| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 120 |
| Tarih: | 05.08.2026 |
CHP GRUBU ADINA BARIŞ BEKTAŞ (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çocuk adalet sistemine ilişkin yapılacak her düzenleme yalnızca kanun hükümlerini değil devletin çocuklara bakışını, çocuk haklarına yaklaşımını ve adalet anlayışını da ortaya koyar. Bu yönüyle önümüzdeki kanun teklifi, çocukların ceza sorumluluğundan infaz rejimine, eğitim hakkından yeniden topluma kazandırılmalarına kadar çocuk adalet sisteminin birçok temel unsurunu etkileyen kapsamlı bir düzenlemedir. Bu nedenle teklifi yalnızca maddeleri üzerinden değil dayandığı anlayış bakımından da değerlendirmek zorundayız. Ancak böylesine kapsamlı bir düzenlemenin sağlıklı bir yasama sürecinin gerektirdiği usuller işletilmeden Meclisin gündemine getirilmiş olması başlı başına ciddi bir sorundur çünkü kanun yapım süreci yalnızca çoğunluğun oyuyla tamamlanan teknik bir işlem değildir.
Ne var ki bu teklif görüşülürken düzenlemenin sosyal, ekonomik, hukuki sonuçlarını ortaya koyacak etki analizi Komisyon üyeleriyle paylaşılmamıştır. Teklifin Anayasa'ya uygunluğuna ilişkin inceleme taleplerimiz de karşılanmamış, İç Tüzük'ün öngördüğü bilgi edinme ve denetim mekanizmaları da işletilmemiştir. Çocukların yaşamını ve geleceğini doğrudan etkileyen böylesine önemli bir düzenlemenin gerekli bilgi ve belgeler paylaşılmadan yasalaştırılmaya çalışılması yasama faaliyetinin şeffaflığına, hukuki güvenlik ilkesine ve demokratik meşruiyetine gölge düşürmektedir.
Usule ilişkin eksiklikler bunlarla da sınırlı değildir. Çocukların suça sürüklenmesine yol açan nedenlerin bütün yönleriyle araştırılması amacıyla kurulan Komisyon çalışmalarını henüz tamamlamamışken, yine, okul güvenliği, dijital riskler ve çocukların korunmasına ilişkin araştırmalar devam ederken alelacele Meclis gündemine getirilen bir teklif vardır. Bir Meclis düşünün ki bir yandan "Sorunu bütün boyutlarıyla araştıracağım." diyor, öbür yandan bu araştırma tamamlanmadan çözümün ne olduğuna çoktan karar vermiş görünüyor.
Teklif kendi gerekçesiyle kendi hükümleri içerisinde de tenakuz barındırıyor. Teklifin genel gerekçesini okuyun, orada "yoksulluk" yazıyor, "eğitimden kopuş" yazıyor, "aile içi şiddet" yazıyor, "sosyal hizmetlerin yetersizliği" yazıyor yani teşhis doğru konulmuş. Şimdi maddelere bakın, okullarda ücretsiz bir öğün yemek var mı? Yok. Okul sosyal hizmeti var mı? Yok. Aile destek programı var mı? Yok. Bağımlılık tedavisine erişim güvencesi var mı? Yok. Mahalle düzeyinde erken müdahale var mı? Yok. Ne var? Artırılmış ceza var, kapatma var, dijital izleme var, ailelere hapis var. Bir yandan çocukların korunmasından söz ederken diğer yandan çocuklara uygulanan yaş küçüklüğü indirimleri sınırlandırılmakta, tekerrür hükümlerinin kapsamı genişletilmekte, çocuk lehine infaz düzenlemeleri daraltılmakta ve kapalı ceza infaz kurumlarını esas alan yeni bir anlayış benimsenmektedir. Bu teklif, hastalığın teşhisini doğru koyup reçeteye bambaşka bir ilaç yazmaktadır. Sosyal politikaların boşluğu ceza tedbirleriyle doldurulamaz, sosyal devletin yokluğu çocuğa fatura edilemez. Çocuk adalet sistemi, yetişkin ceza hukukunun küçültülmüş bir modeli değildir; çocukların gelişim özelliklerini, korunma ihtiyaçlarını ve yeniden topluma kazandırılmalarını esas alan bağımsız bir hukuk alanıdır. Bu nedenle, çocuklara ilişkin her düzenlemenin temel ölçütü, çocuğun üstün yararı, ölçülülük ilkesi ve yeniden topluma kazandırılması olmalıdır oysa bu teklifle birlikte çocuklara uygulanan ceza indirimlerinin daraltılması ve tekerrürün genişletilmesi, çocukların bir hata nedeniyle hayat boyunca suçla özdeşleştirilme riskini doğurmaktadır. Çocuk adaletinin amacı çocuğu damgalamak değil yeniden topluma kazandırmaktır. Bu nedenle, çocuklara ilişkin infaz ve ceza politikalarının yetişkinlere uygulanan yaptırımların daha ağır bir versiyonu olmasını düşünmek uygun değildir. Bunun yanında, teklif, hükümlü çocukların doğrudan eğitimevlerine gönderilmesi anlayışından uzaklaşarak kapalı ceza infaz kurumlarını esas hâle getirmektedir. Ayrıca, idare ve gözlem kurullarına çocuğun geleceğiyle ilgili geniş bir takdir hakkı tanınmaktadır. Benzer şekilde, sosyal inceleme raporunun kapsamına ilişkin değişiklikler de çocuk adalet sisteminin güvencelerini zayıflatmaktadır. Sosyal inceleme raporu, çocuğun yalnızca işlediği fiili değil o fiile hangi sosyal şartlar altında sürüklendiğini ortaya koyan temel bir araçtır. Bu değerlendirme yapılmadan verilecek kararlar çocuk hakkında bireyselleştirilmiş adaletin sağlanmasını güçleştirecektir. İşte bu nedenle, yalnızca cezaları ağırlaştıran bir anlayışla bu hususu değerlendirmek yanlış olmuştur. Çocuk hakları yalnızca ulusal mevzuatın değil Anayasa'mızın ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerin de özel koruması altındadır. Bu nedenle, cezalandırma anlayışından önce çocuğun üstün yararını, gelişim hakkını ve yeniden topluma kazandırılmasını esas almak zorundayız. Bugün görüştüğümüz teklifi yalnızca ceza hukuku bakımından değil Anayasa'mızın sosyal devlet ilkesi bakımından, çocuk hakları ve uluslararası yükümlülüklerimiz bakımından da değerlendirmeliyiz. Nitekim tarafı olduğumuz Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme çocuklarla ilgili bütün işlemlerde temel ölçütün çocuğun üstün yararı olduğunu açıkça ortaya koyar. Aynı sözleşme, çocukların özgürlüğünden yoksun bırakılmasının son çare olduğunu ve en kısa süreyle tatbik edilebileceğini hüküm altına alır. Bunun yanında, Pekin Kuralları, Riyad İlkeleri, Havana ve Tokyo Kuralları da adalet sisteminin çocukları cezalandırmanın esas amaç değil eğitim, rehabilitasyon ve yeniden topluma kazandırmanın esas amaç olduğunu vurgular. Çocukların adalet sistemiyle daha ağır cezalara ihtiyaç duyulduğunu değil çocukların suç ve şiddet ortaya çıkmadan önce yeterince korunamadığını göstermektedir. Çocuk yoksulluğu, eğitimden kopuş, aile içi şiddet, ihmal, istismar, bağımlılık, ruh sağlığı hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlar ve organize suç örgütlerinin çocukları kullanması birbirinden bağımsız meseleler değildir. Bu meseleler çocukları suça sürükleyen ortak risk alanlarıdır ve bu risklerle mücadele etmenin yolu yalnızca ceza hukukunu ağırlaştırmak değil, sosyal devlet mekanizmalarını güçlendirmektir. Bizim savunduğumuz model ise açıktır: Risk altındaki çocukların erken dönemde tespit edildiği, okul sosyal hizmetlerinin güçlendirildiği, ailelere ekonomik ve psikososyal destek sağlandığı, uzmanlaşmış çocuk mahkemelerinin etkin çalıştığı, sosyal inceleme mekanizmaların nitelikli bir şekilde bütüncül bir çocuk koruma sistemini oluşturduğu bir sistemi savunuyoruz çünkü çocuk adaleti yalnızca mahkeme salonlarında kurulan bir sistem değildir; çocuk adaleti, aileyi, eğitimi, sosyal hizmetleri, sağlığı ve yerel yönetimleri içine alan güçlü bir kamusal koruma anlayışıyla mümkündür.
Değerli milletvekilleri, çocuğunu ancak suç işledikten sonra hatırlayan devlet, geç kalmış bir devlettir. Sosyal devletin asıl görevi çocukları yoksulluktan, eğitimden kopuştan, ihmal ve istismardan, bağımlılıktan, çocuk işçiliğinden ve organize suç örgütlerinin etkisinden koruyacak politikaları yaşama almaktır. Sorunun nedenlerini ortadan kaldırmadan sonuçlarını cezalandırmak çocuk adalet sistemini ancak baltalayacaktır.
Değerli milletvekilleri, biz cezasızlığı savunmuyoruz, hiçbir çocuğun eylemi sonuçsuz kalsın demiyoruz, mağdurunun acısını küçümseyen tek bir cümle kurmuyoruz; biz istiyoruz ki, hiçbir çocuk, yoksulluğun kaderiyle baş başa kalmasın, hiçbir çocuk eğitim hakkından mahrum kaldığı için suçla tanışmasın, ihmal edildiği için organize suç örgütlerinin eline düşmesin ve hiçbir çocuk yaptığı bir hata nedeniyle hayatı boyunca suçla özleştirilir bir konuma sokulmasın ve çocuk tahliye edildiğinde de devletin sorumluluğu devam etsin. Bunların hiçbiri bu teklifte yoktur. Bir toplumun gücü, çocuğunu ne kadar ağır cezalandırdığıyla değil çocukları o kapıya, mahkeme kapılarına hiç düşürmemesiyle ölçülür. (CHP sıralarından alkışlar) Bu teklif çocuk cezaevlerini doldurur, çocuk yoksulluğunu azaltmaz; hükümlü sayısını artırır, okul terkini azaltmaz; mağdurun yarasını sarmaz, yalnızca cezalandırılanın yaşını küçültür.
Genel kurulu saygılarla selamlıyorum. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)