GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:120
Tarih:05.08.2026

SEMA SİLKİN ÜN (Denizli) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; dün gece sosyal medyada Adalet ve Kalkınma Partisinin 25'inci kuruluş yılı vesilesiyle hazırladığı bir reklam filmine rastladım. Öncelikle AK PARTİ grubunu ve bu partiye bu çatı altında emek vermiş herkesi 25'inci yıl vesilesiyle tebrik ediyorum.

Çeyrek asır arkadaşlar, bir insan için gençlik demek, bir devlet için göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir zaman demek ama bir iktidar için mazeret üretme süresinin çoktan bittiği yer demek. Film güzel çekilmiş, yeşillikler içerisinde bir ceylan yavrusu var, arkasından ışıl ışıl geçen bir hızlı tren var, altında şu cümle yazıyor: "Bu rayların üzerinde AK PARTİ vizyonu var." Videoyu izlerken aklıma tek bir soru geldi, herhâlde o ceylanın nüfus kaydı Denizli'de değil dedim çünkü o ceylanın yirmi beş saniyelik karede gördüğü hızlı treni Denizlili yirmi beş yıldır göremedi. Demek ki ceylanın şansı Denizlili hemşehrilerimizden açıkmış. Şimdi diyeceksiniz ki "Bir reklam filmi üzerinden mi siyaset yapacaksınız?" Elbette yapmayacağız ama bazen bir reklam filmi memleketin durumunu tek karede özetlemeye yeter de artar çünkü reklama bakıyorsunuz, tren gayet hızlı, proje aşamasına geçiyorsunuz, biraz yavaşlıyor ihaleye bakıyorsunuz, iyice yavaşlıyor, sıra Denizli'ye gelince de durma noktasına geliyor.

Değerli milletvekilleri, geçtiğimiz günlerde Sanayi Odası Başkanımız çok ağır bir cümleyle bir gerçeği ifade etti "Sanayisizleşme yeni gerçeğimiz." dedi. Peki, ilk ondaki bir sanayi şehrinin oda başkanına neydi bu sözü söylettiren, neden böylesi güçlü bir şehir alarm veriyor? Çünkü rakamların arkasında gizlenen bir maliyet ve vizyon krizi var. Denizli durmadan üreten, ihracat yapan, vergisini tıkır tıkır ödeyen bir şehir ama ürettiği malı hâlâ kamyon sırtında limanlara taşımak zorunda olan da bir şehir. Bugün Denizli'den İzmir Limanı'na giden sanayi yükünün ağırlığı kara yolunda. Bunun şehre faturasını ne? Her yıl yaklaşık 80 ile 100 milyon dolar civarında bir lojistik maliyet. Yani Denizli sanayicisinin kazancı fabrikaya değil mazot deposuna gidiyor, sanayici yeni makineye yatıracağı parayı nakliyeye veriyor, istihdama ayıracağı kaynağı lastik faturasına ödüyor. Sonra da çıkıp "Biz bu küresel piyasada niye rekabet edemiyoruz?" diye dertleniyoruz. Bakın, bu ekonomiyi sadece faiz değil liman yolundaki tır kuyruğu da yoruyor. Peki, turizme bakıyorsunuz, orada durum farklı mı? Uluslararası markamız Pamukkale'yi her yıl 2 milyon insan ziyaret ediyor ama ulaşım hatları beklentiye cevap veremediği için konaklamalı turizm şehrimizde genişleyemiyor, turist potansiyeli gelişemiyor. Aynı ölçekteki şehirlerde günde 3 kat fazla sefer koyan Türk Hava Yollarımız sıra Denizli'ye gelince tasarrufu hatırlıyor. Aynı ticaret hacmindeki başka şehirlerimizi limanlara ulaştırmada demiryoluyla entegre eden iktidar sıra Denizli'ye gelince üç yılda bir sil baştan fizibilite raporlarıyla sanayiciyi oyalıyor. Bu şehir size yirmi iki yıl kesintisiz destek verdi, karşılığı bu mu olmalıydı? Oysa hızlı tren bağlantımız olsa İzmir'den bir saatte, İstanbul'dan birkaç saatte ulaşılabilen bir Denizli, sanayicisini de otelcisini de esnafını da ihya ederdi.

Gelelim işin maliyet kısmına. Denizli'yi ticarette İzmir'e, turizmde İstanbul'a bağlayacak iki hızlı tren projesi düşünelim. Bazı hesaplamalara göre bugünkü toplam yatırım tutarı yaklaşık 5-6 milyar dolar. İlk duyduğunuzda büyük bir para gibi gelebilir ama hazinenin resmî rakamlarını yan yana koyduğunuzda o para bir anda küçülüveriyor çünkü bu miktar hazinenin otuz beş, kırk günlük faiz ödemesine denk geliyor. Yani biz koskoca devlet olarak kırk günde faize ödeyeceğimiz bir parayla Denizli'nin kırk yıllık ulaşım çilesini kökten çözebilecek durumdayız aslında. İnsanın canını acıtan da tam olarak bu değerli milletvekilleri, para bulunamadığından değil tercih edilmediğinden o raylar Denizli'ye döşenmiyor. Vizyon yok diyeceğim ama reklam filminizde var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SEMA SİLKİN ÜN (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

SEMA SİLKİN ÜN (Devamla) - Vizyon yok diyeceğim ama çektiğiniz reklam filminizde var. Ben sadece o afişteki vizyonun artık bir gün Denizli Garı'na da uğramasını istiyorum çünkü gerçek vizyon ekrandan geçen tren fotoğrafı değildir; gerçek vizyon, sabah Denizli'den trene binen bir öğrencinin İzmir'deki amfisine, dersine yetişebilmesidir; gerçek vizyon, üreticinin, sanayicinin konteynerini tır dorsesine değil vagonlara yükleyebilmesidir; gerçek vizyon, Pamukkale'yi görmek isteyen turistin ulaşım alternatifsizliği nedeniyle ziyaretinden vazgeçmemesidir.

25'inci yılınız tekrar kutlu olsun. Dileğimiz, Denizli'nin 26'ncı yılda artık o treni kanlı canlı şehirde görmesidir çünkü bu millet reklam izlemekten yoruldu, icraat izlemek istiyor. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)