GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:115
Tarih:24.07.2026

FERİT ŞENYAŞAR (Şanlıurfa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Torba kanun teklifinin 19'uncu maddesi hakkında söz almış bulunmaktayım. Türkiye halklarını ve cezaevindeki bütün yoldaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Bu kanun teklifinin 19'uncu maddesi özetle nükleer enerji yatırımlarına vergi avantajı sağlamayı öngörüyor. Türkiye'nin geleceği, doğa ve ekosistem düşmanı nükleer enerjiyle değil barışın ve adaletin sağlanmasıyla inşa edilmelidir. Dolayısıyla, bugün burada Türkiye'yi ve Orta Doğu'yu yakından ilgilendiren, ortak ve bir arada yaşam arayışımızın yol haritası olan barış ve demokratik toplum süreciyle ilgili konuşmak istiyorum. Bu süreç sadece siyasetin konusu değildir.

19'uncu yüzyıldan, Osmanlı'dan bu yana süregelen bir meselenin, Kürt meselesinin çözümü için tarihî adım atıldı. Kürt meselesinin çözümü demek, bin yıldır bu topraklarda bir arada yaşayan, yüz yıldır arasına nifak sokulmuş Kürt ve Türk halklarının yeniden bir arada yaralarını sarması anlamına geliyor. Daralan zaman dilimi içinde vakit kaybetmeden çözüm için adımlar atılmalıdır. Bu aşamada tek yanlı gelişmeler yetersizdir. Çok vurgulandığı gibi tek kanatlı kuş uçmaz. Bu aşamada her şeyi devletten beklemek ne kadar yanlışsa, devletin ve iktidarın kendini bir engel hâline getirilmesi ve gerekli adımları atmaması da o kadar yanlıştır. Barıştan, demokrasiden ve siyasi çözümden yana olan tüm güçlerin de tereddütsüz olarak kendini ortaya koyması olmazsa olmaz şarttır. Tarih bize göstermiştir ki çatışmaların ve kutuplaşmaların kimseye faydası olmamıştır. Aksine her çatışma annelerin gözyaşlarını, ekonomik kayıpları, toplumsal güvenin zedelenmesini ve en önemlisi de kaybedilen canları beraberinde getirmiştir. Artık bu kısır döngüye "dur" demenin, silahların ve şiddetin gölgesinde siyaset yapma devrini geride bırakmanın vakti çoktan gelmiştir.

Barış bir tarafın kaybedeceği bir zafiyet değildir. Aksine en büyük erdem ve en güçlü siyasi iradenin göstergesidir. Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed bir hadisişerifinde şöyle buyurur: "İnsanların arasını düzeltmek yani barış sağlamak namazdan, oruçtan ve sadakadan daha üstündedir." Mâide suresinin 8'inci ayetinde ise şöyle buyurmuştur: "Ey iman edenler, Allah için adaleti ayakta tutun, hakikat şahitleri olun, bir topluluğa olan kininiz sakın sizi adaletsizliğe sürüklemesin." Emfâl suresi 61'inci ayette ise "Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de onlara yanaş ve Allah'a tevekkül et. Şüphesiz O işitendir, bilendir." şeklinde emrolunmuştur. Medine Sözleşmesi de bunun vesikasıdır.

Demokratik bir toplumun inşası, farkların birer tehdit olarak değil, aksine zenginlik olarak kabul edildiği bir zemin üzerinde yükselir. Bu süreçte en temel hedefimiz; kapsayıcı ve onarıcı bir hukukun egemen olduğu, insan haklarının ve ifade özgürlüğünün güvence altına alındığı, kimsenin dilinden ve inancından dolayı ötekileştirilmediği çoğulcu bir demokrasiyi inşa etmektir. Toplumun tüm kesimlerinin kendini eşit ve özgür bir yurttaş olarak hissettiği bir ülke, aynı zamanda, sırtını güvenle geleceğe yaslayan güçlü bir ülkedir.

Barış ve demokratik toplum süreci, sabır, kararlılık ve karşılıklı diyalog gerektirir. Unutmamalıyız ki barışı korumak, müzakere etmek ve uzlaşmak cesaret ister. Bu cesaret gösterilmiştir, şimdi gereğini yerine getirme zamanıdır, toplumun beklediği yasaları çıkarma zamanıdır. Siyaset kurumundan demokratik kitle örgütlerine, akademisyenlerden medya mensuplarına kadar hepimize bu süreçte büyük bir sorumluluk düşüyor. Dilimizi ötekileştirici ve dışlayıcı unsurlardan arındırmalıyız.

Annelerin gözyaşlarının dindiği, gençlerin geleceğe umutla baktığı, ölümlerin olmadığı, kimsenin ötekileştirilmediği, endişelerin yerini güvenin aldığı bir Türkiye mümkündür. Bu toprakların çocukları, çatışmayı ve çözümsüzlüğü değil, barışın ve kardeşliğin mirasını hak ediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin.

FERİT ŞENYAŞAR (Devamla) - Bu duygu ve düşüncelerle ortak vatanımızda kalıcı barışın, demokrasinin ve adaletin tesis edilmesi için elini taşın altına koyan tüm taraflara teşekkür ediyoruz, şükranlarımızı sunuyoruz. Aynı zamanda "Kürt sorunu çözülene kadar ben Kürt'üm." diyen Sayın Sırrı Süreyya Önder'i de rahmetle, minnetle anıyoruz.

Barışta hayır vardır, barışın kapsayıcı sıcaklığıyla tüm Türkiye halklarını saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)