GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:114
Tarih:23.07.2026

SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Siirt) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gecenin bu saatinde burada hâlâ bir umut "Bir şeyler değişir mi?" diye oturan, mücadele eden, bu Mecliste halkın iradesini temsil eden bütün vekilleri saygıyla selamlıyorum.

Bugün bu kürsüden, bir kez daha, adaletin, hukukun ve vicdanın neden bu ülkede her geçen gün biraz daha aşındığını konuşmak zorundayız. Neden mi? Çünkü hukuk iktidarın işine geldiğinde işletilen, işine gelmediğinde askıya alınan bir araca dönüştürülmüştür; hepimiz az önce canlı olarak yaşadık bunu maalesef. Geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren Abdulalim Kaya yıllarca cezaevinde tutuldu, tedavi hakkına zamanında erişemedi, tahliye olduğunda da maalesef artık çok geçti, yaşamını yitirdi. Yine, beyin kanaması geçirip günlerce yoğun bakımda kaldıktan sonra yeniden cezaevine gönderilen Mehmet Şirin Çelik'in durumu da aynı anlayışın sonucudur. Ağır hasta mahpusları cezaevinde ölüme terk eden bu anlayışın adı hukuk mudur adalet midir, buradan sizlere sormak isterim. Kadın tutsaklar bakımından da tablo farklı değildir, hatta daha ağırdır. Hasta kadın mahpuslar yaşam hakkı ile cezaevi koşulları arasında sıkıştırılırken TJA eski Sözcüsü Ayşe Gökhan hakkında yeniden yargılamada verilen ağır hapis cezası ve tutukluluğunun devamına ilişkin kararda yargının nasıl bir baskı mekanizmasına dönüştürüldüğünü bir kez daha hepimiz görmüş olduk. Hasta tutsakları ölüme terk eden, kadın siyasetçileri cezalandırmayı sürdüren bir anlayışın topluma vereceği tek şey daha fazla adaletsizlik, daha fazla güvensizliktir. İşte, bugün önümüzde bulunan kanun teklifi de aynı zihniyetin ürünüdür çünkü mesele hiçbir zaman hukuk değildir; mesele, hukukun kimin için, ne zaman ve nasıl uygulandığıdır. Üstelik bu düzenleme kamu ihale sistemindeki gerçek sorunları çözmemektedir. Kamu İhale Kanunu iktidarınız döneminde onlarca kez değiştirilmiş, sayısız istisnayla işlevsiz hâle getirilmiştir. Kamu kaynaklarının belli şirketlere nasıl aktarıldığını, pazarlık usulünün nasıl kural hâline getirildiğini artık bu ülkede bilmeyen hiçbir vatandaş yok maalesef ama sıra belediyelerin halka ekmek, ulaşım, su ve sosyal hizmet sunan şirketlerine gelince birden rekabetten, şeffaflıktan ve bilmem neyden, neyden dem vurur iktidar vekilleri. Büyük müteahhitlere, enerji şirketlerine ve iktidara yakın sermaye çevrelerine tanınan ayrıcalıklara dokunmuyorsunuz, halkın belediyelerini ise yeni kısıtlamalarla kuşatıyorsunuz. Bu açık bir çifte standart değil de nedir diye sormak isterim burada yine. Tercihiniz yine halktan yana değil, sermayedardan, yandaştan yana oluyor maalesef.

Bu düzenlemeyi kayyım rejimden bağımsız ele almak mümkün değil arkadaşlar. Seçilmiş belediye eş başkanlarını görevden alıp yerine kayyumlar atadınız, belediyelerimizi gece gündüz müfettişlerle denetlediniz. Peki, ya aynı denetimi kayyımlara uyguladınız mı? Kürtçede derler ya "..."(*) Bir gün denetlemediniz, yaptıkları israfı, çaldıkları rantı, yedirdikleri şeyin hiçbirini sorgulamadınız ama biz gerçek bir kamu ihale reformundan yana olduğumuzu her defasında ifade ettik, bir kez daha ifade edelim: Gerçek reform yandaş sermayeye tanınan ayrıcalıkları koruyup yerel yönetimleri cezalandırmak değildir, gerçek reform... Dolayısıyla, sizin bu yaptığınız "reform" adı altında ki değişiklikler işiniz bitince değişiyor, işiniz tekrar hasıl olunca, bir şeye ihtiyacınız olunca resmî şeyle tekrar değişiyor maalesef yani sizin canınız ne isterse salt çoğunluk sizde olduğu için, ilkel çoğunluk sizde olduğu için -çünkü demokrasiden bahsetmek mümkün değil- hemen kanuna başvuruyorsunuz; tekrar, zamanı gelince değiştiriyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Devamla) - Gerçek reform kamu kaynaklarını halkın yararına eşit, adil ve şeffaf kurallarla yöneten demokratik bir ihale düzenlemesi olmalıdır diyorum. Bu nedenle, bu ve benzeri getirdiğiniz, halkın yararına olmayan, kamunun yararına olmayan hiçbir teklife "Evet." demedik, demeyeceğiz.

Mücadelemizi buradan bir kez daha devam ettireceğimizi ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)