| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 120 |
| Tarih: | 05.08.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA ELİF ESEN (İstanbul) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin geneli üzerine söz almış bulunuyorum. Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: Bu hâliyle bu kanun teklifi sorunları çözmekten uzak, derde derman olmaz, üzerine çalışılmalı ve iyileştirilmeli mutlaka çünkü yaşananlar ve veriler kapsamlı bir sistem ihtiyacını bizlere söylüyor hatta zorunlu kılıyor. Ülkemizde yaşanan ve çocukların suçu ne faili ya da mağduru olduğu korkunç olaylar hepimizin yüreğini yakıyor. Suçu her iki tarafı da çocuk çünkü. Çocuğun çocuğu yaraladığı hatta hunharca öldürdüğü bir zamanı yaşıyoruz maalesef. Mattia Ahmet, Fatih, Hakkı Eren, Mahmut, Atlas, Kayra, Yusuf Tarık, Belinay Nur, Kerem Erdem, Zeynep, Şuranur Sevgi, Adnan, Furkan, Almina; daha niceleri her biri yüreğimizi yaktı, unutmadık o acıları, unutmayacağız. Bir anne, bir kız kardeş olarak bu acıları yaşayan ailelerin acısını içimde yaşıyorum; onları yalnız bırakmayacağız, hak arayışlarında yanlarında olacağız. Fakat bir yandan da bu suçu işleyen çocuklar nasıl ve neden böyle oldular diye çok düşündüm, nasıl çözüm üretebiliriz diye geceler boyu kurgular yaptım ve Komisyona da olabildiğince katkı sağlamaya gayret ettim. İşte içinde bulunduğumuz bu zor ve hassas durum kılı kırk yaran bir teraziyi, gerçek bir adaleti gerekli kılıyor. Amacımız, çocuğu suçun mağduru ya da faili olmaktan koruyabilmek. Evladını kaybeden ailelerin adalet talebi elbette hak, bu tartışılmaz. Cinayet, ağır yaralama gibi ağır suçlar bedelsiz kalmamalı elbette, cezası ve caydırıcı etkisi olmalı ancak ceza verilecek kişinin çocuk olduğu unutulmamalı, hassas terazi burada vicdanlarımızla birlikte işlemeli. Konuyu bir örnekle ele alalım, 16 yaşında ceza alan bir çocuk on yıl için cezaevinde kalsa 26 yaşında, yirmi yıl cezaevinde kalsa 36 yaşında oradan çıkacak. Peki, ya sonra? Cezaevine girmeden önceki şartları, çevresi iyileşmiş olacak mı? Hayır. Cezaevinden çıktıktan sonra aynı sosyal çevresine çıkacak, hatta cezaevinde farklı kontaklar da eklenecek. Suç işlemesine sebep olan etkenler değişmediyse ne yapacak bu çocuk? Ne kadar direnecek o genç? Üstelik kapalı kurumdan daha ağır suç geçmişi olan çocuklarla, madde ve çete ağlarıyla temas riski de yüksek. Komisyon çalışmasında İstanbul Çocuk Şube Müdürü suçta mahirleşmiş bir çocuğun diğerine suç öğretebildiğini açıkça doğruladı bizlere. Cezaevindeki çocuklarla yapılan araştırmada uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımı yüzde 52,9'du. Çocuğun cezaevinde geçireceği aylar, yıllar hem kendisi hem de toplum için işte bu yüzden çok önemli. Mesele, yalnızca kaç yıl ceza vereceğimiz değil, bu gencin, bu çocuğun oradan nasıl bir insan olarak çıkacağı.
Değerli milletvekilleri, ben suça sürüklenen çocuklarla ilgili komisyonun kurulması için araştırma önergesi veren milletvekiliyim. Tüm partilerin oy birliğiyle bu Komisyon kuruldu ve dört ay çalıştık. Araştırma Komisyonu 20 toplantı ve 8 çalışma ziyareti yaptı 610 çocukla, 765 çocuk hâkimi ve savcıyla ve 1.306 meslek elemanıyla saha çalışılması yürüttü. Bunlar olumlu. Çocuk hâkimleri, hukukçular, psikiyatristler ve sosyal hizmet uzmanları görüşlerini sundu, 160 sivil toplum örgütü ortak bilgi notu iletti Meclisi ama ne yazık ki Araştırma Komisyonunun raporu ve muhalefet şerhleri tamamlanmadan bu teklif yazıldı.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Nasıl tamamlanmadan ya! Numan Kurtulmuş ordayken oradaydınız, nasıl "Tamamlanmadan." dersiniz?
ELİF ESEN (Devamla) - 14 Temmuzda rapor Meclise sunuldu, 16 Temmuzda, iki gün sonra Adalet Komisyonuna getirildi.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Ya, doğru konuşun lütfen. Numan Bey'e sunarken oradaydınız.
ELİF ESEN (Devamla) - Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunun raporu beklenmedi, Çocuk Hakları Alt Komisyonunun Görüşü alınmadı, umursanmadı. Daha kendi içinizdeki kurumlarla, kendi arkadaşlarınızla bile istişareye, öneri almaya kapalı bir sistem işlettiniz Sayın Komisyon Başkanı.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Hiç öyle olmadı.
ELİF ESEN (Devamla) - Çünkü belli ki iktidardaki arkadaşlarınızla istişareye de muhalefetin görüşlerine de kapalısınız ve kimsenin önerisini duymaya da tahammülünüz yok. Kendi bakış açınızla oluşturduğunuz yetersiz bir metni yüce Meclise sundunuz, aynen bir tiyatro oyunu gibi "Siz istediğiniz kadar konuşun, biz bildiğimizi ya da daha doğrusu, bilmediğimizi okuruz." dercesine. İş yapış şekli de usul de sıkıntılı, kanunun esas ve içeriği de sorunlu ve yetersiz. Sonuçta, çocuğun sağlığını, ailesini ve gelişimini tali, cezayı ve güvenliği esas alan bir kanun teklifini önümüze getirdiniz. Dağ fare doğurdu desek yeridir bu durumda. Kırk sekiz saatte çocuk adalet sistemi yazdınız. Buradan teklif sahiplerine soruyorum: Kırk sekiz saatte çocuk adalet sistemi yazılabilir mi? Siz nasıl yapabildiniz? İçinize sindi mi? Cevabı da ben vereyim: Etki analizi olmadan, ön norm denetimi yapılmadan, yaş ve suç türüne göre kaç çocuğun nasıl etkileneceği, kapalı kurumlarda ne kadar kapasite gerekeceği, kaç sosyal çalışma görevlisine ve çocuk psikiyatristine ihtiyaç duyulacağı hesaplanmadan "Yaptım, oldu."da ısrar ediyorsunuz. Buna rağmen ceza miktarı, infaz süresi ve kolluk yetkisi son derece açık çocuklar için. "Haydi, cezaları artıralım." demek kolay, ya sonrası? Amacımız, çocuğu suçun mağduru ya da faili olmadan koruyabilmek olmalı. Komisyonda kapsamlı bir sistem önerdik biz, bugünün Cumhurbaşkanlığı sisteminde çocukla, aileyle ilgili en az 7 bakanlığın Cumhurbaşkanlığına bağlı ve ortak koordinasyon sağlayacak dijital ve etkin bir sistem içinde yönetilmesini, birlikte çalışmasını önerdik. Yönetim ve koordinasyonu zaten yükü başından aşkın Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına, ceza kısmını da Adalet Bakanlığına yıktınız. Bu uygulamayı vali ve kaymakamlara bırakmakla bu sorun çözülmez sayın iktidar yöneticileri, Komisyon Başkanı. Kim denetleyecek, yetki ve sorumluluk zinciri nasıl kurulacak belli değil. Standart uygulama nasıl sağlanacak, yine belli değil. Çocuk yaşadığı sosyal çevre içinde etkin izlenebilseydi, suç odaklarından uzak kalacağı nitelikli eğitim sistemi içinde tutulabilseydi, riskli çocuğu teşhis eden, takip eden ve iyileştiren okul sosyal hizmeti sistemi olsaydı, tasarruf tedbirlerine kurban edilmeyen okul güvenliği okullarda bulunsaydı, çocukları torbacı yapan suç örgütü yöneticileri, baronlar ve iş birlikçileri hak ettikleri cezaları çocuklar yerine onlar bulsaydı, uyuşturucu, kumar ve bahis gibi bağımlılıklarla etkin mücadele edilebilseydi çocuk yine suça sürüklenir ya da suçun mağduru olur muydu? Unutmayın, fail de mağdur da masum bebekler olarak doğdular. Bu işin çözümü sadece ceza değil sayın iktidar vekilleri, çocuğu korumak, hiç suç işlememesini ya da suçun mağduru olmamasını sağlamak. Cezaevine girdiyse de oradan temyiz bir hayata hazır, kendisini suça sürükleyen etkenleri kırmış olarak, hayata tutunan bir birey olarak çıkmasını sağlamak asıl önemli sorumluluğumuz değil mi bizlerin? Yine Komisyon Başkanına soruyorum: Bu teklif geçince korkunç olaylar bitecekmiş gibi bir hava neden estiriyorsunuz; bitmeyecek çünkü. Hadi bize kulaklarınızı tıkadınız, Komisyonda gece gündüz ter döken uzmanları da mı dinlemeyeceksiniz? Neredeyse gelen uzmanların tamamına yakını ceza yükseltme konusunda uyarmadı mı sizi, bedelinin daha ağır olacağını anlatmadılar mı? İnsanları dinleyip söylediklerinin tersini kanunlaştırmak ne ortak akla ne de istişare kültürüne yakışır. Oysa, Komisyonda dinlenen uzmanların ortak kararı, tekrar eden uyarısı cezaların artırılmasının tek başına çözüm olamayacağı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
ELİF ESEN (Devamla) - Teşekkür ederim.
Sayın Araştırma Komisyonu Başkanı "Asıl olan, çocuğu suç işledikten sonra cezalandırmak değil suçla karşı karşıya kalmadan koruyabilmektir." diyordunuz Komisyonun başında; doğru da söylüyordunuz, sonra ne değişti bilmiyorum. Peki, neden koruyucu, onarıcı tedbirleri bu kadar dar bir çerçevede bıraktınız? Bu ölçüyü hangi maddede uyguladınız? Soruyorum size: Neden ceza artışı, tekerrür ve kapalı infaz ön planında bu kanun teklifinde. Raporun aleyhte görüşler bölümünde 2005 yılından bu yana cezalar kademeli olarak artırıldığı hâlde suç oranının düşmediği itirazlı kayıtlı. Peki, bilimsel cevabınız nerede; o da yok. Cezaların tek başına çocuk suçluluğunu çözemeyeceği yönündeki yaklaşım doğru bir yaklaşım. Öyleyse aile desteğini, okula devamı, ruh sağlığını ve bireyselleştirilmiş rehabilitasyonu, ceza evi sonrası suça bulaşmadan yaşamda tutunma döngüsünü neden kanunla bağlayıcı hükümlere bağlamadınız?
Sayın Komisyon Başkanı, belli ki bu konuşmayı da dinlemediniz, sohbet ettiniz.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Sohbet etmedim, CHP milletvekiliyle konuşuyordum.
ELİF ESEN (Devamla) - Ne kadar vicdanla yaklaştığınız da burada ortaya çıkıyor. (YENİ YOL ve Yeni Parti sıralarından alkışlar)