| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 121 |
| Tarih: | 06.08.2026 |
AYKUT KAYA (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz bu kürsüden defalarca yüksek faiz, düşük kur politikası ve artan girdi maliyetleri nedeniyle tarım sektöründeki ekonomik krizin giderek derinleştiğini, önlem alınmazsa çok daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalacağımızı söylemiştik. Bugün Antalya halinde son dönemde 5-6 firma konkordato ilan etmiş durumda. Bunun etkisi sadece bu firmalarla sınırlı kalmadı, âdeta bir domino etkisi oluşturdu. Konkordato ilan eden firmaların piyasada 10 milyar TL'nin üzerinde bir ekonomik kayba yol açtığı ve ciddi bir tahsilat sorunu oluşturduğu tahmin ediliyor. Bu piyasada dolaşan çekler sadece komisyoncunun elinde değil çiftçinin elinde, zirai ilaç bayisinin elinde, fidecisinin, tohumcusunun, gübrecisinin, galericisinin, nakliyecisinin ve birçok esnafın elinde dolaşıyor. Bir firma konkordato ilan edince o çeki elinde tutan yüzlerce insan mağdur oluyor, konkordato alan firma ödeme yapmazken diğerleri borcunu ödemeye devam ediyor. Konkordato, gerçekten zor durumda kalan işletmeleri ayağa kaldırmak için vardır. Ancak konkordatoyla ilgili yasal düzenlemeler yeniden ele alınmalı, konkordato alabilme şartı daha sıkı hâle getirilmelidir, üç aylık verilen sürenin sonunda borçlarını ödemek için somut adım atmayan, iyi niyet göstermeyen firmalara ek süre verilmemelidir. Alacaklıların hakkını koruyacak düzenlemeler devreye girmeli, gerekirse mal varlığı değerlendirilerek elde edilecek kaynak alacaklıların mağduriyetlerini gidermek için kullandırılmalıdır.
Değerli milletvekilleri, sorunun başka bir nedeni de tarım sektöründe yıllardır süren vadeli satış düzenidir. Bugün bu sektörde neredeyse nakit kalmadı, herkes on iki, on beş ay vadeli çeklerle ticaret yapıyor; çiftçi de komisyoncu da, zirai ilaç bayisi de, fideci de, tohumcu da, gübreci de aynı sistemin içinde ayakta kalmaya çalışıyor. Bir taraftan kullandıkları kredilere yüksek faiz ödüyorlar, diğer taraftan kazandıkları kâr bu finansman yükünün altında kalıyor. Böyle bir düzenin ayakta kalması artık mümkün değil. Bakın, zincir markette de, pazarda da ürün peşin satılıyor ama tarım sektörünün içinde ticaret hâlâ bir yılın üzerinde vadeli çeklerle dönüyor.
Buradan Tarım ve Orman Bakanlığımıza çağrıda bulunuyorum: Kamu bankalarımız ve sektör temsilcilerimizle birlikte, bu vadeli satış düzeni yeniden ele alınmalıdır, vadeler kademeli olarak kısaltılmalı, peşin ve güvenli ödeme sistemleri yaygınlaştırılmalıdır. Böylece finansman yükü azalacak, üretim maliyetleri önemli ölçüde düşecek hem çiftçimiz hem esnafımız rahatlayacak, vatandaşımız da ürüne daha uygun fiyatlarla ulaşabilecektir.
Kıymetli milletvekilleri, geçtiğimiz günlerde Elmalı'da yayla üretimi yapan çiftçilerimizle sohbet ettim. Antalya'mızda yayla üretimi başladı. Bugün çiftçimiz salatalığı 15 liraya, domatesi 20-25 liraya satmaya çalışıyor. Geçen yıla göre gübre, mazot, ilaç, işçilik ve diğer giderler neredeyse 2 katına çıkmış durumda, çiftçimiz ise ürününü ne yazık ki bugün yine maliyetinin altında satıyor. Yani bu şartlarda çiftçimizin üretime devam edebilmesi çok zor. Çiftçimiz ürününe pazar istiyor, emeğinin karşılığını almak istiyor. Üreticimizin maliyetinin altında satış yapmasını önleyecek, makul bir kazanç sağlayacak bir taban fiyat sistemi oluşturulmalıdır. Aynı zamanda, üretim maliyetlerini düşürecek adımlar da bir an önce atılmalıdır. Aksi hâlde gıda güvenliğimizi riske girecektir. Bizim kırsaldaki çiftçimize sahip çıkmamız gerekiyor. Ben bir Antalya Milletvekili olarak söylüyorum: Çiftçimiz bu ülkenin veli nimetidir.
Bir diğer önemli sorun çiftçilerimizin BAĞ-KUR sorunu. Çiftçilerimiz BAĞ-KUR primlerini ödeyemediği için sağlık hizmetlerinden daha yararlanamıyor. Çiftçilerimize BAĞ-KUR primleri konusunda mutlaka destek verilmesi gerekiyor.
Bir başka önemli sorun ise elektrik aboneliği. Özellikle kapalı seralarda ve hisseli tapu arazilerde üretim yapan birçok çiftçimiz elektrik aboneliği alamıyor. Oysa elektrik bugün tarımsal üretimin en temel ihtiyaçlarından biridir. Sulama yapabilmek, ilaçlama sistemlerini çalıştırabilmek, paketleme yapabilmek ve gerektiğinde serayı ısıtabilmek için elektriğe ihtiyaçları var. Elektrik olmayınca üretimde aksıyor. Teknik şartları sağlayan, fiilen kendi kullanım alanında üretim yapan çiftçilerimizin elektrik aboneliği almasının önündeki engeller mutlaka kaldırılmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
AYKUT KAYA (Devamla) - Bir diğer mağduriyet tarımsal amaçlı işçi ve ortakçı evleriyle ilgili mevcut düzenlemedir. Bugün kapalı seralarda 20 dönüm arazi için sadece 30 metrekarelik işçi veya ortakçı evine izin veriliyor. Yani buradan soruyorum: 30 metrekarelik bir alanda bir aile nasıl yaşayacak? Böyle bir alandan 20 dönümlük bir seranın üretimi nasıl yönetilecek? Kapalı sera üretiminde en fazla 5 dönüme kadar olan işletmeler için en az 75-80 metrekarelik işçi veya ortakçı evine yeniden izin verilmesi konusunda çağrıda bulunuyorum. Bunlar üretimin devamı için gerekli olan barınma, depo ve çalışma alanlarıdır. Çiftçimizin önüne yeni engeller koymayalım, üretmesini kolaylaştıralım. Her zaman çiftçilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.
Genel Kurulu, çiftçilerimizi, hemşehrilerimizi saygıyla selamlıyorum. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)