| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 115 |
| Tarih: | 24.07.2026 |
YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz teklifin en sorunlu düzenlemelerinden biri de yabancılara yönelik ticari taviz düzenlemeleridir. Bu kanun teklifiyle Avrupa Birliği ülkelerindeki yerleşik firmalara, Avrupa Birliği menşeli mallara ve bu malları teklif eden firmalara yerli firmaların hakları ve avantajlarının tanınmasının önü açılmaktadır ve yetki de Cumhurbaşkanına verilmektedir. Ancak bu yetkinin hangi sektörlere, hangi ürünlere, hangi şartlarla verildiği belirsizdir, karşılığında Türk firmaları ne kazanacaktır o da belirsizdir. Yani iktidar yine çok tanıdık bir iş yapmaktadır. Millete büyük tip diplomasi diye anlattığını yabancı firmalara kapıyı ardına kadar açmak olarak gerçekleştirmektedir. Bu anlayış yeni değildir. AK PARTİ'nin siyasette teslimiyetçi çizgisi neyse ekonomideki çizgisi de aynıdır. Dışarıda el yükseltiyor gibi yaparken masada geri çekilmektedirler, içeride yerli ve millî nutuklar atıp kanun metinlerinde yabancıya yeni imtiyazlar yazmaktadırlar, bir tarafta hamaset varken diğer tarafta taviz vardır, bir tarafta NATO mehteriyle milleti uyutma operasyonları çekilirken diğer tarafta yerli üreticinin pazarı yabancıya peşkeş çekilmektedir. Üstelik mesele yalnızca kamu alımlarındaki bu belirsiz mütekabiliyet düzenlemesiyle de sınırlı değildir. Bu teklifin başka maddelerinde de nükleer enerji yatırımlarına yönelik vergi avantajları getirilmektedir. Damga vergisi muafiyeti, KDV iadesi, KDV istisnası, örtülü sermaye kolaylığı vardır. Bütün bunlar nükleer yatırımcısına yeni bir imtiyaz alanı açmaktadır. Türkiye'de bu başlığın en somut adresi de Akkuyu'dur yani kanun tekniğinde "teşvik" denilen şey esasında yabancı sermayeye bir imtiyazdır. Daha acı olan şudur: Dün burada dile getirdik, Karadeniz'de Türk sahipli ticari gemiler hedef alınırken, denizcilerimizin canı yanarken, bölgede Rusya kaynaklı saldırılar Türkiye'nin ticaret yollarını tehdit ederken siz burada ne yapıyorsunuz? "Nükleer yatırım" başlığı altında Rus sermayesine yarayacak yeni vergi kolaylıklarını getiriyorsunuz. Ne güzel dış politikadır bu, değil mi? Gemilerimiz Karadeniz'de vuruluyor, siz Mecliste vergi kapılarını açtırıyorsunuz. Denizcimiz risk alıyor, üreticimiz eziliyor, yerli sanayicimiz bekliyor ama iktidar yabancıya imtiyaz üretmekten vazgeçmiyor.
Bu düzenleme bize tarihten acı bir kavram olan kapitülasyonları hatırlatmaktadır. Zihniyet aynı zihniyettir; yabancıya ayrıcalık tanıyan, yerliyi rekabette zayıflatan, sonra da adına "ticaret" "entegrasyon" "mütekabiliyet" denilen bir anlayış asla kabul edilemez. Şunu açıkça soruyoruz: Türk firmalarının Avrupa'da aynı hakları alacağına dair somut garanti nerededir? Nükleer yatırımlarda bu vergi kolaylıklarının kamu yararına hizmet edeceğine dair etki analizi nerededir? Sektör bazlı koruma planı nerededir? Yerli üreticinin zarar görmeyeceğine dair güvence nerededir? Her zamanki gibi yoktur ama yetki vardır, taviz vardır, belirsizlik vardır, imtiyaz vardır. Biz elbette dünyaya kapalı bir ekonomi istemiyoruz, küresel gerçekliğin de açıkça farkındayız fakat kendi üreticisini koruyamayan bir devlet de istemiyoruz. Mütekabiliyet gerçekse adı konulsun, biz ne veriyorsak en az aynısını alalım. Bu şartlar neden kanun teklifinde yoktur? Görünen o ki politikada ruhban okulu tavizi veren iktidar ekonomide de bu tür imtiyazları vermektedir. Ekonomik veya siyasi taviz ve teslimiyetin her türlüsünü reddettiğimizi ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)