GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:120
Tarih:05.08.2026

YENİ PARTİ GRUBU ADINA TÜRKAN ELÇİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bildiğiniz üzere, 2014 yılında IŞİD tarafından etnik, ırksal, dinsel sebeplerden dolayı Ezidilere karşı bir soykırım suçu işlendi. "Soykırım" diyoruz çünkü maruz kaldıkları muamele 1948 Soykırım Sözleşmesi kriteri açısından karşılık bulmaktadır. Ezidiler de dünyanın farklı ülkelerinde yaşanan benzer soykırım vahşetlerinde olduğu gibi insanlık dışı uygulamalarla karşı karşıya kaldılar. İnsanlar toplu mezarlara gömüldü, âdeta Orta Çağ zihniyetiyle kadınlar ve çocuklar köleleştirildi, cinsel şiddete maruz bırakıldılar, yüz binler dağlara sığındı. Yaklaşık 5 bin kişinin öldürüldüğü, 10 bine yakın kişinin esir düştüğü bir soykırımdan söz ediyoruz. Bu vahşete karşı çıkmak ve olan bitenin adına "soykırım" demek için herhangi bir siyasi ve etnik aidiyete ait olmak gerekmiyor.

Balkanlarda Sırp Cumhuriyeti ordusu tarafından 8 binden fazla Müslüman Boşnak'ın katledilmesine veya bizden kilometrelerce uzaktaki Ruanda'da yaşanan katliamlara karşı olduğumuz gibi Ezidilere uygulanan soykırıma karşı durmak da insan olmanın ve her türlü şiddete karşı durmanın gereğidir.

Değerli arkadaşlar, bugün dünyada aralarında ABD, Almanya, İngiltere, Hollanda, Kanada, Ermenistan gibi ülkelerin bulunduğu yaklaşık 20 ülke Avrupa Parlamentosunun 2016'daki kararının ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyinin aynı yıl yayımladığı raporuna binaen Şengal'de yaşananları resmen soykırım olarak tanımış durumdalar, Türkiye ise bu tanımdan imtina etmektedir. Türkiye Bosna'da yaşananları soykırım olarak kabul ediyor, elbette etmek gerekir, 11 Temmuz anma günü ilan edilen BM kararını benimsiyor hatta oradaki soykırım müzesine maddi destek veriyor, verdiği destek takdire şayandır ama benzer nitelikteki kimlik ve inanç temelli kadın ve çocukları hedef alan ülkemizin yanı başında yaşanan sistematik bir vahşeti hâlâ aynı adla anamıyoruz. Bosna'daki Müslüman kardeşlerimizin acısını görebiliyorsak bizden farklı inanç ve yaşam biçimine sahip Şengal'de yaşanan acıyı görmemek için hiçbir gerekçemiz olmamalı. Soykırım özelliklerini haiz bir mağduriyetle karşı karşıya bırakılmış bir halkın yaşadığı zulmü soykırım olarak tanımama bölgesel barışın tesis edilmesinde katkı sağlama iddiası olan bir devletin tavrı olmalı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

TÜRKAN ELÇİ (Devamla) - Yaşanan vahşeti soykırım olarak tanımlamak hukuk devleti olmanın, evrensel insan hakları sözleşmelerinin altına imza atmış bir devlet olmanın gereğidir aynı zamanda. DEM PARTİ milletvekili arkadaşlarımızın vermiş olduğu Ezidilerin hak kayıplarının tüm boyutlarıyla araştırılması için Meclis çatısı altında bir komisyonun kurulması önergesini destekliyoruz. Yaşadıkları vahşetin ardından hayata tutunmaya çalışan Ezidi kadınları ve çocukları, katliam görüntüleriyle kirletilen şimdinin gençlerini barışa olan inancım ve her türden şiddete karşı durmanın sorumluluğuyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (Yeni Parti ve DEM PARTİ sıralarından alkışlar)