| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 121 |
| Tarih: | 06.08.2026 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA UĞUR POYRAZ (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
(Uğultular)
ŞENOL SUNAT (Manisa) - Çok ses var, uğultu var!
UĞUR POYRAZ (Devamla) - Süremi yeniden başlatabilir miyiz Başkanım?
BAŞKAN - Buyurun.
UĞUR POYRAZ (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Ocak ayı itibarıyla İYİ Parti Grup Başkan Vekili olarak göreve başladım ve 23 Nisanda Grup Başkan Vekili sıfatıyla Birinci Meclisteki törenlere katıldım. Birinci Meclisteki törenlerde o tahta sıralara, Grup Başkan Vekillerine ayrılan yerlere oturduğumda aklımdan geçenleri...
(Uğultular)
SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Başkanım, duyamıyoruz!
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen sükûneti sağlayalım.
Buyurun.
UĞUR POYRAZ (Devamla) - O tahta sıralara oturduğumda Gazi Meclisin hükmi şahsiyetini, İstiklal Harbi'ni, o tahta sıralar üzerinde Parlamentoyu, Gazi Meclisi bir karargâh olarak kullanan o mebusların zorluklar içerisinde, çaya atacakları şekeri bulamadan, yiyecek ekmeği bulamadan o mücadeleyi nasıl verdiklerini, büyük Türkiye Cumhuriyeti devletini ve bu cumhuriyeti nasıl yarattıklarını düşündüm ve o, bir an olsun aklımdan çıkmadı. Burada, bu koltuklarda oturuyor, karnımız acıktığında Meclis lokantasında yemek yiyor, dilediğimiz kadar çayı, ekmeği, suyu burada bu cumhuriyetin imkânlarıyla, bu devletin imkânlarıyla, bu milletin imkânlarıyla tüketebiliyoruz. O yüzden o tahta sıralarda oturup Türkiye Cumhuriyeti devletini kuran, cumhuriyeti ilan eden ve bugün muhakkak ki inanıyorum Rabb'imin cennetinden bu Mecliste olanları ve yapılanları seyredenlerin kemiklerini sızlatmamak adına bugün kürsüdeyim.
Bu bahsettiğiniz kanunla, çok anlam yüklediğiniz kanunla ilgili ben size kısaca süreci canlandırayım, vatandaşımızı da doğru bilgilendirelim: Büyük Türk milleti, bu kanunla, kırk yıl boyunca Türkiye Cumhuriyeti devletini bölmeye çalışan, bu ülkenin Türk-Kürt ayırt etmeksizin vatandaşlarına namlu doğrultmuş teröristler ve terör örgütü yöneticileri silahları teslim edecekler. Bunların elinde kaç silah olduğunu nereden biliyorsunuz ki teslim aldığınız silahların o silahlara karşılık geldiğine ilişkin bir rapor sunacaksınız? Bu birinci soru. Hadi bunu yaptınız, Millî Güvenlik Kurulu da dedi ki: "Tamam, silahlar teslim edildi, devam..." Terörist geldi, "Selamünaleyküm!" "Aleykümselam!" "Ben teröristim." "Evet." "Bu da silahım." "Evet." "Siz ne imzalatacaksanız imzalayayım." "Evet." "Benimle ilgili hangi adli işlem yapacaksınız?" "Adam öldürdün mü?" "Yok, öldürmedim ya, ne alakası var? Tövbe!" "O zaman sana bir denetimli serbestlik verelim, aha burası da evin, haftada bir de gidip karakola imza verirsin. Tamam, sana bir de iş vereceğiz, toplumla bütünleştireceğiz, seni toplumun içine salacağız." Ben ne öğrendim dağda? Ağaç kovuğundan yemek yemeyi öğrendim, mağarada, inde yaşamayı öğrendim, bomba yapmayı öğrendim, adam öldürmeyi öğrendim, silah sökmeyi takmayı öğrendim, gerektiğinde askerden, polisten, istihbarattan kaçmayı öğrendim; ben dağda terörist olarak bunları bilerek gittim. Neyle korkutuyorsunuz? İnfazı yanacakmış. Ya kardeşim, bu adam askerden, polisten, silahtan, mermiden korkmamış, buna karşı gelmiş, dağda örgüte katılmış, terör örgütüne katılmış. Bu adama neymiş, infazını da yakacak mısınız. Kimin infazı yanıyor? Tutuklu hükümlünün infazı yanıyor. Dağdan gelenin hakkında bir tutuklama, bir şey yok ki, soruşturma yok ki. Kendi beyanıyla bağlısınız. Bunu ne yapacaksınız? Toplumun içine salacaksınız. Toplumun içinde ne olacak? Yarın öbür gün bunlar -kanunda ne diyor getirdiğiniz kanunda?- tekrar terör suçu işlerse infazı bozulacak. Mafya kurarsa uyuşturucuya, çocuklarımıza ilişkin adi suçlara girerlerse ne olacak? Yok, orada yok, normal yargılanacak, infazı bozulmayacak; getirdikleri kanun bu. Yarattıkları ve ortaya koydukları kanun yapma tekniğindeki vizyonları da bu. E, şimdi bir de koymuşlar...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
UĞUR POYRAZ (Devamla) - Bir de meşhur, kamuoyunda tartışılan 10'uncu madde: "Bu kanunun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari ve cezai sorumluluğu doğmaz." Bu ne zamandan hatırlıyoruz? İlk açılımdan hatırlıyoruz. Sonra
ne zaman hatırlıyoruz? Bu Komisyon raporu hazırlanırken hatırlıyoruz. Şimdi, tekrar bu teklifte önümüze geliyor. Her seferinde eller yıkanıp çıkılıyor, her seferinde eller yıkanıp çıkılıyor; olan bu ülkenin askerine, polisine, evlatlarına oluyor. Kim sorumlu? Uygulayan sorumlu değil, bu yasayı yapanlar da sorumlu değil ama bedelini Türk milleti ödüyor, bedelini Türk askeri ödüyor, bedelini Türk polisi ödüyor. İşte bunun araştırılması için, bu sorumlular kimdir, sorumluluk sınırları nedir; bunlar için bu önergeyi verdik.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)