| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 115 |
| Tarih: | 24.07.2026 |
SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Siirt) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizleri izleyen değerli halklarımızı ve cezaevlerinde onurlu, eşit bir yaşamın mücadelesini verdiği için şu anda siyasi rehine olan bütün siyasi tutsakları saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, ülkenin gündemi çok sıcak ama en yakıcı sorunlardan biri de ekonomidir. Gerçekten bu ülkenin birçok derdi var, bu kürsüden her gün ifade ediliyor ama maalesef bu sesi duyan olmadığı gibi bir zahmet tenezzül edip, gelip burada da oturmuyorlar.
Değerli vekiller, bugün milyonlarca yurttaş hayat pahalılığı altında eziliyor; çiftçi üretemiyor, işçi emeğinin karşılığını alamıyor. Ben, dün akşam geç saatte buradan çıkarken -şuradan, kapıdan çıkarken- bir taksi durdurdum, adresi söyledim, taksiyi kullanan emekçi mahcup bir ifadeyle adresi bilmediğini, benim tarif edip edemeyeceğimi sordu. O mahcup ama bu iktidar maalesef hicap duymuyor. Niye? Çünkü o işçi çalışıyor, izin günlerinde ekstra çalışmak için bir de taksiye çıkıyor; dolayısıyla, onun için emeğinin karşılığını alamıyor. Gençlere ise hiç gelemiyorum çünkü onların umudu tükenmiş, çareyi başka ülkelerde arıyorlar fakat iktidar ne yapıyor? Her gün bu en temel, en yakıcı sorunları konuşacağına, bunlara çözüm arayacağına buraya iktidarını nasıl tahkim edeceğine, bürokrasiyi, kurumları nasıl kendi güdümüne alacağına ilişkin kanunlar getirip bu Meclisin gündemini kendi çıkarlarına alet ediyor.
Bakın, TÜİK'in açıkladığı verilere göre, 2025 yılında bitkisel üretim yüzde 11,6 geriledi; yine, tahıl üretimi yüzde 12,3 düştü, meyve üretimindeki kayıp ise yüzde 30'u aştı. Gübre, mazot, enerji ve yem maliyetleri üreticiyi toprağından koparırken iktidarın tarım politikası ithalata bağımlılığı büyütmekten ileriye maalesef gitmedi. Yine, Birleşik Metal İş Sendikasının Temmuz 2026 raporuna göre, 4 kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı beslenebilmesi için aylık gıda harcaması 36.324 lirayı, temel ihtiyaçları karşılayan yaşam maliyeti ise 119.330 lirayı aşmıştır. Milyonlarca emekçi bu rakamların çok altında gelirle yaşamaya mahkûm edilmiş durumda. Bu yoksullaşmanın en ağır yükünü ise maalesef yine kadınlar taşıyor, ekonomik kriz derinleştikçe kadın emeği daha da ucuzlaştırılıyor. Kadınlar güvencesiz ve esnek çalışmanın adresi hâline getiriliyor maalesef. Bir yandan düşük ücretle kayıt dışı ya da geçici işlerde çalışmaya zorlanıyor, diğer yandan ev içi bakım yükünü tamamen kadınların omzuna bırakıyorlar maalesef. İktidar ise kadınların ekonomik hayatta eşit ve güvenceli katılımını sağlayacak politikalardan fersah fersah uzakta. Kadın yoksulluğu artık yalnızca bir ekonomik mesele değil, aynı zamanda derin bir eşitsizliğin ve adaletsizliğin de göstergesidir.
Değerli milletvekilleri, buradaki her vekil emeklilerin durumundan bahsediyor ama ben kısaca şunu söyleyeyim: Arkadaşlar, AKP işten emekli etmiyor, âdeta hayattan emekli ediyor. Ne yapıyor? Ölümü gösterip sıtmaya maalesef razı ediyor. Yıllarca çalışan emeklilerin maaşları daha ayın ortasını görmeden tükeniyor ve bunu konuşacak, buna çözüm üretecek hiçbir şey maalesef mevcut durumda bu Mecliste yok.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Devamla) - Bütün bunların sonucu olarak ortaya çıkan en acı tablo ise maalesef iş cinayetleri. İSİG Meclisinin Haziran 2026 raporuna göre, sadece bir ayda en az 228 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Altı çocuk işçi ve 14 göçmenin de bu ölümler arasında olması emek sömürüsünün ulaştığı vahim noktayı gösteriyor. İşte, ülkenin gerçek meselesi budur. Gerçek sorun açlık sınırının altında yaşamaya zorlanan emekçiler, üretmekten vazgeçen çiftçiler ve denetimsizlik nedeniyle can veren işçiler ama siz bunları çözmek yerine denetim kurallarını da siyasal kadrolaşmanın parçası hâline getiriyorsunuz çünkü liyakatten korkuyorsunuz, bağımsız denetimden korkuyorsunuz, hesap vermekten korkuyorsunuz. Biz ise kamunun sadakatle değil, liyakatle yönetildiği, emeğin hak ettiği değeri gördüğü, denetimin bağımsız olduğu ve halkın kaynaklarının bir avuç ayrıcalıklı kişiye değil, halka ayrıldığı bir düzeni savunuyoruz diyor, Genel Kurul saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)