| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 115 |
| Tarih: | 24.07.2026 |
CELAL FIRAT (İstanbul) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Meclisi ve ülkemizin dört bir yanında yaşayan bütün halkımızı saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Tarih yalnızca geçmişte yaşanmış olayların kronolojik sıralaması değildir. Tarih tam da bir toplumsal hafızadır. Bu hafıza her zaman adil de değildir. Bazı isimler büyütülür, bazıları unutulur; bazı sesler duyulur, bazı sesler ise yüzyıllar boyunca sessizliğe mahkûm edilir. Günlük hayatımızda da olduğu gibi tarihi değerlendirirken de önemli yanılgılara düşebiliriz. Geçmişi ya bütünüyle reddeder ya da hiç sorgulamayız, kutsarız. Oysa tarih bugünü anlamak, yarını inşa etmek için yeniden okunması gereken en büyük bir tecrübedir. Geçmişi bugüne taşımak, geçmişi yok saymak da bizi hakikate ulaştırmaz. Asıl mesele, tarihten bugünü aydınlatacak hikmeti, erdemi çıkarabilmektir.
Değerli milletvekilleri, Alevi toplumu ne yazık ki bu toprakların hafızasında uzun yıllar hak ettiği ölçüde yer bulamadı, bulamamıştır. Oysa, bu coğrafyanın hikâyesini, onun vicdanını, irfanını, birlikte yaşama kültürünü Alevi toplum geleneğini anlamadan okumak, yaşatmak mümkün değildir. Bugün, bu kürsüden, bir kez daha bu ülkenin ortak vicdanına seslenmek istiyorum: Bugün konuştuğumuz tek mesele bir inanç grubunun sorunu da değildir. Bugün konuştuğumuz mesele, geçim derdi, adaleti, umut, kardeşlik, birlikte yaşayabilme iradesidir. Bugün pazara çıkan emekli filesini nasıl dolduracağını düşünüyor. Gençler diplomalarını alıyor ama geleceklerini göremiyorlar. Çiftçi toprağını ekip, biçip hesabını yapıyor. Esnaf dükkân açıp tutmanın mücadelesini veriyor. Anne babalar çocuklarının geleceği için kaygılanıyor. Evet, bugün insanlarımız yoksullukla mücadele ediliyor, umut yoksullaşıyor, güven yoksullaşıyor, birbirimizi dinleme kültürü yoksullaşıyor, sevgi azalıyor, öfke büyüyor ve tarih bize göstermiştir ki toplumları yalnız açlık yıkmaz, toplumları sevgisizlik yıkar, adaletsizlik yıkar, kimini öfke yıkar, umudunu kaybetmiş nesiller yıkar. Oysa o toprakların umutsuzluğun değil, umudun toprağı olması gerekir. "Anadolu" binlerce yıldır farklı dillerin, farklı kültürlerin, farklı inançların, aynı gökyüzü altında birlikte yaşayabildiği kadim bir milletin adıdır. Anadolu'yu ayakta tutan yalnızca toprağın bereketi değildir, asıl bereket paylaşmayı bilen insanların vicdanındadır, birbirine uzanan elinde, ortak yaşam kültüründedir çünkü bu topraklarda halklar bize şunu öğretmiştir: İnsanlık ancak insanlıkla çoğalır. Anadolu, Şeyh Bedreddin'in adalet sesini yüzyıllar boyunca taşıdı, taşımaya devam ediyor. O ses eşitliği, paylaşmayı, insan onurunu savunan bir vicdanın sesiydi. Bugün o ses hâlâ bu topraklarda yankılanıyor. Hacı Bektaş Veli "Bir olalım, iri olalım, diri olalım." diyerek farklılıklarımızı ayrılık sebebi değil, birlikte yaşamın zenginliği olarak görmeyi öğütlüyordu. Bugün de yolumuzu aydınlatan bir hakikati dile getiriyordu. İşte o toplulukların bu erdemi, yüzyıllardır bu kadim anlayışı yaşatmaktır. Bizim yolumuz lokma paylaşmaktır çünkü komşusu açken tok yatmanın insan eksilttiğine inanılır. Bizim yolumuzda rızalık vardır, insanın insana üstünlüğü değil insanın insanla kardeşliği vardır. Bizim yolumuzda "Eline, beline, diline sahip ol." ilkesi yalnızca bireysel bir ahlâk ilkesi değildir, toplumsal barışın, ortak yaşamın da temelinin ta kendisidir. İşte bu nedenle Alevilerin taleplerini de sadece Alevilerin meselesi olarak görmek gerekmiyor. Eşit yurttaşlık talebi hepimizin meselesidir. İnanç özgürlüğü hepimizin meselesidir. Adalet hepimizin meselesidir. Hiç kimsenin inancından dolayı ayrımcılığa uğramadığı, hiçbir yurttaşın kendisini ikinci sınıf hissetmediği bir Türkiye istemek sadece Alevilerin, demokrasiye inanan herkesin ortak talebi olmalıdır. Biz cemevlerini ibadethane olarak tanınmasını arzuluyoruz, istiyoruz. İnanç hizmetlerinin kendi inanç önderlerimizin eliyle yürütülmesini arzuluyoruz. Devletin bütün inançlara eşit mesafede durmasını arzuluyoruz. Çocuklarımızın farklılıklarından dolayı değil başarılarıyla anıldığı bir gelecek istiyoruz. Bunlar bir ayrıcalık değildir, bunlar eşit yurttaşlık idealinin doğal sonucudur. Bugün de demokrasinin, hukukun, toplumsal barışın yanında olmaya devam etmemiz gerekiyor.
Değerli milletvekilleri, toplumların gerçek zenginliği kasalarındaki para değildir, gerçek zenginlik adalettir, vicdandır, kardeşliktir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun devam edin
CELAL FIRAT (Devamla) - Ülkemizde insanlar birbirine güvenmiyorsa en büyük yoksulluk budur. Bir ülkede insanlar birbirinin acısını hissetmiyorsa en büyük eksiklik budur. Ama bu ülkenin mayası gereği birbirimize güvenmemiz lazım çünkü bu coğrafyanın mayasında kin, nefret yoktur, muhabbet vardır; intikam yoktur, helalleşme vardır; ötekileştirme yoktur, insan sevgisi vardır. Bugün bize düşen görev bu kadim mirası yeniden hatırlatmaktır, soframıza yeniden bereketi, gönüllerimize yeniden umudu, meydanlarımıza yeniden kardeşliği taşımaktır çünkü barış yalnızca çatışmaların olmaması demek değildir, barış herkesin kendisini eşit, özgür, onurlu hissettiği bir hayatı birlikte kurabilmektir diyor, bu duygu ve düşüncelerle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Aşk ile. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)