça iten yoksulluk, eğitimden kopma ve aile içi şiddet gibi toplumsal nedenlerle mücadele etmek yerine cezaları ağırlaştırarak sorunları çözebileceğini zannetmektedir. Çocukların suça sürüklenmesi olgusu içinde yaşadıkları ekonomik ve toplumsal yapıdan bağımsız değerlendirilemez. Çocuk suçluluğu, bireysel ahlak eksikliği, aile içi iletişimsizlik veya dijital araçların yanlış kullanımından ibaret değildir; çocukların yaşam koşullarını belirleyen sınıfsal eşitsizlikler ve kamusal politika tercihleri bu olgunun merkezindedir.
Ölenin de öldürenin de çocuk olduğu vakalardaki rekor artışı TÜİK verileri ortaya koymaktadır. 2025'te olaylara karışan mağdur ve suçlu çocukların sayısı tam 610 bin olmuştur. Bu olaylarda çocukların 267.794'ü mağdur olarak, 196.308'i ise suça sürüklenme sebebiyle; kalanlar ise tanık, kayıp ve çeşitli kabahatler nedeniyle güvenlik birimlerine getirilmişlerdir. Suça sürüklenme nedenleriyle güvenlik birimine getirilen çocukların yüzde 41,6'sı yaralama, yüzde 14,7'si ise hırsızlık, yüzde 9,7'si ise uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, satmak veya satın almak, yüzde 5,1'i ise tehdit suçlarına sebep olmuşlardır. Suça sürüklenen çocuk istatistiklerinde son on yılda yaşanan artış alarm vermektedir. 2015 yılında güvenlik birimlerine getirilen çocuk sayısı 447 bin 575'tir. Bu sayı 2025 yılında 609 bin 959'a ulaşmıştır. Büyük bir kısmı ise yeni nesil çetelerin tetikçisi olan çocuklar, 197 bini tehdit ve yaralamadan işlem görmüştür. Emniyetin verilerine göre 2022-2025 yılları arasında suça sürüklenen çocuklarla organize suçlar bakımından artış yüzde 234 olmuştur. Son derece çarpıcı bir seviyedeki bu artış, suç örgütlerinin çocukların yoksulluğundan ve gelecek kaygısından yararlanma kapasitesindeki büyümeyi de ortaya koymaktadır. Bizim amacımız çocuğu cezalandırmak değil, çocuğun suça sürüklenmesini önlemek, suçla temas etmişse yeniden aynı koşullara dönmesini engellemek ve eğitimle toplumsal yaşama güvenli biçimde katılmasını sağlamaktır. Çünkü çocuk suçluluğunun önlenmesi çocuk yoksulluğunun azaltılmasını zorunlu kılar. Her çocuğa yeterli beslenme, barınma, sağlık, eğitim ve sosyal katılım hakkı sağlanmalıdır. Okullarda ücretsiz ve sağlıklı bir öğün yemek kamusal hak olarak sunulmalıdır. Ailelere sağlanan sosyal ve ekonomik destekler enflasyon karşısında korunmalıdır. 2024-2025 örgün eğitim istatistikleri çocukların eğitimden kopuşunun ulaştığı boyutu ortaya koymaktadır. Bir önceki yıla göre örgün eğitimde bulunmayan çocuk sayısı artarken ilkokul çağında 273.179, ortaokul çağında 484.476; lise çağında 1 milyon 130 bin çocuğun örgün eğitime kaydı olmadığı görülmektedir. Açık öğretime kayıtlı 1 milyon 50 bin öğrenci ile mesleki eğitim merkezlerine kayıtlı 420.633 öğrenci de dikkate alındığında örgün eğitim dışında kalan veya tam zamanlı okul eğitimiyle bağı zayıflayan çocukların sayısı 3 milyon 359 bin 288'e ulaşmaktadır. Eğitimden kopuş, çocukları güvensiz çalışmaya, çocuk işçiliğine, bağımlılık riskine ve suç örgütlerinin istismarına daha açık hâle getirmekte, okulun sağlayabileceği erken uyarı ve koruyucu müdahale imkânlarını da ortadan kaldırmaktadır.
Eğitimden kopuşun bir sonucu da çocuk iş cinayetlerindeki artıştır. Son on yılda iş cinayetlerinde hayatını kaybeden çocuk sayısı en az 852'dir. Bunlar kayıt altına alınmış olanlardır. Sayı her yıl katlanarak artmaktadır. Bu sayıların içinde devlet eliyle çocuk işçi çarkı olarak işleyen MESEM kapsamında çalışan ölen çocuklar da var. Avrupa'yla bir karşılaştırma yaparsak çocuklara sağlıklı beslenme, barınma ve nitelikli eğitim ortamı sağlayan, aileleri maddi olarak destekleyen ülkelerde suça sürüklenen çocuk sayısı net biçimde Türkiye'nin çok altındadır. UNICEF'in araştırmasına göre genel suçlular içerisinde çocukların payı İtalya, Hollanda, Finlandiya ve Çin'de yüzde 6; Norveç'te yüzde 5; Japonya'da yüzde 3; aynı verilere göre Türkiye'deki çocuk suçlu oranı ise yüzde 11; neredeyse Avrupa'nın 2 katı. Örneğin, Almanya'da 2025 polis suç istatistik raporuna göre ülke genelinde geçen yıl şiddet içeren suçlara karışan çocukların sayısı 14 bin ama aynı yıl Türkiye'de suça karışan çocuk sayısı ise 196 bin 308. 2025 Küresel Organize Suç Endeksi'ne göre Türkiye organize suçluluk düzeyinde 193 ülke arasında 10'uncu sırada yer almaktadır. Avrupa'daki tüm ülkeleri geride bırakan Türkiye, kıtada organize suçun en yaygın olduğu ülke konumunda, Asya'da ise 46 ülke arasında 3'üncü sırada. Türkiye'nin suçluluk puanı 10 üzerinden 7,2'dir. Bu puan, yasa dışı ekonominin ve suç örgütlerinin ülke çapında nasıl kökleştiğini, neredeyse sistematik bir nitelik kazandığını gösteriyor. İnsan ticareti, göçmen kaçakçılığı, silah kaçakçılığı, eroin ve sentetik uyuşturucu ticareti gibi kategorilerde Türkiye'nin ön sıralarda yer alması maalesef tesadüf değildir. Ülkeyi bir suç koridoruna dönüştüren bu tablo en çok geleceksiz bırakılan çocuk ve gençlerimizi vurmaktadır.
İçişleri Bakanı Sayın Mustafa Çiftçi dün yeni nesil suç örgütleriyle ilgili yaptığı açıklamada çarpıcı bir bilgi paylaşmıştır. Sayın Çiftçi, nisan ayında Adana'da faaliyet gösteren bir suç örgütüne yönelik operasyonda 300 şüphelinin tutuklandığını kaydediyor. Manzaraya bakar mısınız? Tek bir ilimizde, tek bir suç örgütünün en az 300 üyesi var. Durumun vahameti bu kadar net anlatılamazdı. Bu örgütler eleman havuzunu çocuklarımızdan oluşturuyor. Peki, çocuklarımız asıl kim ve kimlerden korunmalıdır? Çetelerin hortladığı, yerli ve yabancı mafyanın kentlerimizi parsellediği, suç ordularının terör estirdiği bir ülkede geleceksiz bırakılan, yoksulluk içinde kıvranan çocuklarımızı bu iktidarın yönetimi altında başka hangi gelecek bekleyebilir? Suç örgütlerinin ağına düşen, çetelerin kanlı planlarına alet olan, tarikat evlerinde hayatı karartılan çocuklarımızı bu kanunlarla koruyabileceğimiz mı düşünüyorsunuz? Bakın, size yüzlerce vaka içinden sadece üç örnek vermek istiyorum: Fatma Nur Çelik çocuk yaştayken Kur'an'a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler tarafından istismar edildi, sonra aynı kişiyle zorla evlendirildi. Sadece kendisinin değil, 8 yaşındaki öz kızının da sözde babası tarafından yıllarca istismar edildiği ortaya çıktı. Anne Fatma Nur aylarca adliye önünde adalet nöbeti tuttu ancak ne fayda, çığlığı bir türlü duyulmayan Fatma Nur ve 8 yaşındaki kızı Hifa İkra'nın cansız bedenleri 2 Mart günü Kazlıçeşme sahilinde bulundu. Koskoca devlet 8 yaşındaki Hifa'ya sahip çıkamadı. Şimdi, Çocuk Koruma Kanunu'ndan bahsediyorsunuz.
Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel 6 yaşındaki kızını 29 yaşındaki müridiyle evlendirdi; on dokuz yıl dokuz ay hapis cezasına çarptırıldı ancak sadece üç buçuk yıl yatıp çıktı. Tarikat üyeleri tahliyesinde davul zurna çaldırdı. Küçücük bir kıza cehennem hayatı yaşatanlar kahraman muamelesi görürken siz çocukları korumaktan bahsediyorsunuz.
Başka bir çocuğumuz, 11 yaşındaki M.K. yaklaşık bir aydır hastanede yaşam savaşı veriyor. Bitlis Sağlık Müdürü Şaban Ergene'ye tahsisli makam aracı aşırı hızla seyir hâlindeyken 11 yaşındaki M.K.'ye çarptı. Kaza anında araçta Tatvan Devlet Hastanesi Başhekimi ile Güroymak İlçe Emniyetinden üst düzey bir amirin de bulunduğunu öğrendik. Görgü tanıkları, kazanın ardından bölgeye gelen Emniyet güçlerinin plakayı gizlediğini, araçtakilere alkol ve uyuşturucu testi yapılmadığını ve böylece delillerin karartıldığını belirtiyorlar. 11 yaşındaki bir çocuk yaşam savaşı verirken, failler korunurken siz Çocuk Koruma Kanunu'ndan bahsediyorsunuz.
Çocuklarımızı korumak, suçtan uzak tutmak, suçtan uzak tutmak, suça karışmış olanları kurtarmak için çok katmanlı, ekonomik tabanlı, eğitim odaklı kapsamlı çözümler şarttır.
Özetle, cumhuriyet kültürünün sosyal devlet ilkesini hâkim kılmalı, çeteleri değil çocukları koruyacak politikalar üretmeliyiz yoksa suça sürüklenen çocuklara yönelik ceza oranlarını arttırmak çözüm değildir. Çocuklarımızı kurtarmak için önce bu iktidardan ve onun yarattığı bu kara düzenden kurtulmamız gerekmektedir.
Teşekkür eder, saygılarımı sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)