GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:121
Tarih:06.08.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu kanunun esas amacı, çocuklarımızı her türlü suçtan koruyacak, fail veya mağdur olmalarını engelleyecek bir düzenlemenin hayata geçirilmesi olmalıdır. Çocukların fail olduğu ağır şiddet olayları karşısında cezasızlığı savunmak mümkün değildir. Çocuğunu kaybeden, ağır biçimde yaralanan ailelerin adalet talebini biliyor ve önemsiyoruz. İktidarın kanun teklifine yönelik birinci eleştirimiz, bu sorunun sadece cezaların artırılmasıyla çözülebileceğini düşünmeleridir. Teklifin gerekçesi, çocukların suça sürüklenmesinin dar kapsamlı bir ceza hukuku meselesi olmadığını bizzat kabul etmektedir. Aile, okul, sosyal çevre, dijital ortam, sosyal hizmet kapasitesi belirtilmektedir ancak gerekçeden sonra gelen maddelere baktığımızda, ceza sürelerini arttırma, çocukluk dönemindeki mahkûmiyetleri tekerrüre esas alma, infazı kapalı kurumda başlatma, koşullu salıverilmeyi geciktirme gibi düzenlemeler getirmektedir. Gerekçe olarak sosyal ve toplumsal politikayı esas alıp düzenlemelerde ise ceza politikasını öncelemek çelişkidir ve Genel Kurulda bu durumun dikkate alınması gerekmektedir. Bu teklif 14 Temmuzda Meclise sunuldu, 16 Temmuzda Komisyonda görüşülmeye başlandı, aynı hafta on ikinci yargı paketi Genel Kurul gündemindeydi, tali komisyon olan Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda ise görüşülmedi. Ayrıca, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki olayları araştırmak üzere kurulan Meclis araştırması komisyonu hâlâ çalışıyorken, o Komisyonun raporu ortada yokken bu teklif kanunlaştırılmak isteniyor. Sormak istiyorum: Bu Meclis kendi kurduğu araştırma komisyonlarını hangi amaçla çalıştırıyor? Uzman dinlemenin, saha ziyaretinin, muhalefet şerhi yazmanın yasama sürecindeki karşılığı nedir? Eğer, yapılan işler ve sonuçları beklenmeyecekse, muhalif görüşler dikkate alınmayacaksa o zaman kendiniz çalarsınız ve -tabirimi mazur görün- kendiniz söyleyeceksiniz.

Teklifin 2'nci maddesi mutlaka revize edilmelidir. 12-15 ve 15-18 yaş gruplarındaki çocuklar için ceza aralıklarını yükseltmektedir, daha da önemlisi kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında hâkime çocuğa özgü ceza rejimini tamamen bir kenara bırakma yetkisi vermesidir. 12-15 yaş grubundaki bir çocuk kendi yaş grubunun güvencelerinden çıkarılıp 15-18 yaş grubunun ağır rejimine taşınmaktadır. 15-18 yaş grubundaki çocuk ise doğrudan yetişkin cezasıyla karşılaşabilecektir. Anayasa'mızın 38'inci maddesi ceza sorumluluğunun kusura dayanmasını, 41'inci maddesi devletin çocuğu koruma yükümlülüğünü belirler. Yaşa dayalı ceza rejimi çocuğa tanınan bir lütuf değildir, muhakeme ve dürtü kontrolü kapasitesinin gelişmemiş olmasının hukuki sonucudur. Suçun ağırlığı çocuğun gelişim yaşını büyütmez değerli arkadaşlar. Bir daha söylüyorum, bu maddede mutlaka bir revizyona gidilmelidir.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Ne yapalım?

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - 3'üncü maddeyle tekerrür istisnasının yaş sınırı 18 yaşından 15 yaşa indiriliyor yani 15 yaşını doldurmuş bir çocuğun mahkûmiyeti ileride mükerrirlere özgü ağır infaz rejiminin dayanağı olabilecektir, üstelik bunun için önceki cezanın infaz edilmiş olması bile aranmamaktadır. İlk müdahalenin sonuç verip vermediğini beklemeden 2'nci dosyayı ağırlaştırmak, tekrarın nedenini araştıran ve ortadan kaldırmaya çalışan değil, çözümün sadece çocuğu cezalandırmakta olduğunu öne süren bir yaklaşımdır. Sorulması gereken soru cezanın neden yeterince ağır olmadığı değil, riskin olay olmadan önceki aşamada neden fark edilmediğidir. O nedenle bu madde mutlaka bu kanun teklifinden çıkarılmalıdır.

6'ncı ve 7'nci maddelerle çocuk hükümlüler bakımından infaz artık kapalı kurumda başlıyor. Eğitimevi iyi hâl gösterildiğinde ulaşılabilen ikinci bir aşamaya dönüştürülüyor oysa eğitimevi çocuğun eğitilmesi ve topluma kazandırılması için kurulmuştur, mahkûma iyi davranışları karşılığında verilen bir ödül değildir. 8'inci madde ise belirli suçlarda 15 yaşından önce kurumda geçirilen sürenin koşullu salıverilme hesabındaki avantajını kaldırmaktadır. Bu 3 madde birlikte değerlendirildiğinde 6, 7 ve 8'inci madde beraber değerlendirilmelidir. Aynı çocuk üzerinde ceza miktarı, infaz kurumunun türü ve fiilen kurumda geçirilecek süre aynı anda ağırlaştırılmaktadır. Ölçülülük ilkesinin dikkate alınmadığının bir örneği gösterilmektedir. 6, 7 ve 8'inci maddeler mutlaka revize edilmelidir. Aksi takdirde bu kanun eksik çıkacaktır ve aynı zamanda da sorunlarla karşılaşmış olacağız.

10'uncu maddeyle getirilen yönlendirme tedbirlerinde hiçbir alt yaş sınırı yoktur. Ceza sorumluluğu bulunmayan 8 yaşındaki bir çocuk ile 14 yaşındaki bir çocuk aynı hükümle, üç yüz saate kadar zorunlu çalışma yükümlülüğüyle karşılaşabilecek, dijital cihazları iki yıl kadar kamu gözetimine açılabilecektir. Hukuk düzeni bu çocuğun fiilen anlamını kavrayamadığını kabul ederken ona ceza niteliğinde bir yük eklenmesi ise yönlendirme değil, açıkça adı değiştirilmiş bir yaptırım hükmüdür.

11'inci maddede yer alan "davranışsal bağımlılık" ifadesi tıbbi ve hukuki bakımdan son derece belirsizdir. Bir çocuğun özgürlüğünün kısıtlanmasına ve kapalı bir sağlık kurumuna yatırılmasına dayanak olamaz. Komisyon aşamasında bu ibarenin madde metninden çıkarılmasını istedik, ısrarımızı burada da tekrar ediyoruz. Aynı şekilde, hâkim kararından önce uygulanabilecek tıbbi müdahale, yalnızca gecikmesinde sakınca bulunan acil hâllerle sınırlandırılmalı, çocuğa süreç başından itibaren zorunlu müdafi atanmalıdır.

5'inci ve 14'üncü maddelerle getirilen zorunlu sosyal inceleme ve iddianamenin iadesi mekanizmasını destekliyoruz. Bu, doğru yönde atılmış bir adımdır ancak bu güvence 15 yaşını doldurmamış çocuklarla sınırlı tutulmuş, 15-18 yaş grubunda sosyal inceleme yapılmamasının gerekçesiz kalmasının usulü sonucu ise düzenlenmemiştir. Bir hakkın etkili olabilmesi için denetlenebilir bir yaptırım olması gerekir. Aksi hâlde, kanunda yazan gerekçe yükümlülüğünün kâğıt üzerinde kalacağı aşikardır.

14'üncü maddede aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlali ile çocuğun işlediği ağır suç arasında otomatik bir nedensellik kuruluyor. Oysa Anayasa'mızın 38'inci maddesi ile Türk Ceza Kanunu'nun 20'nci maddesi ceza sorumluluğunun şahsiliğini güvence altına almaktadır. Bir ebeveynin cezası kendi somut ihmali değil, çocuğun bağımsız fiilinin ağırlığı üzerinden artırılamaz. Sosyal devletin sağlamadığı desteğin bedeli yoksul bir aileye hapis cezası olarak geri dönmemelidir.

15'inci maddede koruyucu tedbirlerin uygulanmasında kolluktan yardım istenmesi ve tedbire uymayan ebeveyne tazyik hapsi öngörülmektedir ancak aynı hassasiyet, tedbiri zamanında uygulamayan kamu kurumları için gösterilmemektedir. Anne ve babayı, ebeveyni sorumlu tutacaksınız ama kamu kurumlarına gelince de onlar layüsel olacak öyle mi? Bu ne yaman çelişki arkadaşlar? Devlet kendi gecikmesine... Yani "hükûmet" diyeyim "devlet" demeyeyim, sözümü geri alıyorum. Hükûmet kendi gecikmesine tolerans gösterip ailenin veya çocuğun davranışında en ağır karşılığı asla uygulayamaz.

Mukayeseli hukuka baktığımızda durum şudur: Portekiz'de ceza sorumluluğu yaşı 16 ve istisna kabul edilmez. Fransa'da çocuk adaletinin temel ilkesi cezalandırılmadan önce eğitmektir. Hollanda erken, hızlı ve çocuğa özgü müdahaleyi esas alır. Karşılaştırmalı hukuk başka bir ülkenin en sert hükmünü çekip almak için değil, o hükmün hangi uzmanlık ve denetim mekanizmaları içinde uygulandığını görmek için yapılması gerekir.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Allah size insaf versin, insaf.

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - İstanbul ve Ankara Barolarının ortak değerlendirmesi de aynı noktaya işaret ediyor. Nitelikli uzman desteği, bilimsel sosyal inceleme, tutuklamanın son çare olması ve toplum temelli alternatiflerinin güçlendirilmesi

gerektiği açıktır.

Teklifin etki analizi de mevcut değildir. Hangi suçlarda mevcut ceza sınırlarının yetersiz kaldığı, ceza artışının yeniden suça sürüklenmeyi azaltıp azaltmayacağı, kapalı kurumlarda oluşacak kapasite ihtiyacı, gerekli uzman personel sayısı belirtilmemiştir. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 37'nci ve 40'ıncı maddeleri özgürlükten yoksun bırakmanın son çare olmasını ve çocuk adaletinin yeniden topluma kazandırıcı biçimde kurulması gerektiğini belirtir. Ayrıca Çocuk Hakları Komitesinin 24 no.lu genel yorumu ise suçun ağırlığı ne olursa olsun çocuğun yetişkin ceza rejimine geçirilmesine karşı çıkmaktadır. Bu kadar eleştiriye rağmen teklifin 9'uncu maddesiyle getirilen bıçak satışı yasağını doğru buluyoruz. Çocukların bu tür aletlere denetimsiz erişiminin önlenmesi gereklidir. Ancak çocuğa satış yapıp ekonomik kazanç sağlayan yetişkin ile o aleti taşıyan çocuğun aynı maktu para cezasına tabi tutulması sorumluların ağırlığıyla bağdaşmamaktadır.

Değerli milletvekilleri, gerekli olan çocuğa suç örgütünden önce ulaşmak, okuldan kopmasını engellemek, ailesini ve yaşamını desteklemek, mağduru ise korumak ve başka bir ailenin aynı acıyı yaşamamasını sağlayacak sistemi kurmaktır. Bu Meclisin görevi kolay olanı birkaç günde kanunlaştırmak değildir. Zor olana emek verip kalıcı bir devlet politikası hâline getirmektir. Teklifte belirtilen itirazlarımız dikkate alınarak ceza ve infazı ağırlaştıran hükümlerin geri çekilmesi, yaş gruplarına ve suç türlerine göre ayrıştırılmanın sebebi olan verilerin netliğe kavuşturulması, etki analizinin gerekliliği, devam eden Meclis araştırması komisyonunun, baroların, üniversitelerin yani akademinin, çocuk alanındaki uzmanların, sosyal hizmet uzmanlarının ve kuruluşların değerlendirmeleri sonucunda gerçek bir yasama sürecinin gereklilikleri karşılanarak mutabakat şeklinde gerekli kanunlaştırmanın yapılması gerekmektedir.

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Teşekkür ederim.

Aksi hâlde, bugün buradaki kabul edeceğimiz teklif çocuk adalet sisteminde onarılması güç sonuçlar doğuracaktır.

Değerli milletvekilleri, bugüne kadar, bugün, üç senedir Parlamentodayız; burada kanunların hemen hemen tamamı, hemen hemen tamamı Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından getirilmiştir, bu kanunlar getirildikten sonra buradan geçmiştir, geçirilmeyen kanun yoktur, önlerinde bir engel yoktur. Bugüne kadar bunlarla ilgili olarak da bir çalışma yapıyoruz. Bugüne kadar çıkarılan kanunların karşılığı ne olmuştur toplum nezdinde, bununla ilgili olarak da bir araştırma komisyonu teklifimiz olacaktır. Göreceğiz bunların çıkarmış olduğu kanunların ne kadar topluma faydalı olduğunu yani bütün kesimlere, meslek gruplarına ve katmanlara ne kadar faydalı olduğunu da burada kamuoyuyla paylaşmış olacağız. Bu kanunu geçirecekler ama bu kanun böyle alelacele çıkarılmış bir kanundur ve kanun çok fazla paydaşlarla görüşülmemiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - "Ben yaptım, oldu." mantığı içinde hareket edilmektedir. O nedenle, bu kanun teklifinin geri çekilerek -hatta bazı maddelerin çıkarılması da yetmez- yeniden değerlendirilerek ekim ayında tekrar getirilmesinde fayda vardır diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, Yeni Parti ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)