GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:114
Tarih:23.07.2026

CEMALETTİN KANİ TORUN (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Plan ve Bütçe Komisyonundan gelen bir kanun teklifini görüşüyoruz. Emeklilerimiz buradan gelecek güzel haberleri beklediler, gözleri kulakları bu komisyondan çıkacak kararlardaydı. "Bu maaş bizim için yeterli değil." dediler. "İnsan onuruna yakışan bir maaş değil." dediler. Açlık sınırı, yoksulluk sınırı, asgari ücret ortadayken bizler burada 23.552 lirayı oylayacağız. Arkadaşlar bu, sürdürülebilir bir ekonomi yönetimi değildir, bu, sürdürülebilir bir ücret politikası da değildir. 2026 yılında emekliyi, emekçiyi açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm etmenin verdiği rahatsızlıkla bu Meclisin dolup taşması gerekir ancak maalesef mümkün olmuyor. Peki, neden? Sayın milletvekilleri, biliyorsunuz, ülkemiz çevresindeki birçok ülkenin aksine doğal kaynaklara sahip değil; petrol, doğal gaz gibi bize gelir getiren emtialarımız yok. Ülkemizin değer üretebildiği birkaç iş kolu var ya da artık "Vardı." demeyelim. Bunlar sanayi, tarım, hayvancılık, turizm, tekstil ve diğer üretim alanları. Bereketli arazilerimizi kota politikalarıyla, yanlış fiyatlandırmalarla, hatalı sulama uygulamalarıyla, eğitimsizlik ve denetimsizlikle maalesef kuruttuk. Bugün ithal etmediğimiz tarım ürünü neredeyse kalmadı. Keza hayvancılıkta da benzer sorumsuzlukla, yanlış ithalat politikalarıyla ve üreticiye gerekli desteğin verilmemesi nedeniyle tarihin en kötü dönemlerinden birini yaşıyoruz. Elimizde kala kala turizm ve üretim kalmıştı. Onları da hatalı ekonomik politikalarla ve tarafsız ve bağımsız olmayan yargı düzeniyle kaybediyoruz. Açlık sınırındaki asgari ücrete rağmen üretimin Mısır'a ve iş gücü daha ucuz olan ülkelere kaydığını biliyoruz. Siyasi hesaplarla yürütülen faiz ve döviz politikalarının sonucu kapısına kilit vuran fabrikalar oldu.

Değerli milletvekilleri, peki, bütün bunların ortak sebebi nedir? Neden tarımda da turizmde de üretimde de aynı tabloyu görüyoruz? Çünkü bütün bu alanların temelinde güven vardır, güvenin temelinde ise adalet vardır. Tüm bu saydığım olumsuzlukların en önemli sebeplerinden biri de ülkemizde adil bir yargı sisteminin olmayışıdır. Her fırsatta bastıra bastıra söylenen hukuk devleti ilkesinin yine her fırsatta ihlal edilmesidir. "İstediğimiz zengin ederiz, istediğimizi batırırız." anlayışının, kayyum uygulamalarının, siyasi partilere yargı eliyle doğrudan müdahale eden politikaların neticesi bugün emekli maaşının 23.000 lira olmasıdır. Mehmet Şimşek'in tüm çabalarına rağmen Türkiye uzun vadeli yatırım alamıyor çünkü yatırımcı ülkemize güvenmiyor, hukuk sistemimize güvenmiyor. Birbiriyle eklemlenmiş adalet, ekonomi, yatırım, üretim denklemini yeniden tesis etmek zorundayız. Bakınız, Türkiye on yıldır tek adam rejimiyle yönetiliyor; on yıldır ekonomide de insan haklarında da adalette de her geçen gün daha geriye gidiyoruz. KHK denilen zulüm çarkı içerisinde bir ihbarla insanların hayatları karardı. Gürültü yaptığı için komşusunu, anlaşamadığı memuru, hoşlanmadığı amirini ihbar ederek insanların sosyal ölüme mahkûm edildiği örnekler gördük. Bir telefonla listeye giren, başka bir telefonla listeden çıkan insanlar oldu. Bunları inkâr edebilir misiniz? "Hiç kimseye haksızlık etmedik." diyebilir misiniz? Öyle hatalar yapıldı, öyle dosyalar yıllarca incelenmedi ki insanlar hayatlarını kaybetti, intihar edenler oldu, ağır hastalıklarla mücadele edenler oldu, iş bulamadığı için ekmeğe muhtaç hâle gelenler oldu.

Devlet adaletle kaimdir. Artık her yanımızı saran bu adaletsizliğe ve hukuksuzluğa "Dur!" deme vaktidir. Gelin, ekonominin de adaletin de sivil toplumun da çürümesine sebep olan bu ucube sistemden hep birlikte kurtulalım. Gelin, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçelim, Cumhurbaşkanını bu Mecliste birlikte seçelim. Siyasi mahkûmları özgürlüklerine kavuşturarak adil bir seçime gidelim. Çare bu Meclisin inisiyatifindedir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)