GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:114
Tarih:23.07.2026

NECMETTİN ÇALIŞKAN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ne yazık ki depremin üzerinden dört yıla yakın bir süre geçmesine rağmen büyük oranda sorunlarımız aynen yerinde duruyor. Depremden bugüne enkaz kaldırıldı, TOKİ inşaatları başladı bitmek üzere ama bunun dışındaki hemen bütün sorunlar aynen duruyor. Özellikle, burada gündeme getirmek istediğim hususlardan biri, Hazine ve Maliye Bakanlığının terör estirircesine depremzede esnafa yüklenmesi. Özellikle de 6 Şubat depremini müteakiben altı ay süreyle iş yerini açmamış olan insanlara "Sen bu sürede hiç fatura kesmedin." diye ceza geliyor. Olağanüstü şartlarda olağan talepler bekleniyor Bakanlık tarafından. Bu açıdan da iktidara bu konuyu hatırlatmak istiyoruz. Bu bölgedeki insanlar hâlen mağdur. Dört yıldır inşaatlar sürüyor, hâlen de dört yıl daha bu sürecin devam edeceği öngörülüyor, deniyor ki "Biz inşaat yapıyoruz, sen her şeye sabret." Dükkân işleten esnaf kendi dükkânına giremiyor, yollar kapalı, çamur, toz, bir şekilde enkaz var; bu hâlin böyle devamı hiçbir şekilde mümkün değil. Bunlardan ötesi, TOKİ inşaatları büyük ölçüde tamamlandı, rezerv alanlardaki yapı tamamlandı ama işçilik berbat, duvarlardan su akıyor, eğri duvarlar, suyu, elektriği, her şeyi sorunlu. Nihayetinde bu insanlara konutlar teslim edilemediği hâlde bir taraftan da kamu kendi yükünden kurtulmak üzere konteyner kentleri boşaltmaya çalışıyor, bir taraftan "Derhâl boşaltın." diyor, bazılarını şehrin 30 kilometre dışındaki başka bir konteynere taşınmaya zorluyor; maksat yıldırmak, bastırmak. Çarşı içerisindeki konteynerlerin elektriğini kesiyor, kadınların -affedersiniz- WC'sinin kapısını kilitlediler, sırf burası çalışmasın diye. Sanki kayyum atanmış, bıktırmak üzere iş yapıyor gibi bir vaziyet ne yazık ki var. Evini teslim alamamış vatandaşımız konteyneri tahliye etmekte zorlanıyor, gidip ev kiralayacak, hiç kimse üç ay, altı ay için ev de vermiyor. Çok büyük bir facia, bunun için de şu görülmeli ki hâlen hiçbir şey normale dönmedi. Siz kamu olarak üzerinize düşeni yapmamışken vatandaştan hiçbir şey beklemeye hakkınız yok.

Bütün bunlardan öte değerli milletvekilleri, TOKİ, evini teslim almamış vatandaştan güvenlik, aydınlatma, ısıtma için aidat istiyor. Adam evine geçmemiş, altı aydır haberi yok, haciz çıkarılıyor "Şu ev senin adına kayıtlı görünüyor, bu kadar borcun var." diye. Bu kadar insafsız davranmak elbette kabul edilemez.

Değerli milletvekilleri, başka önemli bir sorun sınır kapısı. Hatay Reyhanlı Cilvegözü Sınır Kapısı Türkiye'nin ikinci büyük kara hudut kapısı ama araçlar bir hafta sıra bekliyor yükünü boşaltmak için. Bunda bir miktar karşı tarafın yeterli hazır olmayışının etkisi var ama büyük ölçüde bizim idari mekanizmada Gümrük Bakanlığının yeterli personel takviyesi yapmayışından kaynaklı. Bu ürünler burada bekleyince şoförün yevmiyesi, aracın yevmiyesi, eğer sebze ve meyve ise ürünün raf ömrü, termoking yakıt gideri ve dolayısıyla da araçlarda gün uzadığı için işletmeler açısından maliyet; nakliye fiyatları fırlıyor. Ülkemizin taşıma kapasitesi doğal olarak buradaki beklenen süre kadar azalmış oluyor. Bunun için yapılması gereken şey, sınır kapılarına destek vermek, buradan geçişleri hızlandırmak, hayatın olağan akışı içerisinde sürmesini sağlamak.

Burada arz edeceğim başka bir önemli sorun ise Hatay'da görev yapan memurlar, bürokratlar. Bu insanlara herhangi bir vilayetimizde çalışan gibi muamele yapmak kabul edilemez. Bu insanların büyük çoğunluğu ailesini, çocuğunu başka illere bırakmış, Hatay'daki şartlar normal olmadığı için tek başına yaşam sürüyor. Eğer siz bu insanlara ek destek, ek teşvik vermezseniz burada kimseyi tutamazsınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Bu açıdan da nasıl geçmişte OHAL kapsamında görev yapılan yerlerde bürokratlara ek tazminat veriliyor idiyse bugün de deprem bölgesinde görev yapan bütün memurlara ek teşvik, ek destek verilmelidir.

Bütün bunlardan öte, yine, İskenderun Teknik Üniversitesi ve Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi bünyesinde görev yapan akademisyenlere başka üniversiteye tayin hakkı tanınmalıdır. Başka üniversiteden kadroya aldığı hâlde YÖK'ün baskısıyla yerel üniversiteler bu personelin, akademisyenlerin ayrılmasına izin vermiyor. Hayati şartlarda zorlukla karşılaşan bu insanlar istifa ederek ayrılmak zorunda kalıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Buradan aylardır bu sorunları söylediğimiz hâlde ne yazık ki bu sorunların aynen devam ediyor olması da ayrıca üzüntü verici. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)