| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 113 |
| Tarih: | 22.07.2026 |
SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; erkek şiddeti sonucu katledilen tüm kadınların mücadelesini saygıyla anıyor, bununla mücadele eden, içeride, dışarıda yaşamın her alanında bu şiddetle mücadele eden bütün kadınları da buradan bir kez daha saygıyla selamlıyorum.
Bu ülkede artık kadınlar yalnızca öldürülmüyor, göz göre göre ölüme terk ediliyor, korunmuyor, tehdit ediliyor, yardım istiyor, duyulmuyor, şikâyet ediyor, karşılık bulmuyor. Sonra da o dosyaların, katledilen kadınların dosyalarının üzerine "şüpheli ölüm", "intihar", "kaza" diyerek maalesef gerçekler karartılıyor. Bir kadının yaşam hakkını koruyamayan bir devlet hiçbir kutsal aile söylemiyle bu gerçeğin üzerini de örtemez.
Bakın, değerli milletvekilleri, Mekiye Akyel 4 çocuk annesi, yıllarca sistematik şiddet gördü, defalarca devlete başvurdu, kadın sığınmaevlerinde kaldı. Bu mücadelenin ardından boşandıktan yalnızca bir gün sonra yıllardır Mekiye'den haber alınamıyor ve Mekiye'yle ilgili korkunç iddialar var. Ürpertici bir iddia, Mekiye'nin tandırda erkekler tarafından yakılarak katledildiği iddia ediliyor. Yine, aynı köyde, aynı şekilde 3 tane daha kadının aynı yöntemle katledildiği iddia ediliyor. Özellikle Mekiye Akyel dosyasında bugün 3 kişi tutuklu ama Mekiye'nin bedeni hâlâ bulunamadı. Geride kalan çocukları ise annelerinin ölümünden sorumlu olduğu iddia edilen ailenin yanında yaşamaya devam ediyor. Ablası tehdit ediliyor, bu haberleri haberleştiren gazeteciler tehdit ediliyor. Ezcümle, bu ülkede adalet isteyen herkes bir şekliyle susturulmaya çalışılıyor.
Biz şu anda burada konuşurken bile haber siteleri, maalesef, yine kadın katliamlarının haberlerini geçiyor. Karabük'te Tutku Burcu Köseoğlu, Şırnak'ta Gülçin Özcan'ın ölümü şüpheli olarak kayıtlara geçti. Biz hâlâ niye şüpheli diye maalesef yine bilmiyoruz. Yine, Siirt'te 15 yaşındaki bir kız çocuğu "Damdan düştü." denerek, maalesef, hayatını kaybetti, o da şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçti.
Değerli milletvekilleri, bütün bunlar birbirinden bağımsız olaylar değildir. Bunlar yıllardır kadınları korumayan, failleri cezasızlıkla cesaretlendiren, her geçen gün büyüyen, güç kazanan erkek egemen aklın, maalesef, anlayışın sonucudur.
Hâl böyleyken gelin bir de yıldan yıla kadın katliamlarındaki artışlara bakalım: Son on yılda katledilen 3.703 kadının en az 2.463'ü aile içinde öldürüldü. Sadece 2026 yılının ilk altı ayında öldürülen kadınların yüzde 61'i aile içinde katledildi. Yani iktidarın "en güvenli yer" diye tarif ettiği evler, binlerce kadının mezarına dönüşüyor. Buna rağmen kadınları koruyacak, güçlendirecek ve yaşam hakkını savunacak politikalar değil; "aile hayatı" adı altında şiddet ortamına iten politikalar üretiliyor. Kadının yoksulluğuyla erkek şiddeti yine birbirinden bağımsız değildir. Kadını yoksullaştıran düzen, aynı zamanda onu şiddete mahkûm eden düzendir. İktidara göre itaat eden kadın makbul, ses çıkarmayan kadın makbul ama kendi hayatına sahip çıkmak isteyen, boşanmak isteyen, emeğine sahip çıkan, eşit ve özgür bir yaşamı yaşamak isteyen kadınlar her geçen gün hedef hâline getiriliyor. İşte, Siirt'teki Mekiye Akyel bunun en acı örneklerinden biridir.
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Devamla) - Teşekkürler.
Kadınları öldüren sadece failler değildir, failleri cesaretlendiren cezasızlık politikalarıdır. Uzaklaştırma kararlarının uygulanmaması, koruma taleplerinin yetersiz kalması, etkin soruşturma yürütülmemesi, şüpheli kadın ölümlerinin aydınlatılmaması ve kadın düşmanı söylemlerin siyaset eliyle meşrulaştırması da bu cinayetlerin ortağıdır. Bugün kadınlar yalnızca öldürülmüyor, adaletsizlikle ikinci kez cezalandırılıyor. Kadın meselesi, konuştuğumuz bütün meselelerden daha büyük ve daha önceliklidir. Dolayısıyla, kadınların yaşam hakkı hiçbir ideolojik aile projesine kurban edilemez. İhtiyaç olan şey, kadınları eve kapatan değil, yaşamın her alanında eşit ve özgür kılan politikalardır; cezasızlık değil, etkin soruşturma ve gerçek adalettir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Devamla) - İhtiyaç olan şey kadınların sesini kısmak değil, İstanbul Sözleşmesi'ni ve 6284 sayılı Kanun'un etkin bir biçimde kullanılmasıdır diyor, buradan bir kez daha hem kadınlara hem bütün toplumda en çok sorunu yaşayan kadınlara adalet, adalet, adalet. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)