GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:114
Tarih:23.07.2026

BURAK DALGIN (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Nükleer enerji Türkiye için bir ihtiyaçtır. Önce bunu tespit ederek başlayalım. Ekonomik ihtiyaçtır çünkü hem sanayimiz için hem kuracağımız veri merkezleri için bir baz yüke ihtiyacımız var. Güneş gece ışıldatmıyor, rüzgâr her zaman esmiyor, depolama teknolojileri belli bir safhaya gelene kadar bizim bir baz yükümüzü temin etmemiz lazım. Nükleer enerji bu açıdan önemli. Teknolojik açıdan da bu bir ihtiyaç çünkü ciddi bir nükleer programı hem malzeme bilimi için hem mühendislik için hem değer zinciri yönetimi için önemli. Çevresel açıdan da bir ihtiyaç çünkü karbon salımını düşürüyor. Nihayet stratejik bir ihtiyaç çünkü petrol gibi, kömür gibi, doğal gaz gibi şeyleri dışarıdan almamızı engelliyor. Velhasıl güvenli ve çevre dostu bir nükleer programı bizim için fevkalade önemli, bilhassa da küçük modüler reaktörleri kaçırma lüksümüz yok.

Şimdi, bunu kaçıranların başına geliyor, Almanya iyi bir örnek. Onların nükleeri bırakma hikâyesi hakikaten ülkeyi ne hâle getirdiğini göstermesi açısından ibretlik. Eğer nükleeri bırakmasalardı elektrik fiyatları yaklaşık yüzde 25 daha düşük olacaktı, bugünün yarısı kadar elektrik ithal edeceklerdi. Sadece ekonomik değil, çevre açısından da bu büyük bir başarısızlık oldu. Elektrik üretiminde fosil yakıtları yüzde 50, doğal gazı yüzde 80 daha az kullanacaklardı. Jeopolitik olarak zaten iş bir faciayla bitti. Rus enerjisine bağımlı hâle geldiler. Polonya'nın kömürle ürettiği, Fransa'nın nükleerle ürettiği elektriğe muhtaç hâle geldiler.

Şimdi, değerli arkadaşlar, nükleer santrallere bu maddeyle bir teşvik sağlanıyor. İyi, güzel ama fevkalade yanlış bir şekilde sağlanıyor. Teşvik dediğimiz şey yatırımcı kazmayı toprağa vurmadan önce belirlenir. Böylelikle bir ihaleye girenler, firmalar risk hesabını, finansman modelini ona göre yapar, ona göre yarışır, ona göre teklif verir. Hâlbuki bizim karşımızdaki teklif maç başladıktan sonra oyunun kurallarını değiştiren bir teklif. Velhasıl ihale bittikten, yatırım başladıktan sonra verilen teşvik, teşvik değildir, olsa olsa servet transferidir. Belki baştan daha ucuza yapacak bir yatırımcı çıkabilirdi bu özellikleri bilseydi. Ona imkân verilmedi, neticede hem o yatırımcı o işe alamadı hem de vergi ödeyenin cebinden daha fazla para çıktı.

Mesele bununla da bitmiyor, teşvik çerçevesinde açık uçlu bir mekanizma kuruluyor. "Yatırım tamamlanmazsa iade edilen vergi faiziyle geri alınır." diyor. Şimdi, bu "yatırımın tamamlanması" ne demek, onu anlamak mümkün değil. Mesela, tesisin tamamı mı, tek bir reaktörü mü, yoksa sadece inşaat safhası mı, bunlar tamamen meçhul. Mesela, Akkuyu, Türkiye'de inşa edilen nükleer santrala baktığımızda, 2023 senesinin sonunda 4 reaktör birden çalışacaktı; gelinen noktada, 2026'nın sonunda 1 tane reaktör belki çalışacak. Şimdi, bu yatırım tamamlandı mı, tamamlanmadı mı? Meçhul.

Bitmedi, bu teşvik kayıtsız şartsız bir teşvik. Yerli tedarik şartı yok, teknoloji transferi şartı yok, takvim şartı yok, kapasite kullanımı şartı yok. Bu bize neyi hatırlatıyor? BYD faciasını hatırlatıyor. Hatırlayalım: BYD şirketi "Manisa'da bir fabrika kuracağım." dedi, ciddi vergi teşviklerinden yararlandı. Birinci gün itibarıyla kasaya parayı almaya başladı. Arada biz sorduk, dedik "Bu iş nasıl gidiyor?" "Ya, merak etmeyin, bir şey olmuyor." dendi. Bir daha sorduk "Ya, olursa biz onu geri alacağız." dendi. Neticede, BYD "Ben bunu yapmıyorum kardeşim. Yatırımı İspanya'ya yapıyorum, yatırımı Macaristan'a yapıyorum." dedi. Neticede el ele, baş başa kaldık. Yani aynı faciayı bir de nükleerde yaşamayalım lütfen. Kritik teknoloji transferi maddesi olmadan nükleere teşvik veremezsiniz. İki kere iki dört.

Daha büyük bir mesele, hayret bir mesele, bu teşvik orijinal kanun teklifinde yoktu biliyorsunuz, Komisyon aşamasında eklendi. Sorunca da "Biz bir aydır bunun üzerinde çalışıyoruz." diyor bürokratlar. E, o zaman niye kanun teklifinde bu yok, niye etki analizi yok, niye maliyet hesabı yok diye büyük bir soruyla karşı karşıyayız.

İşin daha da ilginç kısmı, inşaattaki KDV iadesini Sayın Mehmet Şimşek'in Bakanlığı döneminde mevcut Hükûmet kaldırdı. Hangisi yanlıştı; o mu yanlıştı, bu mu yanlıştı? İki üç senede bir oyun mu oynuyoruz arkadaşlar birbirimizle? "Teşvik Akkuyu için hazırlanmadı." diyorsunuz ama teşvik geçmiş projeleri de kapsıyor, apar topar madde kanununa sokuluyor. Peki, ben soruyorum: Bu işin S-400'le bir alakası var mı, yok mu? S-400'den vazgeçme karşılığında birilerine bir prim mi ödeniyor? Daha açık söyleyeyim: Gene milletin kesesinden diyet mi ödüyorsunuz? Şunu Allah aşkına bir söyleyin. Nihayet, devletin KDV alacakları maalesef tek yönlü çalışıyor; devasa nükleer yatırımcısının fikri düşünülüyor, KOBİ'lerin fikri düşünülmüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın.

BURAK DALGIN (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkanım.

Bakınız, İstanbul Sanayi Odası İkinci 500 listesini daha yine açıkladı. "İkinci 500" dediğimiz şirketler, "Anadolu kaplanları" dediğimiz şirketler. Bu 500 şirket geçen sene 44 milyar lira kâr etmiş, 44 milyar lira, yani 1 milyar dolar; o zaten maalesef çok düşük de onu konuşmayacağım, KDV iadesini konuşacağım. Mehmet Şimşek'e soruyorum: "KDV iadelerini biz ödüyoruz." diyor ama Balıkesir'deki, Konya'daki, Diyarbakır'daki sanayici ve KOBİ "Biz bu parayı alamıyoruz." diyor. Peki, İkinci 500'ün kârı 44 milyar lira, devlette bekleyen KDV alacağı 20 milyar lira. Yani Anadolu kaplanlarının altı aylık kârını bedavaya Hazine kullanıyor. Ya yazık, günah değil mi? Bir yandan "Finansman açığı var." diyoruz, bir yandan adamların altı aylık parasının üzerinde Hükûmet bedavaya oturuyor.

Sonuç olarak, soruyorum: Anadolu kaplanlarımıza reva görülmeyen şey, büyük nükleer yatırımcısına niye hak görülüyor?

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)