| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 117 |
| Tarih: | 29.07.2026 |
TÜRKER ATEŞ (Bolu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün sanayicimizin, üreticimizin ve iş insanlarının sorunlarını dile getirmek için söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Sayın Mehmet Şimşek yönetiminde uygulanan ekonomi programı 3'üncü yılını doldurdu, bu program yüksek faize dayanıyor. Programın temel hedefi enflasyonu düşürmekti, peki enflasyon düştü mü? Üç yıl boyunca 38'ler civarında seyretti, sadece bu sene 32'lere düştü. 6 puan düşüş tek haneli enflasyon hedeflerini gerçekleştirdi mi? Hayır. Peki, bu sınırlı düşüş için hangi bedeller ödendi? Sanayi sektöründe alarm zili çalmakta. Toplam sanayinin millî gelir içerisindeki payı 2023'ün ilk çeyreğinde yüzde 25, bu yılın ilk çeyreğinde ise yüzde 18 gerilemiş durumda, imalat sanayisinin millî gelir içerisindeki payı da 15. Peki, niye böyle oldu? Üreten cezalandırıldı, faize para yatıran ödüllendirildi, sanayiciye âdeta "Üretme, yatırım yapma, paranı faize yatır." denildi. Sonuç ortada, sanayi üretimi üç yıldır yerinde sayıyor. Bunu biz söylemiyoruz, TÜİK verileri söylüyor. Üretim artmayınca istihdam da düşüyor. Sayın Şimşek döneminde sanayide çalışanların sayısı 256 bin kişi azaldı. Bu kayıp en çok tekstil, hazır giyim ve deri sektöründe yaşandı. İSO 500 verilerine göre tablo açıklandı, 2022 yılında 58 sanayici zarar açıkladı, 2025'te ise bu sayı 152'ye yükseldi, zarar etmeyen şirketler de finansman giderleri altında ezildi. En büyük 500 sanayi kuruluşunun finansman gideri faaliyet kârlarının yüzde 85'ine ulaştı, bu korkunç bir rakam arkadaşlar. Enflasyon düşmediği için faizler de düşmüyor, yüksek faizin bedelini vatandaş ödüyor, şirketler ödüyor, esnaf ödüyor, hepimiz ödüyoruz. Sanayici krediye ulaşamıyor, ulaşsa bile yüksek faiz sebebiyle krediyi kullanamıyor, yatırımlar erteleniyor, üretim azalıyor, istihdam kaybediliyor. Bir ülkenin geleceğinden söz etmek istiyorsak üretmek zorundayız çünkü üretmeyen, markalaşmayan, ithalat yapmayan, ihracat yapmayan bir ülkenin geleceğini sağlamasından bahsetmek mümkün değil. Katma değerli ürünleri üretmek zorundayız, kendi markalarımızı doğurmak zorundayız, dünya markalarında Türk markalarına sahip çıkmak, büyütmek zorundayız.
Peki, siz ne yaptınız? Sanayiciyi desteklemek yerine onu yüksek faize boğdunuz, ihracatçının rekabet gücünü zayıflatıyorsunuz. Bakın, yakın zamanda -ben de Bolu'da görev yapan bir oda başkanıydım, beyaz et sektörünün yüzde 33'ünü karşılayan iliz- beyaz et sektöründe sorun yaşandı, içeride fiyatları kontrol etmek gerekçesiyle ihracatı sınırlandırdınız, hatta yasakladınız. Bu işler oldubittiyle olmuyor, dış pazarlar kolay kazanılmıyor, yurt dışında müşteriler, bayiler yıllarca çalışılarak bulunuyor. Bir kararla pazarları kaybettiriyorsunuz, ihracat azalıyor, ülkeye giren döviz azalıyor. Üretmeden, ihracat yapmadan döviz ihtiyacını karşılamanız imkânsız. Bugün baskılanan kur yarın büyük bir döviz krizine dönüşebilir, bu gidiş devam ederse Türkiye ciddi bir döviz darboğazının içerisinde kalabilir. Hukuk ve ekonomiye olan güven zedeleniyor, yabancı yatırımcılar gelmiyor, yerli yatırımcılar ise üretimi yurt dışına taşımaya başladı. Piyasa sıkıntıları çeklere de yansıdı. Haziran ayında karşılıksız çekler tutar olarak yüzde 3,2'ye çıktı, adet olarak da yüzde 2,3 oldu. Bu artış şirketlerdeki nakit sıkıntısını da gösteriyor. Değerli milletvekilleri, gerçeklerle yüz yüze gelmemiz lazım, baskıyla enflasyonu düşüremezsiniz. Sanayiciyi yüksek faize mahkûm ederseniz büyüyemezsiniz. İhracatın rekabet gücünü zayıflatarak döviz sorunu çözemezsiniz. Türkiye'nin ihracatının yüksek faize değil yüksek katma değerli ürünlere ihtiyacı var. İhtiyacımız, sıcak para değil yatırımdadır. İhtiyacımız, günü kurtaran politikalarda değil üretimi ve istihdamı büyüten bir kalkınma programındadır. Güçlü ekonomi faizle değil üretimle kurulur. Türkiye'nin geleceği faiz gelirlerinde değil fabrikalarında, alın terindedir.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)