| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 120 |
| Tarih: | 05.08.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, benden önce konuşma gerçekleştiren İstanbul Milletvekilimiz Elif Esen Hanımefendi'nin kaldığı yerden devam etmek istiyorum. Hakikatleri net bir şekilde iktidar mensuplarının yüzüne karşı haykırarak "Özellikle Komisyonda yapılan çalışmalarda özü itibarıyla yapılması gerekenlerin dışında sadece cezalandırma cihetine gidecek boyutta bir kanun teklifinin getirilmiş olması Komisyon çalışmalarının ruhuna uygun düşmemiştir." diyerek bir tespitte bulundu. Bunun niçin yaptı biliyor musunuz Elif Hanım? Israrla bu Komisyon raporu henüz milletvekillerine dağıtılmamış olduğundan, biz Adalet Komisyonuna sevk edildiğinde Elif Hanım'a bu konuyu sorduk. Komisyon çalışmasında çok değerli katılımcıların görüşlerine müracaat edildiğini, akademisyenlerin dinlendiğini, konunun uzmanları tarafından Komisyon raporuna çok önemli katkılar sunulduğunu ifade etti. Biz de Komisyonda madem bu kadar önemli katkılar sunuldu ve bu Komisyon raporu yazıldı, milletvekillerine dağıtılmadan, alelacele bu kanun teklifinin Komisyona gelmesinin, sonrasında Genel Kurulda görüşülmesinin amacının ne olduğunu ısrarla sorduk çünkü gündem sıcak, hepimizin malumu. Elbette ki çocuklar hepimizin, asla ve asla çocuklarımıza karşı en ufak bir kötü muameleye müsamaha göstermemiz mümkün değil; onlar yönünden, onlara karşı kötü muamelede bulunan hiçbir kimseyi burada olumlu bir şekilde ifade etmemiz de söz konusu değil değerli milletvekilleri ama biz işin kanun yapıcılarıyız, iki taraflı düşünmek zorundayız. Suça sürüklenen bu çocukların mayalandığı ortamları kurutmadan, sadece cezalandırma cihetiyle bu meselenin çözülemeyeceğini ifade ediyoruz. O yüzden, Çocuk Koruma Kanunu... Her şeyden önce bir gerçeğin altını net olarak çizmeliyiz; toplumun yüreğini yakan, hepimizin vicdanını kanatan bir tabloyla karşı karşıyayız. Çocukların faili olduğu ağır şiddet olayları hiçbirimizin kabullenebileceği bir durum değildir. Çocuğun yaşı ağır bir fiilin sonuçsuz bırakılmasının gerekçesi asla olamaz. Böyle bir acı karşısında hukuk susamaz; etkili bir soruşturma yapılmalı, olay tüm bağlantılarıyla aydınlatılmalı ve hukuk düzeni hak ettiği karşılığı mutlaka vermelidir. Bizim itirazımız ağır fiillerin cezalandırılmasında mağdurun haklı adalet talebine de değildir ama adalet dediğimiz kavram sadece ceza sürelerini uzatıp cezaevi kapılarını kapatmaktan da ibaret değildir. Adaleti yalnızca hapis süresiyle ölçmeye kalkarsanız ne o ananın acısını dindirebilirsiniz ne de yarın başka bir çocuğun aynı bataklığa düşmesini engelleyebilirsiniz. Devletin ana görevi yangın çıktıktan sonra itfaiye sirenini daha yüksek sesle çalmak değil değerli milletvekilleri, o yangının çıkmasına engel olacak sistemi kurmaktır. İşte, teklifte elbette doğru gördüğümüz başlıklar var, bu hakkı hem Komisyonda hem de Genel Kurul aşamasında elbette biz burada ifade edeceğiz...
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Önleyici maddeler yüzde 80'i ya!
İDRİS ŞAHİN (Devamla) - ...ama silahların çocukların erişemeyeceği yerlerde tutulması, bıçak ve kesici aletlerin çocuklara satışının yasaklanması, sosyal inceleme raporlarının soruşturmanın en başında hazırlanması son derece yerinde adımlardır, bunlara bir itirazımız yok.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Yönlendirme tedbirleri...
İDRİS ŞAHİN (Devamla) - Ancak teklifin gerekçesini okuyorsunuz; aileden, eğitimden, ruh sağlığından, koruyucu tedbirlerden bahsediyor. Bir de dönüp maddelere bakıyorsunuz...
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Yüzde 80'i koruyucu tedbirler. Sayın Vekilim, kaç...
İDRİS ŞAHİN (Devamla) - Değerli Başkanım, Değerli Milletvekilim; ben hayatta burada sizin gibi bir saygıdeğer hanımefendiye cevap vermek nezaketsizliğinde bulunacak bir isim değilim.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Lütfen cevap verin.
İDRİS ŞAHİN (Devamla) - Ama bakın, olumlu cümleler okuduğum hâlde yine itiraz ediyorsunuz. Siz nasıl bir kişiliğe sahipsiniz, anlamış değilim yani kusura bakmayın.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Hâlimizi düşünün, Komisyonda nasıldık ya! Komisyonda nasıldık, düşünün!
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Sen bir sus Allah aşkına!
İDRİS ŞAHİN (Devamla) - Şimdi, bir de dönüp maddelere bakıyoruz, karşımızda sadece artırılan cezalar...
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkanım, bu çok ayıplı bir şey. Dinleyecek hanımefendi önce, sonra...
BAŞKAN - Sayın Şahin...
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - O kadar kişiselleştirmiş ki kanun hanımefendinin!
BAŞKAN - Bir saniye lütfen.
Sayın Durgut, siz teklifin sahibisiniz, önde oturuyorsunuz, konuşmacılara laf atıyorsunuz; lütfen, lütfen...
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Laf atmıyorum, sayın vekilin...
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Kendi kendine konuşana ne denir?
BAŞKAN - Ama müsaade edin konuşmalarını yapsınlar, lütfen...
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Çok haklısınız.
BAŞKAN - Siz de konuşacaksınız.
Buyurun.
İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Sayın Başkan, bakın, bir sefer daha söylüyorum; kullandığım cümlelerin tamamı raporun lehine, teklifin lehine olan cümlelerde bile bu kadar itiraz edecek kadar içselleştiriliyorsa bu iş objektiflikten uzaklaşmış demektir.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Ama maddelerin yüzde 80'i önleyici, sadece 2 madde ceza.
İDRİS ŞAHİN (Ankara) - O yüzden, maddelere bakıyoruz, karşımızda sadece cezaları artıran, ağırlaştırılmış infaz rejimi ve genişleyen bir gözetim alanı var.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - İtirazlarınızı konuşma hakkınız geldiğinde cevaplandırırsınız, ayıp.
İDRİS ŞAHİN (Devamla) - Gerekçede sosyal devlet anlatılıyor, kanun maddelerinde ise ceza devleti inşa ediliyor.
İşin esasına girmeden önce bu teklifin Meclisin önüne nasıl getirildiğine de bir bakmamız lazım. 7 ayrı kanunu değiştiren, çocukların ceza sorumluluğundan özel hayatına kadar her alanı altüst eden bir metin Meclise geliyor, 14 Mayısta sunuluyor, iki gün sonra Komisyonun önüne. Pek çoğu sadece cezalardan dolayı Adalet Komisyonunda. Nerede, aile, sosyal politikalarla ilgili komisyonda tali komisyon olarak görüşüldü mü? Allah aşkına, artık iktidarın büyük ortağına söylüyoruz, dinlemiyorlar Filiz Hocam, hiç olmazsa siz dinleyin.
FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Sizi dinliyorum.
İDRİS ŞAHİN (Devamla) - Bir eğitimci olarak, bir eğitimci olarak şu kanunda yapılan düzenlemelerde sadece cezayı artırmakla bu meselenin çözülemeyeceğini en iyi siz bileceksiniz çünkü bir anne olarak sadece burayı kurutmadan, mayalandığı ortamı kurutmadan cezayı artırmak meselelerin çözümünde asla bir seçenek olamaz. Ben yıllarca ceza avukatlığı yaptım, Değerli Grup Başkan Vekilimiz de aynı şekilde görev ifa ettiğini ifade ediyor. Pek çok hukukçu arkadaşımız var, bizler uyuşturucu suçunun cezasını artırdık, uyuşturucuyla mücadelede gerekli tedbirleri, gerekli sonucu alabildik mi? Allah aşkına söyleyin ya! Şimdi, burada biz bu evlatlarımızı tek tek düşünmek durumundayız. Meclis araştırma komisyonları önceden verilmiş siyasi kararları usulen onaylama yeri değildir. Bu raporların kanuna dercedilirken konunun uzmanlarının vermiş olduğu örneklerle, onların tavsiyeleriyle bu kanun tekliflerinin getirilmesi uygun olur.
Gelelim işin esasına. Bakınız, teklif belirli ağır suçlarda; 15-18 yaş, 12-15 yaş grubundaki çocukların 15-18 yaş gurubuna uygulanan daha ağır ceza rejimine tabi tutulmasına imkân veriyor. Bu yaklaşım ülkemizde uzun yıllardır uygulanan yaşa dayalı kademeli ceza sorumluluğu sistemini kökünden sakatlıyor. Suçun ağırlığı ne olursa olsun bir çocuğun biyolojik ve zihinsel gelişimini kâğıt üstünde değiştiremezsiniz değerli milletvekilleri, 14 yaşındaki çocuğu 17, 17 yaşındaki çocuğu ise yetişkin sayamazsınız; bu, insanın tabiatına aykırıdır. Böyle bir düzenlemeden netice almayı umuyorsanız, emin olun, yanılıyorsunuz ve gün gelecek tekrar bu yapmış olduğunuz yanlıştan bu Parlamentoda geri döneceğiz ama biz diyoruz ki maksadımız üzüm yemek, bağcı dövmek değil. Bu uygulamanın asla ve asla sonuç almaya odaklı bir uygulama olmadığını görüyoruz, gelin, Genel Kurulda bu yanlıştan bir an önce dönelim telafisi imkânsız sonuçlar doğurmadan. Çocukluk bir ceza indirimi lütfu değildir, muhakeme ve dürtü denetimi kapasitesinin henüz tamamlanmamış olmasının hukuki bir gerçeğidir. Zaten mevcut kanunlarımızda da hakime takdir yetkisi verilmiş durumdadır.
Sayın Başkan, bunu en iyi bilecek insan sizsiniz. Alt sınır, üst sınır uygulaması var, hâkimin takdir yetkisi var. Bunlar çok rahatlıkla Türk Ceza Kanunu uygulanabilecekken bunu biz 15-18 yaş, 12-15 yaş diye bu sınırlamalara koyarsak geriye dönüşü çok imkânsız bir kısım yaraları açarız, bu da telafisi imkânsız sonuçlar doğurur. O yüzden suçun işleniş biçimine, kullanılan araca, zararın ağırlığına bakıp cezayı üst sınıra çekmek zaten mümkün. Yargıdaki uygulama eksikliğinin faturasını, çocuk ceza rejimini rafa kaldırarak ödetemeyiz. Aynı hatayı tekerrür düzenlemesinde de yapıyorsunuz. Çocukken verilen bir cezayı insanın bütün ömrü boyunca önüne bir infaz ağırlaştırması olarak koyuyorsunuz. Peki, soruyorum size: O çocuk ilk suçu işlediğinde bu devlet ne yaptı? Onu okula döndürdü mü? Ailesini destekledi mi? Onu maşa olarak kullanan çetelerin tepesine bindi mi? Kendi yapamadığımız görevin faturasını yıllar sonra niye o çocuğun önüne koyasınız? Henüz ceza sorumluluğu olmayan çocuklara yaş sınırı koymadan üç yüz saat görev vermek, dijital cihazlarını iki yıl boyunca belirsiz bir gözetime açmak da aynı mantığın ürünü.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın, lütfen.
İDRİS ŞAHİN (Devamla) - Hangi veriler toplanacak, kime verilecek, ne zaman silinecek; belli değil. Adına "koruma" dediniz diye bir çocuğun tüm özel hayatını belirsiz bir kamu denetimine devredemezsiniz.
Hele ki ailelerine getirilen tazyik hapsi... Devlet "Bütçem yok, personelim yok." diye tedbiri uygulamayınca kurumlara kimse dokunmuyor ama imkânsızlıklar içinde kıvranan anne babaya "Tedbiri uygulayamadın." diye hapis tehdidi savuruyorsunuz. Devlet, sunamadığı hizmetin yükünü ananın babanın sırtına yıkamaz.
Değerli milletvekilleri, biz mağdurun adalet arayışının yanındayız. Kamu güvenliğinden taviz verilsin demiyoruz ama çözümü sadece duvarları yükseltmekte, cezaları artırmakta arayan bu kolaycı zihniyeti ve kolaycı yaklaşımı reddediyoruz diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, Yeni Parti, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)