| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 114 |
| Tarih: | 23.07.2026 |
CELAL FIRAT (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; emekli maaşlarının düzenlenmesine ilişkin hükümleri içeren Bazı Kanunlar Üzerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 9'uncu maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Bugün burada önümüzde bir torba kanun var ama memleketin asıl torbası çoktan delinmiş vaziyettedir. Pazara çıkan emeklinin filesi boş, eve dönen annenin tenceresi boş, gencin cebi boş, çiftçinin ambarı boş, esnafın dükkânında maalesef müşteri yok. Kiracı ev sahipleriyle ciddi çerçevede sıkıntılar yaşıyor. Emekli, marketten utanıyor; market, işçisiyle ciddi çerçevede sorunlar, sıkıntılar yaşıyor. Genç iş ararken maalesef umudunu kaybediyor. Biz burada 34 maddeyi konuşuyoruz, millet ise ayın sonunu nasıl getireceğinin hesabını yapmaktadır, faturaları nasıl ödeyeceğini hesaplıyor, çocuklarına nasıl bir gelecek bırakacağını kara kara düşünüyor. Önümüze öyle bir torba kanun getirmişsiniz ki insan bazen şaşırıyor, bir maddede öğretmen, öbür maddede uçak, sonra sinema, ardından PTT, sonra siber güvenlik. İnsanın aklına şu geliyor: Bu memlekette birbirinden bağımsız hiçbir mesele kalmadı da hepsine aynı çuvala dolduruyorsunuz. Hangi konu birbirine bağlı ki bunları tek bir kanunla halletmeye çalışıyoruz. Burası halkın meclisi değil mi, burası millet adına kanun yapan yer değil mi? Konu kendi içinde, kendi komisyonunda, kendi uzmanlarıyla tartışılsın. Milletin neyin neden değiştiğini bilmesini isteriz. Oysa torba kanunla hem Meclisin denetim hakkı zayıflıyor hem de millet neyin ne olduğunu anlayamıyor, sonra da dönüp Mecliste ciddi çerçevede tartışıyor, Meclisin itibarına gölge düşüyor. "Konuşacak alan bırakıyor musunuz?" diye tartışmalar oluyor, tartışma imkânı maalesef verilmiyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu teklifin içinde emeklinin sofrasını büyüten tek bir madde yok, asgari ücretin nefes almasını sağlayan tek bir düzenleme de yok, çiftçiyi toprağında tutacak, mazotunu, gübresini ucuzlatacak bir destek de yok, esnafın yükünü hafifletecek, kira ve vergi baskısını azaltacak bir adım da yok, gençlere umut olacak, istihdam yaratacak tek bir cümle de yok ama idari para cezalarını artıracak maddeler var, vatandaşa dolaylı yük getirecek düzenlemeler var. Kısacası, milletin derdi ile devletin gündemi birbirinden gittikçe uzaklaşıyor. Millet geçim derdindeyken biz burada başka şeyleri konuşuyoruz.
Değerli milletvekilleri, görüştüğümüz 9'uncu madde, sivil havacılıkla uygulanacak idari para cezalarını 5 kat arttırıyor. Havacılıkta güvenlik elbette ki tartışılmaz, insan canı her şeyden kıymetlidir, kuralları ihlal eden elbette ki bunun hesabını vermelidir, buna kimsenin itirazı da olamaz ama burada şu soruyu sormak zorundayız: Bu cezayı gerçekten kim ödeyecek, şirket mi yoksa bu şirketin uçağına binmek zorunda kalan, başka alternatifi olmayan vatandaş mı? Hepimiz biliyoruz ki bugün bu ülkede hiçbir büyük maliyet olduğu yerde maalesef kalmıyor. Bir süre sonra bilet fiyatı hizmet bedeline, bagaj ücretine, ekstra harcamalara dönüşüyor; sonunda dönüp dolaşıp vatandaşın cebinden, hepimizin cebinden çıkıyor, memleketine, annesini görmeye giden emeklinin cebinden çıkıyor; iş görüşmesine, sınavına yetişmeye çalışan genç ödüyor, tedavi olmaya, sevdiklerinin yanına giden hasta ödüyor yani cezayı kesiyoruz ama faturayı millete ödetiyoruz. Bu, adalet değildir, bu vicdan da değildir.
Bir başka mesele daha var: Şirketler maliyetler arttı diyerek ilk kimi gözden çıkarıyor? Çalışanı. Ücreti baskılıyor, personelini azaltıyor, sonra taşeronlaştırmaya gidiliyor, sonra hem çalışan mağdur oluyor hem de hizmetin kalitesi düşüyor, uçuşlarda gecikmeler artıyor, güvenlik riski aslında daha da büyüyor. O yüzden, mesele sadece cezayı büyütmek değildir, asıl mesele cezayı hak edene ödetmektir, bedeli vatandaşın sırtına yüklememektir. Bizim istediğimiz de budur; kuralı bozan bedelini ödesin diyoruz, ama emekli ödemesin, işçi ödemesin, öğrenci ödemesin, bu ülkenin alın teriyle yaşayan, vergisini ödeyen, bu devlete emanet olan insanlar ödemesin diyoruz çünkü devlet dediğiniz şey, güçlü olanı koruyan değil, güçsüzün hakkını gözeten mekanizmadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
CELAL FIRAT (Devamla) - Adalet dediğiniz şey de cezanın büyüklüğü değil, vicdanın büyüklüğüdür, vatandaşın hukukunu koruyandır.
Bu duygu ve düşüncelerle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. Aşk ile. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)