GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:117
Tarih:29.07.2026

NERMİN YILDIRIM KARA (Hatay) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; teklifin 7'nci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım.

AKP iktidarında yükseköğretimde nitelik kaybı yaşandı, hepimiz biliyoruz; bununla da ilgili tartışmaları hepiniz biliyorsunuz. Nasıl ki Türkiye'de ekonomi büyüyorsa yükseköğrenimdeki niteliğin de büyüdüğünü, arttığını ifade ediyorlar. Amma velakin bu büyümeden aynı ülkenin refahı ve gelişmişlik düzeyi gibi orada da ekonomide... İşçilerin, emekçilerin, KOBİ'lerin, esnafların bu ekonomik büyümeden pay alamadığı gibi eğitimin kalitesinden de yükseköğrenimin niteliğinden de ülkemizin bilim dünyası ve akademik hayatı maalesef herhangi bir katkı alamıyor. Neden böyle söylüyoruz? Çünkü ülkemizdeki 5 milyon 880 bin lisans ve ön lisans öğrencisi, 420 bin yüksek lisans ve doktora tez öğrencisi 209 üniversitede eğitim görüyor fakat bu eğitim gören öğrencilerin akademik kariyerlerine, katma değerine baktığımızda maalesef bir şey yok. İktidar diyor ki: "Ne yapalım, çok fazla üniversite açtık." Aslında bu iyi bir şeydi fakat baktığınızda içinde hiçbir şey yok, milyonlarca ev genci var.

2016 yılında Boğaziçi Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre yazılan her 3 tezden 1'inde ağır derecede intihal bulunmuş. Uluslararası derecelendirme kriterlerine göre kabul edilen oran esasında yüzde 15, 2022 yılında Öğretim Elemanları Sendikasının tahminine göreyse yazılan her tezin yüzde 30'u ağır intihal oluşturuyormuş. "2025'te 67 bin tez yazıldı." denmiş, böyle bir rakamda matematik yaparsak 20 bin tezi kafa karışıklığı, yanlış bir şey, intihal oluşturan akademik bir dünyaya yelken açmışız; bunun da bizim için ne kadar zor bir durum olduğunu ve ne kadar kötü bir şey olduğunu herhâlde burada bulunan herkes takdir eder. Aslında bir de bu durumu herkes konuşuyor ama tam anlamıyla paket program hâline gelmiş, tez yazan bir sektör oluşmuş, bunun da akademi dünyasına ne kadar zarar verdiği herkes tarafından bilinen bir şey.

Şimdi, ben, deprem bölgesinden bir milletvekili olarak dört yıldır burada konuşmaya çalışıyoruz. Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi çok ağır yara aldı. İlçem İskenderun'da İskenderun Teknik Üniversitesi ağır yaralar aldı. Bakın, MKÜ'de 7 bina yıkıldı, 26 ağır, 4 orta, 10 az hasarlı 40 hizmet binası var. Hasar gören Antakya Meslek Yüksekokulu, Yayladağ, Hassa Meslek Yüksekokulları gerçekten zarar gördü. Yatırım planlarına bakıyoruz 2026'da bunları inşa edeceğinizi söylüyorsunuz. Eğer eğitime, akademiye, öğrencilere iyi bir şey yapmak istiyorsanız, işte başta deprem illerindeki akademik hayata yön veren bu kurumları ayağa kaldırmakla başlayabilirsiniz diyorum. 2015 yılından bu yana kendi isteğiyle kaydını sildiren üniversite öğrencisi 1 milyon 400 binken başarısızlık, ders kaydı yenileyememe, eksik belge gibi nedenlerle de 4 milyon 400 bin öğrencinin YÖK tarafından kaydı silinmiş. Şimdi, bu öğrencileri tekrar eğitim öğretim hayatına yöneltmek, eğitim bilim dünyasına yöneltmek adına ne yapıyor bu iktidar gerçekten bilmiyoruz. Başta deprem bölgeleri olmak üzere, bakın, sanayi ve endüstriyi, KOBİ'leri ilgilendiren, iş yaşamını ilgilendiren alanlarda mücbir sebepten dolayı maalesef esnafı ve KOBİ'leri ihya etmediniz ama deprem illerinde eğitim hayatına son vermek zorunda kalan, barınma krizi yaşayan, burslarıyla, kredilerle barınamayan, yaşayamayan, geçinemeyen eğitimini bırakmış öğrenciler için müstakil bir af yasasının deprem illeri için, deprem öğrencileri için mutlaka yapılması gerekir. Bugün arkadaşlarımızla biraz sohbet ettiğimizde YÖK'ün bir yeni yazı yazdığını, özel öğrencilik durumunun, statüsünün devam ettiğine ilişkin YÖK'ün bir yazı yazdığı söyleniyor ama bu gerçekten yeterli değil, yeterli olmadığını söylemek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.

NERMİN YILDIRIM KARA (Devamla) - Şundan dolayı: Mesela, eğitimdeki hayatlarında gözaltına alınan ücretli öğretmenler... Özellikle, geçtiğimiz yıllarda Boğaziçi Üniversitesinde demokratik yasal haklarını kullanmak için orada olan öğrencilere yapılan baskılar, zulümler, gözaltıları hepimiz gördük, yaşadık. O bakımdan, ücretli öğretmenlere, bunlara verilen sefalet ücretine izin vermeyen, öğrencilerin demokratik haklarını kullanmalarına izin veren bir YÖK yasası bizim için daha makul olurdu ama bu yasada maalesef bunları görmüyoruz. Eğitim hakkının güvence altına alınması, parasız olması, kamucu olması, herkes için eşit olduğu bir dünyada ve yeni bir torba yasanın içinde değil de müstakil bir yasa içerisinde getirdiğiniz noktada işler daha iyi gidecektir akademik yaşam için.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)